nickiyle koparıp girilerini okuma isteği yaratan yazar.
modlar bi kıyak geçsede nickine bi kaç harf daha eklese daha uzun bir nicki olsa, o gülse biz eğlensek, şu başlığı destekleyeceğini düşünüyorum:
(bkz: sözlük bana 50 karakterden uzun nick ver allahsız)
benim gibi dünyanın en efendi, en dürüst, en temiz kalpli insanlarından birine, iki defa "seni lanet piç" diyebilmiş kişidir.
sevinsem mi üzülsem mi anlamadım. kızlar efendi adam yerine piç tercih ediyo nasıl olsa. bende hayatımda hiç beceremedim bunu. belki de evriliyorum yavaş yavaş. yoğuruyo beni. kıvama geldiğimi hissediyorum.
"bugün canım sıkkın. hadi komik şeyler anlat bana. güldür beni." diyerek bana teslim bayrağını açtırıyodu nerdeyse. kitlendim. bittim. kendi yarı sahama çekilip olacakları beklemeye başladım. baskıyı hissettim.
35 numara ayaklarını çok merak ediyorum. bi de kızınca suratının nasıl bi hal aldığını.
birlikte kahvelerimizi yudumlarken sözlük hakkında pek dedikodu yapacağımızı sanmıyorum. o işi bol zeytinyağlı ve limonlu salataya ekmek banarken yapıcaz. daha zevkli olur.
zirve içinde en yüksek miktarda telefon transferi yapmış kişidir. masanın hangi tarafına otursa telefonunu diğer tarafa bırakmış, sonrasında pembe bir telefon vardı onu bi yollarmısınız bu tarafa şeklinde hafif çığlıklar atmıştır. köle konusunda ise en yüksek noktası, gel bakayım buraya vokali ile birlikte boynunu sağa doğru eğip gözlerini kısıtığı andır. köle geldi o ayrı. kölesine bırak nargileyi, çay bile içirmemiş, minyon yapısı içinde sakladığı canavarı her ne kadar gizlemeye çalışsa da an an ortaya çıkarmıştır.
(bkz: yusuf)
"evet, tayt giyiyorum eşşek kadar da adamım ne var?" diye çemkirdiğim insandır. öyle açık sözlü falandır ama kendi içinde acayip naif, şeker bir insandır. hırçın tavırlarına bakılmasın, yumuşak huylu insandır.
aylardır öküz gibi aradığım, kitap sitelerinin hepsinden sipariş edip stoklarımızda yok cevabı aldığım, geceleri rüyamda okurken gördüğüm kitabı bulmuş ve beni dünyanın en bahtiyar insanı etmiştir sabah sabah.
ayrıca ben kendi yerinde olsam kılımı bile kıpırdatmazdım. toplasan 10 cümle konuşmuşluğumuz ya vardır ya yoktur. kendisine ne kadar teşekkür etsem az, onun için hiç etmiyorum bile. ama kesin zirvenin birinde denk gelir, o zaman 3-5 bira ısmarlarım olur biter. herşeyi parayla satın alabileceğimi düşünmem ne kadar acı.
hayatında yapacak işi gücü yokmu diye merak ettiğim yazar.
kendileri nereye baksam karşıma çıkıyor zaman ve yer ayırt etmeksizin her zirveye katılıyor maşallah.
imrenilesi bir hayatı var. sanırım oturduğu yerden para kazanabiliyor ki 7/24 nette olmayı ve her zirveye katılmayı başarıyor.
artık parayı nereden kazanıyorsa..?
edit:evet bu girimde yazımın ana düşüncesini yada sorumun cevabını siz okurlarıma bırakıyorum hadi bakalım kolay gelsin*
çaylaklığının bitişine müteakip kameraya dönerek "bir çaylaklık döneminin daha sonuna geldik. esen kalın." demiş ve kağıt destesini masasına vurarak düzelttikten sonra huzur dolu gözlerle geleceğe bakmıştır.
yok lan yok lafın gelişi dedim ben onu öyle. sinirlenince midye dolma yiyo bu. bi de bana da yedirmeye çalışıyo. yok kuzum alerjim var deniz ürününe sen ye dedim. kızdırmayın küçük hanımı. hayır başıma kalacak sonra 100 kilo olacak benden başkası almayacak bunu. kendimi düşündüğümden ben hep. valla bak.*
girileri ve fotolarıyla yeterince tatlıyken, yüz yüze daha da sevimli olan insan dişisi. güzeldir, çekicidir, neşelidir, eğlencelidir, zekidir, çeviktir; ama asıl önemlisi sıcaktır. insanları gerçek anlamda sever. ilgilidir.
