belki ilginizi çeker
  1. · dire straits
  2. · leyle ile mecnun
  3. · shakespeare
  4. · sözlükte spoiler vermek
  5. · cesaretin var mı aşka
  6. · filmdeki başrol kahramanının ölmesi
  7. · en saçma ölüm nedenleri
  8. · huzur veren şarkılar
  9. · titanic 2
  10. · lovefool
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · beşiktaş ile fenerbahçe taraftarı arasındaki fark
  2. · 21 kasım 2009 beşiktaş fenerbahçe maçı
  3. · onur öymen
  4. · ugg düşmanı ezik kızlar
  5. · aşk ı memnu
  6. · uykusu olup da uyumayan insan
  7. · okan bayülgen
  8. · hüseyin karadağ
  9. · reprodüksiyon

romeo and juliet  

 sayfa  / 2
  1. shakespeare'in ünlü eseri.

    o true apothecary!
    thy drugs are quick. thus with a kiss i die.

    şeklinde biten hazin aşk öyküsü.
    (bkz. sözlükte spoiler vermek)
    (man on the moon, 24.06.2004 03:45)
  2. veronalı montegue* ve capulet* ailelerinin arasındaki düşmanlık ve çocuklarının arasındaki yasak aşkı anlatan shakespeare oyunu.

    shakespeare aslında bu konuyu eski bri öyküden almıştır. kendi süslü dilini kullanıp komedi ve heyecan unsurları katarak başarılı bir tiyatro eserine dönüştürmüştür.

    romeo ve juliet'te dikkati çeken önemli detaylardan biri de tüm oyunun yaklaşık iki buçuk-üç gün gibi bir süre zarfında geçmesidir. bu kısa sürede romeo ve juliet'in tanışıp, deli gibi aşık olup, evlendiği ve hatta gerdeğe girip sonra da intihar ettikleri düşünülürse bu iki gencin hissettikleri duyguların aslında gerçek aşk olmama ihtimali oldukça kuvvetlenir. romeo zaten oyunun en başında roseline adlı bir genç kıza aşık olduğunu söylemektedir. birkaç saat içinde roseline'i tamamiyle unutur ve juliet'in peşinden koşmaya başlar. zaten juliet'in 15 romeo'nun da 17* yaşında olması shakespeare'in bir aşk trajedisi maskesi altında böyle bir aşın gerçek olamayacağıni savunduğu düşüncesini güçlendirir.

    oyundaki en önemli karakterlerden biri şüphesiz mercutio'dur. bu bey yoğun trajedinin içindeki başlıca komedi unsurudur ve her karaktere oldukça başarılı şekilde laf sokar. ayrıca kraliçe mab hakkındaki monologu ve ölürken söylediği "a plague* on both your houses!" repliği zamanın ingiltere'si ve halkın inanışları hakkında yararlı bilgiler verir.
    (drenchrome, 14.07.2005 02:35)
  3. birkaç kez filmi yapılmış shakespeareeseri. en güzel filmi 1968de italyan yönetmen franco zeffirelli tarafından yapılmıştır kanımca. hele godfather filminin kompozitörü nino rotanın müziği inanılmazdır filmde, glen westonun söylediği what is youth şarkısı ilk buluşma sahnesine enfes gider. buluşma sahnesindeki diyalog:

    romeo:
    if i profane with my unworthiest hand
    this holy shrine, the gentle fine is this:
    my lips, two blushing pilgrims, ready stand
    to smooth that rough touch with a tender kiss.

    juliet:
    good pilgrim, you do wrong your hand too much,
    which mannerly devotion shows in this;
    for saints have hands that pilgrims' hands do touch,
    and palm to palm is holy palmers' kiss.

    romeo:
    have not saints lips, and holy palmers too

    juliet:
    ay, pilgrim, lips that they must use in prayer.

    romeo:
    o, then, dear saint, let lips do what hands do;
    they pray -- grant thou, lest faith turn to despair.

    juliet:
    saints do not move, though grant for prayers' sake.

    romeo:
    then move not, while my prayer's effect ı take.
    thus from my lips, by yours, my sin is purged.

