ikinci sezonunun geleceği haberi üzerine birinci sezonunu kapsayan ilk 12 bölümünü tekrardan tatilin iki günü içinde izlemiş birisi olarak kendileri hakkında yeni düşüncelerimi & görüşlerimi daha soğumadan, sıcak sıcak dile getireyim dedim..
öncelikle daha önce belirtilmiş bir özelliği var dizimizin..o da sezon başına yapımı için en çok para dökülen dizi olmasıdır..aklınızda hemencecik
lost'un belirmesi doğaldır (adamlar uçak satın alıp, bir güzel parçalamıştı)..ama rome, bir başka apayrı bir fanatik grubuna sahip
carnivale adlı diziyi finansal karmaşıklıklar açısından sorunlara sürükleyip, yayından kaldıracak kadar yüklü meblağlara mal olmuş bir dizidir..bir ipte iki cambaz oynamaz hesabı..peki bunun temelinde ne yatmaktadır? hemen onu irdeleyelim isterseniz..
bir kere o karanlık (!) çağlara ait dönemleri tekrardan canlandırabilmek, göz önünde sergileyebilmek için inanılmaz bir kurgu gerçekleştirilmiş..setlerden kıyafetlere, oyunculuklardan özel efektlere kadar, kullanılan ve o yılların ihtişamlı, görkemli ve akıllara zarar roma devrini bizlere ekran başında yaşatabilmek için her tür detaya acaip kafa yordukları kesin..onbinlerce yine o yıllarda kullanılan ipek giysilerin özel olarak türkiye'de yapıldığını ve setlerde kullanıldığını antiparantez belirtelim..hiçbir harcamadan kaçınılmamış ve bu da doğal olarak görselliğin tavan yapmasına neden olmuş..ellerine sağlık emeği geçenlerinin..
öte yandan oyunculuklardan bahsetmek istiyorum..şimdi, dizide; izlemeyenlerin en ufak bir şekilde tahmin edemeyeceği, izleyenlerin de bazen ciddi bir şekilde şoke edebilecek bir
cinsellik ve
seks teması hakim..hristiyanlık öncesi italya topraklarından nerdeyse tüm avrupa’ya ve kuzey afrika'ya yayılmış hakimiyetini son sürat devam ettiren roma imparatorluğunun yaşayan diktatöründen en sefil köylüsüne kadar tüm bireylerinin bu temaya uygun bir şekilde hareket etmesi dizinin aslında "müstehcen" sıfatını kazanmasına yetiyor da artıyor..o dönemlere ait yaşayışlarda bu cinsellik temasının ne denli etkin (aktif) bir durumda olduğunu siz de göreceksiniz zaten..tabi bir de bunu hakkını vererek sahneleri oynamış, başarılı oyunculukları tüm profesyonelliği ile ekrana taşımış aktör ve aktristleri unutmuyoruz..dizide diğer hakim olan belli başlı yan hikayeler etkileyici bir şekilde dengelenmiş ve bize aktarılmış..nitekim atmosferdeki stres son bölüme kadar hakimiyetini bozmuyor, diken üstünde kötü bir şeylerin olmasını beklemekten başka bir şey yapamıyorsunuz..köleliğin artık cıvıtıldığı bu isa'dan hemen önceki dönemde insana verilen aklın alamadığı -anlamlandıramadığı- hakların ne kadar çağ dışı olduğunu gördükçe, yapılan muameleleri de bir an olsa yaşamış gibi hissettikçe kanınız donuyor..bazen gözünüzden yaş aktığı, bazen de sinirden dişinizi ve yumruğunuzu istemsizce sıktığınızı farkediyorsunuz..iktidar kavgasıyla harmanlanmış politik oyunlar içinde kaybolurken, kendi benliğinizi unutmanın vereceği sıkıntı aklınıza gelmiyor, gelemiyor..elbet bir gün sizi sırtınızdan vuracak, kaçamayacağınız kadere lanet okumaktan başka birşey yapamıyorsunuz..bazen de sürekli sinirli olmak sizi inanılmaz yoruyor ve tüm geçmişi unutup, sizi gerçekten sevenler ile beraber olmak tek dileğinizi oluşturuyor..her şeyi tanrıların huzurunda, onların adı altında gerçekleştirmek, onlara günlük ritüellerden vazgeçmeden yalvarmak tek göreviniz/çareniz olabiliyor..işte bunların hepsini size hissettirecek bir oyunculuk söz konusu ve eminim ki casting konusunda baya bir çalışma gerçekleştirilmiş..gördüğüm en iyi dizi oyunculuğunu bu dizide oyuncular gerçekleştiriyor..takdire şayan..
bu kadar hararetli anlattığım kadar var olduğunu eminim ki arka arkaya izlediğiniz zaman daha iyi anlayacaksınız..kültüre biraz ilgili olanı direk zaten içine çekiyor, roma mitolojisi ile oluşturulmuş tema görülmeye, tadılmaya değer..ilk olarak cnbc-e'de yayınlandığı zaman, her hafta yeni bölümünü izlemek için beklemek zorundaydık..tabi motor soğuyordu, her hafta tekrardan geçen haftalarda neler olduğunu hatırlamak için kasıyorduk (öyle previously on rome diye bir şeyi yoktu, afili dizi)..bir de bunun üstüne, türkiye televizyonlarında böylesine açık seçik bir diziyi yayınlamanın verdiği yaptırımlar da eklenince tadından gerçekten yenilmeyecek bir dizi çıkıyordu..orası burası kesilmiş, reklamlarla bölünmüş bir yapıt..ama yine de cnbe-e'ye teşekkürü bir borç bilirim..her ne kadar bu dizinin başka bir o kadar sevdiğim (hatta taptığım, aşık olduğum) dizi carnivale'ı yayıncak kaldırılmasını neden olduğunu üstüne basa basa belirtmiş olsa da, bu diziyi yayımlayarak bir şaheseri keşfetmemi sağladılar..dediğim gibi en etkileyici durum, boş tatil gününde arka arkaya bölümleri izlemek ile oluşmaktadır..unutmayın..izleyin, izlettirin, bir de son bölümde ağlamayın, hüzünlenmeyin, kendinizi çok kaptırıp üzülmeyin..
son sözümü ise; cato’nun “you’ve lost rome!!” lafına ithafen dile getiriyorum..
i’ve found rome!!