the dark lady of dna. gelmiş geçmiş en başarılı
dna resimlerini çeken ve dna'nın şeker-fosfat iskeletinin dışarda, bazlarının ise içerde duran bir helix yapısında olduğunu bulan kişi. x-ray kristalografi yöntemini kullanarak dna'nın şeklini çözümlemeyi başarmıştır.
hikayesi ise hem acıklı hem de sinir bozucudur.
çalıştığı yıllarda ne çalışma arkadaşı maurice wilkins ne de diğer bilimadamları tarafından kadın olduğu için dikkate alınmamıştır. daha sonra adını dna'nın kaşifleri olarak yazdıranlar kendisini basit bir asistan olarak algılamaktan vazgeçmemişlerdir.
beraber çalıştığı maurice wilkins no:51 adıyla bilinen dna resmini
watson'a göstermiştir. watson o ana kadar kafasında tam bir dna modeli oluşturamamıştır, ama bazların dış kısımda şeker ve fosfatın ise iç kısımda olduğuna inanmaktadır. çift sarmal adlı kitabında watson o anı şöyle anlatır: 'resimleri gördüğüm anda ağzım bir karış açıldı. o anda her şey birden aydınlandı sanki. rosy haklıydı. şeker-fosfat iskeleti kesinlikle dışarda olmalıydı.' bu resimden sonra watson rosalind franklin'in bir kaç çalışmasını daha izinsiz bir biçimde gördü ve
crick ile birlikte tüm dünyayı sarsan dna modelini yayımladılar. yayında rosalind franklin'in adı ise ufak bir dipnot olarak geçiyordu. rosalind franklin'in çalışması ise aynı anda watson-crick modeline destekleyici yayın olarak yayımlandı. watson rosalind franklin'i tüm bunlara rağmen ısrarla ciddiye almaz, çift sarmal adlı kitabında rosalind franklin için kendine bakmayan, kadınlığından bihaber, ruj bile sürmeyen biri diye bahseder.
rosalind franklin ise çalışmaları uğruna uzun yıllar x -ışınları ile çalıştığı için tıpkı
marie curie gibi kansere yakalanır ve kısa bir süre içinde ölür. dna'nın keşfi için verilen nobel'i ise watson, crick ve wilkins paylaşırlar. ölmüş kişiler için nobel verilemediği için de rosalind franklin kanser olduğu ile kalır.
no:51 x-ray kristalografi resmi:
http://www.ba-education.demon.co.uk/...