    juliet:
    then have my lips the sin that they have took.

    romeo:
    sin from thy lips? o trespass sweetly urged!
    give me my sin again.
    (panavision, 10.01.2006 21:19 ~ 21:21)
  4. (bkz: salak ile avanak)
    (lillith, 10.01.2006 21:25)
  5. öyküsünü arthur brooke'nin 1587'de yayımladığı the tragical history of romeus and juliet adlı şiirden alan oyun
    (ben ihsan değil hilmiyim, 10.04.2006 17:12)
  6. william shakespeare'in ilk trajedilerin biri olan şaheser. harika kurgulanmış, paralel karakterlere ve sahnelere sahip olan, nefret ve yozlaşmış toplum arasında sıkışmış dillere destan bir aşk hikayesi.

    ilk trajedilerinden biri olmasından dolayı, shakespeare seyircinin nasıl tepki vereceğini bilemediğinden prologue, vurucu sahne gibi yöntemler kullanmıştır. trajik kahramanın özelliklerinin ne olduğuna dair sağlam bir örnektir bu oyun. oyun ilerledikçe felaketin yaklaştığını sezmemizi sağlayan birçok ipucu verir yazar bizlere ki, ipuçları onun oyunlarının demirbaşıdır. izleyiciler toplumdaki sınıflara göre çeşitlilik gösterdiğinden oyun boyunca kimsenin hatrı kalmasın diye uğraşmıştır shakespeare -iyi de yapmıştır. oyunun oynandığı sahnenin balkonlarına kurulan lordlar, kontesler, markizler, şövalyeler, aristokratlar ve kendini bilime adayanlar için kullandığı dile gösterdiği özen, coğrafya ve uzay bilimlerine aşikar olduğunu açıkça belirten benzetmeler kullanması, oyunu, sahne önündeki ağıldan ayakta izleyen işçiler, çıraklar ve esnaf için, oyundaki garnitür tipler, figüranlar arasındaki diyalogların nesir şeklinde olması ve argonun kullanılması örnek olarak verilebilir. shakespeare bu oyunla sadece iki zavallı yavrucağın trajedisini anlatmaz; yozlaşmış, iyi yönetilemen feodal toplumu da eleştirir.

    sinema uyarlaması ayrı bir güzelliktedir. dönem özelliklerine göre çekilseydi, çok da etkileyici gelmezdi bana film. dicaprio elinde kılıçla hebele hübele diye tybalt'a giriştiğinde çok da karizmatik görünmezdi. partide mercutio'nun şebekliği yerine kasılna tipler görürdük. romeo ve juliet'in ölüm sahnesinde gözyaşlarımızı pekala da tutabilirdik eğer oyuna sadık kalınsaydı ve ölüm sahnesi bir mezarlıkta olsaydı, paris de orada ölseydi, bir sürü kalabalık 'noluyo burda? noluyo burda?' diye gürültü yapsaydı.
    (pockedvegabi, 05.01.2007 22:51)
  7. (bkz: leyle ile mecnun)

    (bkz: ferhat ile şirin)
    (uzun kesilmiş kereviz, 05.01.2007 22:59)
  8. aynı zamanda dire straits'in çok hoş bir parçasıdır.
    (sarı çizmeli mehmet ağa, 05.01.2007 23:02)
  9. bildiğin türkiyede geçen herhangi bi kan davasında kurban gitmiş iki genç
    (slayer, 27.01.2007 19:47)
  10. shakespeare bir yana, bir de bir dire straits harikasıdır. öncelikle şarkının girişiyle söze başlamak gerekirse; hüzünlü mü neşeli mi karar verilemeyecek bir giriş vardır, saksofonun ve ardından gelen piyanonun sesleriyle. şarkı ilk olarak "making movies", daha sonra da "sultans of swing" albümünde yer almıştır. ama en güzel hali de canlı versiyonudur.
    "juliet when we made love you used to cry
    you said i love you like the stars above, i'll love you till i die", der mark knopfler hüzünlü sesiyle. şarkının tüm sözleri şu sekildedir:

    a lovestruck romeo sings the streets a serenade
    laying everybody low with a lovesong that he made
    finds a streetlight steps out of the shade
    says something like you and me babe how about it?

