6 yıllık tıp öğrenimi hayatımda çok kez girdiğim sınav türü. her türlü hocayla karşılaştım. en mülayiminden en arsızına. çalışarak girdiğim de oldu çalışmadan girdiğim de. hatta sarhoş girdiğim bile oldu. lakin hiç sözlü heyecanı denen şeyi abartıp nutkum tutulmadı. biliyosam çatır çatır söylerim. ama heyecanlanıp da iki kelimeyi bir araya getiremeyenlerin sayısı o kadar fazla ki ben kendimi sadece şanslı sayabiliyorum. kolay değil tabi. karşınızda amerika'nın bilmem ne üniversitesinde master yapmış diabet kompetanı bir profesör oturunca sizin de diabetin majör risk faktörlerini sayarken teklemeniz gayet trajik oluyor. içimden çok geçirdim "lan ben ne söylersem söyleyim bu adamı tatmin edemem mına koyim." diye. bunu hep şeye benzetirim. düşünün ki futbolla çok ilgileniyosunuz.
cm yi yıllar yılı oynamışsınız. avrupa liglerindeki her takımı takip ediyorsunuz. şampiyonlar ligi maçlarını orgazm halinde izliyorsunuz. sizin için en büyük yıldızlar
totti,
kaka,
rooney falan. o kadar bilgilisiniz yani futbolda. futbolcuların ayakkabı numarasından doğdukları şehre kadar her şeylerini biliyorsunuz. adamın birine diyorsunuz ki
juventusla ilgili bildiğin her şeyi anlat. adam da lafa "eee juventus ispanya'nın güzide takımlarından biridir" derse meşe odunuyla dövmez misiniz adamı. bazen o kompetan profesörlerin karşısında ne yazık ki buna benzer durumlara düşebiliyoruz.
yani demem o ki hiç de küçümsenmeyecek bir zorluğa ve stresse yol açar sözlü sınav tıp fakültesinde. benim bir düşüncem var seneye eğitim toplantısında hocalarla paylaşmak istediğim. sınava giren öğrenciye bir kadeh sert bir içki ikram edilsin (
rakı,
tekila,
viski falan). hoca "dibini görmeyen ebesininkini görsün" desin. fondipten sonra ne heyecan kalır ne stress. öğrenci de biliyorsa bülbül gibi şakır, bilmiyorsa "hocam çalışmadım ben" der çıkar gider delikanlı gibi. ne güzel olur değil mi?