dinlenildikçe dinlenilen bir albüm. kenara bırakılacaklardan değil, baş ucu edileceklerden.
murathan mungan'ın yazdığı kapak yazısı harika olup, şu şekilde dökülmekte buraya da:
"öncelikle, bu albümün yapımında katkısı, desteği, emeği olan; sesini, sazını, gönlünü koyan sanatçısından teknisyenine herkese çok teşekkür ederim. ayrıca böyle zor ve zahmetli bir projeyi üstlenen ada müzik'e; bu sancılı süreçte ilgileri, bilgileri ve heyecanıyla her zaman olduğu gibi bana destek olan arkadaşlarıma çok teşekkür ederim.
bu albümün arkasında görülen kadar, görünmeyen bir tarih de var. beni ben yapan bir tarih. belki bizi biz yapan. çocukluğum ve yeniyetmeliğimin geçtiği mardin'deki çay bahçelerinde, dondurmacılarda çalınan eski plaklar, geceleri başka dünyalardan sesler arayarak karıştırdığım radyo istasyonları, çok yıldızlı gecelerin aydınlığında dinlediğim arapça şarkılar,
ses mecmuası,
hey dergisi, unutulmaz disk- jokeyleriyle diyarbakır, çukurova, ankara, istanbul il radyoları, onların istek programlarına gönderdiğimiz küf yeşili posta kartları, ilk pikabım olan radyolu monark 451, vitrin camlarında 45'lik kapaklarını seyrettiğimiz eski plakçı dükkanları, ankara gençlik parkı'nın aile gazinoları, kış sabahlarında erkenden yer kapmaya gittiğimiz çarşamba, pazar matineleri, anısı eski yaz gecelerinde kalmış yaz sinemaları.
bu albüm hakkınızı ödemeye yeter mi bilmem?
hep kalbinin verdiği sözlerle yaşamış biri olarak çocukluğumun, yeniyetmeliğimin, ilkgençliğimin unutulmaz sesleri, birlikte büyüdüğüm şarkılar, şarkıcılarla; günümüzün severek dinlediğim, bundan sonraki yol işaretlerini merak ettiğim şarkıcılarını, topluluklarını, düzenlemecilerini; hepsini buluşturmaya çalışan bu projenin çok sesli aynasında kendime baktığımda, düşünüyorum da: meğer ne çok
türkiye'ye benziyormuşum.
murathan mungan
mayıs 2004"