    juliet says hey it's romeo you nearly gave me a heart attack
    he's underneath the window she's singing hey la my boyfriend's back
    you shoudn't come around here singing up at people like that
    anyway what you gonna do about it?

    juliet the dice were loaded from the start
    and i bet and you exploded in my heart
    and i forget i forget the movie song
    when you gonna realize it was just that the time was wrong juliet?

    come up on different streets they both were streets of shame
    both dirty both mean yes and the dream was just the same
    and i dream your dream for you and now your dream is real
    how can you look at me as i was just another one of your deals?

    well you can fall for chains of silver you can fall for chains of gold
    you can fall for pretty strangers and the promises they hold
    you promised me everything you promised me thick and thin
    now you just say oh romeo yeah you know i used to have a scene with him

    juliet when we made love you used to cry
    you said i love you like the stars above i'll love you till i die
    there's a place for us you know the movie song
    when you gonna realize it was just that the time was wrong?

    i can't do the talk like the talk on the tv
    and i can't do a love song like the way its meant to be
    i can't do everything but i'd do anything for you
    can't do anything except be in love with you

    and all i do is miss you and the way we used to be
    all i do is keep the beat the bad company
    all i do is kiss you through the bars of orion
    julie i'd do the stars with you any time

    juliet when we made love you used to cry
    you said i love you like the stars above ill love you till i die
    there's a place for us you know the movie song
    when you gonna realize it was just that the time was wrong?

    a lovestruck romeo sings the streets a serenade
    laying everybody low with a lovesong that he made
    finds a convenient streetlight steps out of the shade
    says something like you and me babe how about it?
    (bioluminicence, 16.04.2007 20:54 ~ 20:56)
  11. http://www.youtube.com/... adresinden canlı versiyonu izlenebilecek dire straits şaheseri.
    (cthulhu, 01.07.2007 10:09)
  12. radiohead in talk show host adlı şarkısının kullanıldığı filmdir.
    (leda, 20.07.2007 14:24 ~ 14:37)
  13. oyunu hiç izlemesem bile kitabını 12 kez okuduğum eser.çünkü herkes gibi bende biliyorum önce julietin uyuyacağını ,romeonun onu öldü zannedip intihar edeceğini.böyle bişey olmasını kim ister ki?en azından ben istemiyorum ve sonunu okumuyorum.
    (lucas, 20.09.2007 11:27)
  14. baz luhrmann denen manyak tarafından, manyakça sinemaya uyarlanmış ve izleyiciyi (en azından ben ve birkaç tanıdığımı) manyağa çevirmiş shakespeare trajedisi.

    oyunun metnine sadık kalınmış ancak hikaye güncel zamanda geçiyor. karakterler daha çılgın, hikaye daha fantastik ve aşk (bana öyle geldi en azından) daha tutkulu. juliet'i oynayan hanım kızımız çok güzel. romeo'su zaten leanardo di caprio. allah için yakışıklı herif. bunun dışında da iki ailenin babaları çok karizmatikler.

    bütün bunların üstüne bir de radiohead'den talk show host var ki insanı delik deşik ediyor.
    (şiirbaz, 14.11.2007 11:39)
  15. baz luhramann filmi çekerken orjinal metne o derece sadık kalır ki, tabanca çekerken ''kılıçlarınızı çekin'' derler taraflar birbirlerine. mükemmel bir ayrıntı olmuş, cuk oturmuş.
    (jelibonlar uçuşuyor, 10.05.2008 01:55)
  16. tarihin gördüğü en büyük trajedi olarak niteler shakespeare oyunun girişinde bu hikayeyi.

    derler bazıları, leyla ile mecnun'dan esinlenmiştir diye. fakat asıl olay cidden italya'da yaşanmış diyenler de var. aslında bir bakıma romeo ve juliet'in hikayesi daha acıdır zira oyun nihayetinde bir nihilizme/yokoluşa gitmektedir. ve shakespeare belki de tarihin gördüğü ilk nihilist/proto-nihilist adam olabilir.

