bir dildeki kelimelerin tanımlarını içeren derleme. yalnızca teknik terimleri içeren terimler sözlüğü olabileceği gibi, felsefe ile ilgili kelimeleri içeren felsefe terimleri sözlüğü ya da argo kelimeler sözlüğü de olabilir.
kelime - tür, anlam(lar) gibi belirgin bir biçimi vardır. bu biçim ve kullanılan kısaltmaların ne olduğu sözlüklerin başında tanıtılır.
ilkel versiyonları kelime bazında çeşitli dillerden diğerlerine tercüme için kullanılan, günümüzde internete aktarılarak daha çok bilgi editilmesini* ve edinilmesini sağlayan, bazan güldüren bazen hüzünlendiren oluşum.
(bkz. itüsözlük)
(bkz. ekşi sözlük)
(bkz. private sözlük)
(bkz. zibidi sözlük)
(bkz. dangalak sözlük)
(bkz. patavatsiz sözlük)
hala var mı bilmiyorum bizim zamanımızda metin içinde geçen bilmediğimiz kelimelerin listelerini yapardık, anlamlarına bakar, cümle içinde kullanır, nirvanaya ererdik. anlayamadığımız kelimeleri de "benim xxx im var", "babam bana yyy aldı" gibi formalite icabı cümle içinde kullanırdık. eğer hala devam ediyorsa, belki ileride bir gün sorarlar wondrous'un evladına:
-yap sözlüğün tanımını?
-hede höde,
-bir de cümle içinde kullan?
-benim babamın sözlüğü var!*
internet üzerinde binlercesi bulunan ve açılmaya devam eden oluşumlar.
itü sözlük, private sözlük, uludağ sözlük ve bunun gibi, ekşi sözlük'e alternatif oluşturmak amaçlı bir takım sözlükler kurulmuş zamanında. bu sözlükler, kendi altyapısını da geliştirerek bir yere varmışlar. şu anda hepsinin veritabanı, iyi ya da kötü bir yerlere gelmiş durumda.
fakat; internet üzerinde bu son zamanlarda yayılan, bazı hazır sözlük scriptleri ile sözlük kurma furyası, nereye gideceği belirsiz bir hal almış durumda. birbirlerinden teknik anlamda üstün olmayan, veritabanları boş sözlükler türüyor her gün. bu konuda önemli olan "sözlük açmak" değil, "veritabanı oluşturmak" ki bunu da bu tür sözlüklerin yapması ne yazık ki mümkün olmuyor. herkes egosunu tatmin etmek, "benim de sözlüğüm var" diyebilmek için internette hızla müthiş bir çöplük oluşturuyor.
aynı zamanda, belki de yaratıcılığın köreldiğini anlatan bir işaret bu. 1999 yılında ekşi sözlük tarafından başlatılan "sözlük" konsepti aynen devam ettiriliyor. gittikçe blog'lar da bu yöne doğru kayıyor. yeni bir konsept arayışı, yok denilecek kadar az. keza, artık bu büyük sözlüklerin yaptığı ufak tefek değişiklikler haricinde, sözlüklerin de teknik altyapısında gelişmeler gözlemlenemiyor.
ne kadar "çokseslilik" olarak düşünülürse düşünülsün, bu sözlük furyası ne yazık ki yalnızca kirlilik yaratıyor. oysa; "sözlük" için sarfettiği eforlarla, sanıyorum, türk kullanıcılar internet üzerinde çok başarılı eserlere imza atabilirler.
bir zamanlar bbs'lerden forumlara geçildikten sonra forumların kaderi ne olduysa, forumlardan sözlüklere geçildikten sonra da benzer bir kader bekler onları.
bildiğimiz anlamıyla ilk kez john garland tarafından 1225'te kullanılan kelime. ama "adam gibi ilk sözlük nedir?" diye soracak olursanız; 252 sene önce çıkarılan samuel johnson'ın sözlüğü diyebiliriz rahatlıkla. ilk türkçe sözlüğün basımından bu güne 62 yıl geçtiğini de hatırlatalım.
yalnızca, insanların "yazma" ihtiyaçlarını giderdiği bir konsept. "sözlükten hatun kaldırmak" gibi amaçlarınız varsa, o sözlüğü hayatınızda önemli bir yere koyduysanız, orada sizin için yazılan, sizin yazdığınız 0 ve 1'lerden oluşan yazılar, dolmakalemle dosya kağıdına yazılandan, ya da bir arkadaşınızdan duyduklarınızla eşdeğerse, ya da ondan üstünse, "sözlük" maceranız bir anda tökezlediğinde, yok olduğunda boşluğa düşüyorsunuz. sanal bir ortama gerçek değerler yüklemenin, "yazma" amacı yerine başka amaçlar gütmenin bir sonucu bu.
sözlüklerde konsept olarak sizden önce yazılmış girilere cevap vermenizin yasak olması bile düşünce özgürlüğünün tavan yapmasını sağlamıştır. ne var ki bazı sözlükler başka yöntemlerde* düşünce özgürlüğünü şahane bir şekilde katletmektedirler. esefle kınıyoruz biz onları zaten.