eskişehir yönünden 9 kişi çıkıp da 2 kişi olarak döndüğümüz istanbul macerasında, vela'dan sonra bizimle en çok ilgilenen istanbullu yazar olmuştur kendisi. muhteşem bir konukseverlik göstermiştir, vakti olduğu sürece bizi yalnız bırakmamaya özen göstermiştir. asıl takdir edilmesi gereken yanı da budur.
sözlükte en sevdiğim insanların arasında en üst sıralardadır.
her gün muhakkak birbirimizden haberdar oluruz. ya sözlükten mesajlaşırız, ya telefon ile. olmadı birimiz muhakkak arar ya da canımız sıkılır, gideriz akşamüstü biryerlere birşeyler içeriz. lan ekmek gibisin su gibisin dicem de kötün kalkmasın diye demiyorum *. ha birde bu hatun çok güzel gülüyor.
güldürgeciymişim onun, kıçımla gülüyorum. bana ihtiyacı yok ki gülmek için, gayet mutlu, keyifli, neşeli yavrucak. arada kızdırıyorum onu, 20 dakika trip atıyor, sonra bi şebeklik yapıyorum, huooopp herşey gene aynı, gülüyoruz karşılıklı. ama o çok güzel gülüyor, orası ayrı.
zirve ekürim. yolumun üstünde oturuyor ya haspam, ya trende bir vagonda sözleşiyoruz, o vagona biniyor, trende başlıyoruz zirveye, ya da benim düldülle alıyorum, aldığım yere de bırakıyorum dönüşte. beni görür görmez başlıyor gülmeye. "naber?" diyor ve gülüyor, güzel gülüyor.
organize ettiği zirvelerde hiç sıkılmadım, zaten paso atraksiyonlu zirveler açıyor. diğer zirvelerde de beraberiz genelde, ice tea içiyoruz sapıtıyoruz, kafayı buluyoruz, yeni insanlarla tanışıyoruz, acaip cana yakın, işte eğleniyoruz, gülüyoruz ama en güzel gülen o oluyor hep, harbi güzel gülüyor.
insanın hayatta ihtiyaç duyduğu insan profiline sahip birisi. konuşmasına birşey söylemesine gerek yok, varlığı zaten yetiyor o pozitif elektriği yaymasına. siz de tanıyın bu insanı demicem, o kadar cana yakın ki, merak etmeyin o gelip sizinle tanışacaktır zaten.
ha son birşey daha, hep gül lan, öyle daha güzelsin.
kendisine şiir yazacağım, bu bir iltifattır. ancak ben o kısacık nicki biraz daha kısarak durumu tam manasıyla özetleyen bir isim kullanacağım; "uzunnik"
upuzun sensiz geçen saatler zamanın anlamı yok tesirsiz uyku girmez ki gözüme ne zaman göremesem seni ne olur çok bekletme inan çekilmez, buralar koskoca bir boşluktur sensiz.
aynı başlığa verdiğimiz ayar sırasında verdiği ayarı hoşuma giden ve sonrasında tebrik edip diğer girilerine de göz attığımda az kelimeyle öz ayar verebilen ulvi şahsiyet. gerektiğinde tek atışla bile topu deliğine sokabilecek kudrette olduğuna kanaat getirdiğim nesildaşım.
siyah beyaz resim yapıyorsa eminim çizgileri de oldukça düzgündür ancak gereksiz taramalardan kaçınması gerek.
kendileriyle 3. disko kralı zirvesi'nde ben biramı yudumlayıp,sabahın köründe gözlerimin çöktüğü bir vakit tanıştım.
uykusuzluktan gözleri kapanıyordu,her an can verebilirmiş gibi bir hali vardı ancak o kadar efendi bir yazar ki kendileri,ülkeyi kurtarma sohbetlerini can kulağıyla dinledi.arada ufak enoktotlar ekledi.sohbetin en iyi dinleyicisi ve neşe katanı oldu.
sonra ufaktan döndüm kendisine,şirinler konuştuk.ancak şirinlerin komünizm yaymak amaçlı olan propagandası üzerine uzun uzun anlattım dinledi,sonra sağolsun o başladı anlatmaya ben dinledim.şahane bir kısa sohbet ettik.
görüldüğü üzere kendisiyle her şey sohbet üzerineydi çünkü harika bir dinleyici ve konuşmacı. kendisi kesinlikle ntv'de program yapıp ülke sorunlarına değinmeli,gerçekten izlenme ve faydalanma açısından çok önemli bir program olacağına eminim.
daha nice zirvelerde görüşmek üzere diyorum kendilerine ve selamlar ediyorum.
sözlüğün senin gibi yazarlara ihtiyacı var.