    neticede, mecnun mevlasına kavuşurken, leyla da dini inançlar üzere cennete gitmiş ve bir nevi sevgili'ye kavuşmuştur. fakat gerek intihar edenlere dinlerin bakışı, gerekse materyal bakışa göre romeo da juliet de yokluğa mahkum olmuşlardır. öyle ki, ne birbirlerine ne de kendilerine tekrardan kavuşma imkanları yok gibidir.

    shakespeare'in oyunlarında intihara özel bir muamele uygulanıyor sanırım. lady machbeth de intihar ediyor ve sonunda macbeth mealen "hayatım, hiçliği simgeleyen bir hikaye" diyor. bu öylesine güçlü bir cümle ki, o anda bütün bir oyun hiçliğe gidiyor. shakespeare "ölümsüzlük" iksirini bu oyunlarla içerken, bütün o karakterler ışığın sönmesiyle yok oluyorlar.

    yokluğun karanlığının bu kadar kuvvetli olmasından daha şaşırtıcı ne olabilir ki? romeo'nun içtiği zehir, aileler arasındaki kini de öldürüyor bir bakıma, fakat aşka dair bir umut var mı hala? juliet, yeni doğan bir güneş kadar güzel, öğle vakti kararan hava kadar boğucu hale gelmiyor mu?

    tarihin gördüğü en talihsiz iki insan olmaları, ebedi ölümle ölmelerinde midir?
    (şiirbaz, 10.05.2008 02:19)
  17. aslı ile kerem(bkz: @2252023) ve ferhat ile şirin(bkz: @2531026)'den sonra aşıklar serimize kaldığımız yerden devam edelim. edelim ki bizden sonra gelen nesiller bunları okuyup feyz alsın.
    şimdi bu romeo bi kıza aşıktır. kız bunu pek sallamaz. siktiri de çeker sonunda. romeo;
    "aha ben ne bok yiyecem, ben onu nasıl unutacam" deyu ağlarken, bu romeo'nun amcaoğlusu;
    "gel lan yarrraam, bu gece maskeli balo var. hatun kaldırırız." der. romeo yeni reddedilmiş ayaklarında mırın kırın etse de "hatun kaldırma" fikri gayet cazip gelir. giderler...

    o gece herkes maskeli olduğundan kimse kimseyi tanımıyor tabii. bizim romeo, bakkal osman'a yanaşır önce. dansa başlamak üzeyken ikisi de ellerini bele atınca ikisinin de erkek olduğu anlaşılır, orda ayrılırlar. bu da dünyanın en kısa aşkı olarak literatürde yerini alır.
    neyse, bizim mal romeo 3-5 denemeden sonra bi kız tutturur. hemen aşık olur. ismini falan sorar.
    "juliet" der kız.
    "jülyet mi?" der bizimki.
    "yoo. juliet." der kız. "u ile" der. "sonu da iet" der. "yet değil" der.
    "haaaa... kimlerdensin" diye sorar romeo;
    "hasoların juliet, sen?" der kız.
    romeo da; "ben de sarıların romeo" der.

    bu hasolarla sarılar da kanlı iki sülaledir. o kadar çok kan dökülmüştür ki, prens;
    "bir daha aranızda böyle olaylar olursa sikerim dalağınızı" diye iki aileyi de uyarmıştır.
    neyse geçelim bunları. aileler izin vermez falan. romeo hasolardan 1-2 cana kıyar, hasolar sarılardan 1-2 can alır falan... romeo, prensin cezasından kaçar falan fişman. buralar önemli değil.
    romeo'ynan juliet'e yardımcı olan bir rahip, juliet'e;
    "al gızım şu iksiri. iç. herkes seni öldü sanacak. 1 gün sonra ayılacaksın. ben o zamana kadar seni sike... pardon, romeo'ya götürürüm" der.
    bu fikir juliet'in aklına yatar. bu planı romeo'ya da iletirler. ama romeo'ya gönderdikleri güvercin yolda bir boran fırtınası'na yakalanır. ki boranları bilen bilir. girer evcil güvercin sürüsüne, peşine mutlaka takılan olur. bazen sürü bile düşer ardına. dolayısıyla bizimki bu notu görmez. neyse...
    juliet iksiri içer. romeo da juliet'i öyle görünce öldü zanneder ve kazmayı alarak havaya atar. yok. o ferhat'tı. hah, hançeri alır böğrüne saplar. ayılan juliet de aşkını kanlar içinde görünce anlar ve o da hançeri alarak döşüne saplar ve oracıkta heee. zor yani. yazık.

