1. duyarmısın,ağlasam geceleri sen uyurken?
    gülsem anlar mısın?
    yıkık,
    dağınık,
    anlamsız….
    ne diyeceğimi bilmiyorum.
    hiçbirşey bilmiyorum
    inan,dememe gerek yok bu sefer,bunu sen de biliyorsun
    kendimden,hiçbirşey katmıyorum bu ‘’bilmiyorum’’lara
    bildiğin sözlük anlamı, kendisi kadar dolu.

    duyar mısın?
    duysan anlar mısın döküldüğümü sessizce kendi içime?
    bulup,çıkarır mısın beni düştüğüm bu yerden ?

    boş duvarlara çeviriyorum yüzümü,
    üç nokta koyup gelecek diyorum, bir çizik daha,
    susuyorum…
    yeni bir ışık bekliyorum,bir çizik daha atmak için.
    karanlığında sensizliğin,ben,susmaktan başka hiç bir şey yapamıyorum.
    işte burada ki “şey” e dünyalar kadar anlam yüklüyorum,
    olmadığın her şeyi katıyorum işte.
    karmaşıklaşıyorum, ifade edilemeyişimin bilmem kaçıncı yıl dönümü.
    sen,yorumsuz kaldıkça,yeni bir yıl kutluyorum ifadesizliğimle beraber,
    karmaşıklığımla kadeh tokuşturuyorum,
    ve sayfalarca kusuyorum,bu sarhoşluğun ardından.
    susacak çok şeyim var,
    anlamlarını anlayamayacak kadar çok şey katacak…

    artık gidiyorum.
    ışıksız ve sessiz ama bir o kadar da aydınlık gürültülere.
    duyuyor musun?
    ben seni konuşuyorum bu uyku sessizliğinde.

    gülüyorum, ağlıyorum…
    bildiğin sözlük anlamı, kendisi kadar dolu.
    uyumasam,sabaha kadar yazarım.
    sabah olmuş, ‘’günaydın’’.
    duymuyorsun !

    (bkz: nuwanda)