içinizi acıtan bir durumdur. karşınızdaki sizi yanlış anlamaya ya da anlamamaya devam ediyordur , durumu açıklamışsınızdır ama kendi dediğinden şaşmıyordur. " evet, sen haklısın" der siz de "tamam, artık rahat uyuyabileceğim " dersiniz aradan çok geçmeden gene aynı şekilde sizi acı çektirmeye devam eder bilinçsizce.acı çekenin sadece kendisi olduğunu düşünüyordur çünkü. sanki yaşanmışlıkların hepsi yalanmış gibi konuşur.gene size aynı şeyler söylenir. zaten herşeyden çok acıtan da sevdiğinizin size bu şekilde davranmasıdır.(karşınızdaki de aynı şekilde düşünüyordur )
bu noktadan sonra susarsınız artık çünkü konuşmak bir işe yaramamaktadır. susmanızın doğru karar olup olmadığını da sorgularsınız.
haklıyken susmak, diye geçirirsiniz içinizden. yediremezsiniz.bazen "herşeyi söylersem düzelir belki" dersiniz ama çok incinmişsinizdir.bu da susmanızın bir sebebidir. çünkü konuşursanız herşey olabilir ; daha kötüye gitme ihtimali vardır ya da baştan iyi görünüp sonradan kötüye dönüşebilecek durumlara.susmaktır aklınızda bu düşünceler varken.
yazar yazar silersiniz, telefonda numarayı çevirmeye başlayıp kapatırsınız.karşınızdaki bişeylerden dolayı sizi yok sayarken, yaranıza tuz basarken hiç tereddüt etmeden, siz susarsınız. bir gün belki beni anlar diyerekten.doğru değildir belki susmak, ama susmanız gerektiğini bilirsiniz.artık duygusal olarak daha da incinmenize mantığınız da el vermemektedir. aşırı ısınıp duran
işlemci gibi durmuşsunuzdur.sessizliğe gömülürsünüz.dışarıyla bütün ilişiğinizi kesersiniz.
karşınızdakinin "işte , düşündüklerimin hepsinde haklıydım.tam beklediğim gibi konuşamıyor bile." diye aklından geçireceğini düşünürsünüz.aslında bu şansı vermek istemezsiniz ama gücünüz kalmamıştır.tükenmişsinizdir. acı çeken tek kendisiymiş gibi davranan karşınızdakinin bazı şeyleri size yıkmasına , belki böyle daha az acı çekiyordur diye katlanırsınız.
beyinden gelen bu otomatik sessizlik emrine istemeden de olsa itaat edersiniz.bir gün düzelecek her şey diye diye söyler etrafınızdaki herkes, siz aksini düşünseniz de bakarsınız kendi kendinize telkin ediyorsunuz .belki herşey düzelir diyerek sessizliğinizi korursunuz.
sessizliğinizle çektiğiniz acının sizi daha büyük acılardan koruyacak bir bedel olduğunu düşünüp yolunuza devam etmeye çalışmaktır.
(bkz:
sukutun altın olmaması)