bir arkadaşımın, "yazmaya değmez!" dediği yerler bütünü.. girilerimi okutunca, "sen burda salak salak yazacağına, bunları bir güzel toparlayıp, öykü yazsana, burda boşa gidiyor bunlar?!" dediği..
düşünüyorum da, en karanlık pelerinlerine bürünmüş en alacalı saatlerde, varolabilmek adına onca çırpındığımız günler geliyor aklıma. "önce fanzin dergilerden başlarım, sonra büyük dergilerde yazmaya devam ederim.." gibi şapşal laflarımız üşüşüyor şimdi yüzümdeki küçümseyen gülümseyişlere. yazıcaktık tabii.. bizim, benim, senin söyleyecek çok daha güzel şeylerimiz vardı. en orjinal hislenişler bizdeydi, en kral biz ağlar, en orgazmik biz yazardık. çok güzel 'sanıyorduk'.
şimdi bakıyorum da.. sözlüklerin hakkını vermek lazım. en azından şu içimizde biriktirdiklerimizi kusmak adına, "biz de varız!" diyebilmek adına elimizde kalan tek şey. bizim duvarlara karalanmış sözlerimiz ve jandarma önünde koşuşturduğumuz 12 eylül'lerimiz yoktu, bizim trt 1 zorunluluğumuz büyük ölçüde yoktu ve bizim yine kemalettin tuğcu histerilerimiz yine büyük ölçüde yoktu.. diyeceksiniz ki, "neyiniz vardı aq?!" birbirine torpil üstüne torpil geçiren bir edebiyat kuşağında, "the cure nasıl türkiye'de konsere gelebilir ki?!" şaşkınlıklarımızda, iki arada bir derede kalmış zihinlerimizde hep kirlenmiş hayallerle yazdığımız sözlüklerimiz vardı..
"sözlükte yazmaya değmez.." dedi arkadaşım.. "hala bir mucize olmasını bekliyorsun değil mi?! bir şeylerin gelip seni kurtarmasını.. öldükten sonra yazdıklarımızın anlaşılacağını bekliyorsun değil mi?!" diye sordum.. çevrim dışı oldu msnde.. bir cevap alamadım..
insanların cinsel egolarını tatmin ettikleri yerler..
bunu artık cidden düşünmeye başladım.öyle olması gerek yoksa bu sözlüklerde ki her insan potansiyel brad pitt yakışıklılığında,her adam al pacino coolluğunda,her adam sinema filmlerinde özendiğimiz karakter..özgüveni tavan yapmış insanlar topluluğu..
bu sözlüklerdeki erkeklerin çoğunluğu evli bir kadınla ilişki yaşamıştır,her tipten kadınla yatmıştır,inanılmaz entellektüeldir ve cinsel organının boyunu anlatmakla gurur duyan erkek sözlük yazarıdır ve bunun tam tersi de nerdeyse çoğu bayan yazarlar içinde geçerlidir.
vay anasını diyorum,hepimiz al pacinoyuz,hepimiz brad pitt.. lan..harbi ama
ekşi ve itü gibileri düşünecek olursak kendi bbg'ini kendin yap gibi bir işlevi de var sözlüğün. çok eğlendiriyor. bbg eray, bbg melih gibi itü sözlük kayser sozer, ekşi sözlük peder zickler oluyoruz. yeterince dikkat çekenler dışarda program da yapabiliyor. kendi çapında bir perde arkası, çoğumuzun ucundan bulaştığı bir dedikodu ağı da var. kim ne yapmış, kime ayar vermiş, kim kavga edip barışmış merak edenlerimiz de var. hem de dışarıdan seyretmiyoruz bu oyunu, birebir içinde aktif olarak rol alıyoruz bu evlerin.
yavaş yavaş ailemden biri olduğu hissine kapıldığım (evet deliyim)
yalnızlığımı ve acılarımı paylaştığım
huzur bulduğum
beraber yatıp beraber kalktığım
şu anda hayatımın en önemli değerlernden biri olan
uğruna arkadaşlarımı sattığım ve 'siz gidin sözlüğüm bana kalsın' dediğim
dışardayken eve daha hızlı adımlarla yürüyüp kavuşmak istediğim
günlük konuşmalarımda bkz. vermeye başlamama sebep olan konuşmamı değiştiren
kelimelere sığrıramadığım hadisedir.
dert ortağıdır.
artık pek güvenilecek kişiler bulunmadığından ve şairin şu dizelerinden
iki çocuk
rahatlıkla oturduğumuz
kapının eşiğine
kendi başıma zor sığıyorum bugün
büyüdükçe insan
yalnız mı kalıyor ne
mütevellit gerçekten de masrafsız bir dert ortağıdır sözlük.
kimseye anlatmak istemediğin şeyleri sözlükte rahatça dile getirebilirsin.
tanıyan yok tanıyacak olan yok.
hal böyleyken insan da rahat oluyor, derdini, sıkıntısını, normal zamanlarda dile getirmek isteyip de getiremediklerini en azından yazarak dışa vurmuş oluyor ve bunun verdiği mutluluğu doyasıya yaşamış oluyor.
iyi ki var şu sözlükler ya.