    satırlarıma büyük üstad mahsun kırmızıgül ya da hilal cebeci ya da onlar gibi bişey işte, onun güzel bir deyişiyle son veriyorum;

    sevenleri ayırmayın, sevenler ayrılmayın.

    kayahan mıydı lan yoksa? tayfun talipoğlu bile söylemiş olabilir.
    (hiçbirşeydiyen, 30.07.2008 17:28)
  18. ayrıca daha ok computer çıkmadan önce bu filmin jeneriğinde exit music kullanılmıştır.bu şarkı ile insan birazcık yatışabilir bütün bunların üstüne.
    (fitter happier, 30.07.2008 17:34)
  19. hayatım boyunca unutamayacağım güzel repliklere sahip shakespeare eseri. hele bir balkon sahnesi vardır ki, hangi taş kalp dayanır buna;

    romeo- (juliet'in elini tutar) layık olmayan bu elimle
    saygısızlık edersem bu kutsal mekana,
    dudaklarım, bu iki utangaç yolcu, hazırdır
    bu kaba dokunuşu nazik bir öpücükle ortadan kaldırmaya.

    juliet- iyi yürekli yolcu!
    eline çok fazla haksızlık ediyorsun,
    terbiyeli bir sadakat görünüyor bunda:
    azizlerin eline hacıların eli dokunur,
    ve kutsal hacıların öpüşleri avuç avucadır.

    romeo- azizlerle, kutsal hacıların dudakları yok mudur?

    juliet- vardır, hacı ama onlar dudaklarını dua etmek için kullanırlar.

    romeo- öyleyse sevgili azize, bırak da dudaklar yapsın ellerin yaptıklarını.
    dua ediyorlar, bu inanç dönmesin diye umutsuzluğa.

    juliet- azizler kımıldamazlar, dua edeni dinlerken.

    romeo- o halde kımıldama, ettiğim dualar sırasında.(öper)
    böylece dudaklarım, dudakların ile temizlendi.

    juliet- öyleyse dudaklarım, onların günahlarını aldı.

    romeo- dudaklarımdan geçen günah mı?
    tatlı bir telaşın günahı!
    günahımı bana geri var.
    (öper)

    juliet- kitabına göre öpüyorsunuz beni.
    (ispik, 13.08.2008 14:29)
  20. sonsuza kadar birliktedirler.

    (bkz: romeo and juliet are together in eternity)
    (ninn worx, 13.08.2008 14:34)
  21. dire straits'in 1980'de çıkan making movies albümünden bir şarkı olup, sözleri ve müziği mark knopflerindir. dire straits'in en iyi şarkılarından biridir, hem shakespeare esinlenmesi vardır hem de mark abimizin kendi yaratıcılığı vardır. soloları dikkatlica dinlenmelidir, o yavaş vokalle soloların nasıl dans ettiği de tabii ki.

    a lovestruck romeo sings the streets a serenade
    laying everybody low with a love song that he made
    finds a street light, steps out of the shade
    says something like, "you and me babe, how about it?"

    juliet says, "hey it's romeo, you nearly gave me a heart attack"
    he's underneath the window, she's singing, "hey la, my boyfriend's back
    you shouldn't come around here, singing up at people like that"
    anyway, what you gonna do about it?

    juliet, the dice was loaded from the start,
    and ı bet, then you exploded in my heart,
    and ı forget, ı forget, the movie song
    when you gonna realize, it was just that the time was wrong, juliet?

    come up on different streets, they both were streets of shame,
    both dirty, both mean, yes, and the dream was just the same,
    and ı dreamed your dream for you, and now your dream is real
    how can you look at me as if ı was just another one of your deals?

    well, you can fall for chains of silver, you can fall for chains of gold
    you can fall for pretty strangers and the promises they hold
    you promised me everything, you promised me thick and thin, yeah
    now you just say, "oh romeo, yeah, you know ı used to have a scene with him"

    juliet, when we made love you used to cry
    you said "ı love you like the stars above, ı'll love you till ı die"
    there's a place for us, you know the movie song
    when you gonna realize, it was just that the time was wrong, juliet?

