|
|
- çok geniş bir ağdır yazar psikolojisi ve davranışları. malumunuz, sözlüğümüzde 5000 civarı yazar vardır.
bunların her birini, birbirinden bağımlı ya da bağımsız olarak teker teker incelemek gibi bir niyetim vardı, ancak sonra düşündüm ki çaylak olarak sözlük ortamı kokularını ciğerlerine çekmeye başlamış tek bir yazarı incelemek daha makuldur.
bunun için hemen harekete geçtim tabii ve açıklamak istemediğim bir takım çok gizli yöntemlerle elle tutulur cinsten veriler elde ettim.
(bu konuda söyleyebileceğim tek şey şu ki; mevzubahis yazar, uzun süre bir takım üst düzey yazarlar tarafından incelenmiş, sergilediği tutum ve davranışlar anında kayıtlara geçmiştir.)
ancak takdir edersiniz ki edindiğim bu veriler psikoloji dalında hiçbir bilgisi olmayan bendenizi ve bahsettiğim üst düzey yazarlar kurulunu aştı. ne yapacağımı düşünürken eski bir dostumun dostu olan psikiyatri uzmanı howard c. cutler'e danışmak geldi aklıma. başta kendisi bu konuda benimle görüşmeye pek yanaşmasa da daha sonra yoğun ısrarlarıma dayanamayıp benimle bir röportaj yapmayı kabul etti.
evet, işte on çaylaklık girisi ile başlayan bu maceranın psikolojik temellere dayanarak incelendiği efsanevi röportaj:
- yazarın sözlüğe kabul edildiği zaman heyecanlı olduğunu gözlemledik. sebebi ne olabilir sizce?
h.c.: insanlar, yeni bir sosyal çevreye girdikleri zaman kendilerinin girdikleri sosyal çevrece kabul edilip edilmeyeceği konusunda endişeli olurlar. kendilerine güvenleri tam olsa da patlak verebilecek en küçük olay, onların bahsi geçen topluluk tarafından hor görülmesine sebebiyet verebilir. yani, yaşanan bu duygu karmaşasına heyecan demek ne derece doğrudur bilmiyorum ama sebebi budur.
- yazar statü kavramının farkına vardıktan sonra, sözlük içi davranışlarının hayli değiştiğini fark ettik. diğer yazarlardan (tanıdık tanımadık) oy istiyor ve türk halkının duyarlılığına sahip yazarların duygusal tarafını hunharca kullanarak her geçen gün artırdığı statüsünü keyifle izliyordu.
h.c.: statü, insanların önemli sandığı bir kavram malesef. gerçek hayatta bile aslında değersiz olduğunun farkına varamadıkları bir şeye sahip olamadıklarında, yaşamak onlar için katlanılmaz bir hal alıyor. tam tersine, sanal alemde arzuladıkları bu statüye kolayca sahip olabilmek onları cezbeden taraf ve bunun onlara verdiği dünyevi haz aslında fazlasıyla gereksiz.
- anlıyorum. haklısınız ancak bahsi geçen yazar karı kaldıracı kullanma konusundaki becerisini sahip olduğu statü puanına bağlıyor. buna nasıl bir açıklama getirebilirsiniz?
h.c.: öncelikle, üstünde fazla durmak istemediğim bir konu bu. geçmişteki acı deneyimlerim de diyebilirim. ancak bir özdeyişle size durumu anlatayım:
"kaldırgaç bir hiçtir karı kalkmak istemiyorsa."
- kalkmak istemeyen karıların bile bir tüyü kaldırır gibi kaldırıldığını gördük. bunlar istisnai ve uç örnekler midir sizce?
h.c.: ah, sürekli yaramı deşmeye çalışıyorsunuz. *gülümser*
anladığım kadarıyla yazarın durumu ilginç. kendine değişik bir yöntem seçmiş olmalı. gençken, bir bilgeyle konuşmuştum. aşk acısı çektiğim bir dönemdi. kaldırmak isteyip de 'lan ya düşürürüsem???' diye korkup kaldıramadığım bir dönem...
bilge bana şunları söylemişti: "kadının gözünden akan bir damla gözyaşı, incelttiğin bir sesli harf, onu bir tüy kadar hafifletecektir."
yani, engin tecrübelerim beni yanıltmıyorsa yazar ağlak edebiyatçılar zümresinden.
- sanırım siz bu konuda röportaj yapılabilecek en bilgin kişisiniz. *gülüşmeler*
şöyle bir konu da var: ayar amaçlı nick altı giri çılgınlığı. anlamakta en çok zorlandığım ve sizin fikirlerinize en çok ihtiyacım olduğu nokta bu.
şu zamana kadar sürekli elit ve seviyeli bir tutum sergileyen yazar, nick altına yazılan bir kaç ayar dolu giriye seviyesizce cevap verip bunları sileceğini de peşin peşin söyledi; böylece en sevilmeyen eserleri kavramından kendini fazlaca uzak tutmuş oldu.
durum böyleyken, cevap verdiği giriyi, okuması gereken kişi okudu ve kendisi girinin okunduğundan emin olduktan sonra itinayla girisini çöpe gönderdi.
buraya kadar bana göre herşey normal. ancak yazarın seviyesiz nick altı girisi, çılgın ve çakal bir kaç yazar tarafından screen shot şeklinde kaydedildi ve kutsal olarak nitelendirilebilecek bir sözlük aparatı olan müzeye yerleştirildi. bu sırada, inceleme altında tuttuğumuz yazarın afalladığını gözlemledik. sanki kontrolünü yitirmiş gibiydi ve tükürdüğünü yalayarak girisini çöpten çıkardı.
çöpten çıkarması kendince mantıklı bir nedendi çünkü düşünüyordu ki o giri yeniden hayata döndüğü zaman 'sadece silinmiş girilerin konulabildiği' müzeden kaldırılacak ve itibarında oluşan çatlaklar sıvanacak. ancak durum beklediği gibi olmadı tabii. giri artık hem müzede hem de sözlük sayfalarındaydı.
hal böyle olunca, yazar iyice kötü bir duruma düştü ve bahsedilen giriyi bir kez daha çöpe gönderdi. daha sonra blablablabla...
h.c.: sayın arkhe, bu konuda yapabileceğim en iyi şey sizi tedavi altına almak olacaktır. düzenli seanslarımızla, bu tarz saçma sapan şeyleri kafaya takmanızı önleyebiliriz. gelişmiş tedavi yöntemleriyle artık bu konuda hızlı yol aldığımızı söyleyebilirim. hap bile kullanmadan, sadece konuşma seanslarıyla bu mümkün. eğer siz de kabul ederseniz...(arkhe, 17.07.2007 02:16 ~ 02:40)
|