    ı can't do the talk like the talk on the tv
    and ı can't do a love song, like the way it's meant to be
    ı can't do everything, but ı'll do anything for you
    ı can't do anything 'cept be in love with you

    and all ı do is miss you and the way we used to be
    all ı do is keep the beat, the bad company
    and all ı do is kiss you, through the bars of orion
    juliet, ı'd do the stars with you, anytime

    ah juliet, when we made love you used to cry
    you said ı love you like the stars above, ı'll love you till ı die
    there's a place for us, you know the movie song
    when you gonna realize, it was just that the time was wrong, juliet?

    a lovestruck romeo sings the streets a serenade
    laying everybody low, with a love song that he made
    finds a convenient street light, steps out of the shade
    says something like, "you and me babe, how about it?"
    "you and me babe, how about it?"
    (peace sells and i m buying, 13.08.2008 14:40)
  22. (bkz: tarlakuşuydu juliet)
    (bayan keuner, 13.08.2008 14:43)
  23. ferrarinin maranello fabrikasındaki iki robotun adlarıdır.
    (orc, 01.02.2009 00:55)
  24. doksanlı yılların unutulmaz parçalarından birisi. poetry n motion grubunun seslendirdiği güzel bir parça:

    yeah this is a story about love, this is a story about hate, when tolerance spring to tragedy, passion, pain, it's a thin line between what we give, so goes our story about romeo and juliet.

    -- nakarat --
    today i challange thee,affect the things that you can't see, today we feel so much,affect the things that you can't touch, all the possibilities, we all brought as special things,respect the power and you'll see how strong a love can be.
    -- nakarat --

    she screams romeo romeo wherefor art thou? romeo,you'll never know when it's time to go her desk on smokin', my body's lying on the floor, she wishin' hopin' that i still breathe that i still live, unfortunately i only got one lives to give, too bad, she no longer wants to live because i'm heard dead, i loved her and she loved me, unfortunately her death i can see because his racisists won't let him. now it's a thin line between love and hate, and romeo and juliet as the forfeit of the deadly fate, a tip for love, a tip for madly tolerance, why hollow seems the people seem to let it go? a tragic ending, sending such a hintful message, romeo romeo let your soul go, let it rise and heaven's gonna let you know that love is all we need.

    -- nakarat --

    we spent countless nights, lovin' each other, holdin' each other, havig fun all without a fight, now it's time to meet you dead, i 'm black,you're white,it's kinda sad but something... it didn't flash, romeo was now a memory and juliet is right by her side, together an eternal rest, no more stress, do you have it yeah romeo and juliet...

    -- nakarat --

    (bkz: http://www.youtube.com/...)
    (karizmatik, 19.03.2009 12:01 ~ 12:03)
  25. romeo sürgün cezası aldığında ve verona surları dışına çıkmadan önce juliet'in yanında geçirdiği son günün sabahında juliet ile arasında geçen diyalog;

    r-farewell, farewell! one kiss, and ı'll descend.
    j-art thou gone so, my lord, my love, my friend?
    ı must hear from thee every day in the hour,
    for in a minute there are many days.
    o, by this count ı shall be much in years
    ere ı again behold my romeo!
    r-farewell!
    ı will omit no opportunity
    that may convey my greetings, love, to thee.
    j-o, think'st thou we shall ever meet again?
    r-ı doubt it not; and all these woes shall serve
    for sweet discourses in our time to come.
    j-o god, ı have an ill-divining soul!
    methinks ı see thee, now thou art below,
    as one dead in the bottom of a tomb.
    either my eyesight fails, or thou look'st pale.
    r-and trust me, love, in my eye so do you.
    dry sorrow drinks our blood. adieu, adieu!
    (sakıncalı piyade, 11.04.2009 23:34)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil