kaderin bir cilvesi gibi annesi kardeşine 8 aylık hamileyken nazi toplama kampında,karısı ise
rosemary's baby filminde satanistliği yaydığını düşündükleri için aşırı katolik manson çetesi tarafından yine 8 aylık hamileyken katledilmiş polanyalı yönetmen.sanılan aksine satanist değil ateisttir.kendisi de toplama kampından kaçmış savaştan sonra babası ve üvey annesiyle yaşamıştır.
filmlerinde sıra dışı teknikler kullanmaktadır mesela filmin kötü adamını filmin sonunda cezalandırmak ona göre değilidir tersine onu filmin sonunda ödüllendirir bunun için şu açıklamayı yapmıştır bir söyleşisinde 'seyirci filmin sonunda kötü adam cezalandırılırsa kendisi rahat ve güvende hisseder halbuki tersi bir durumda kötülüklere karşı kendini sorumlu hisseder.'korku filminde kullanılan klişelerden özenle sakınır.onun filmlerinde kan görmek neredeyse imkansızdır.izleyiciyi filmin sonuna kadar merak içinde bırakır 'acaba bu yaşanılanlar gerçek mi yoksa karakterin kafasında yarattığı şeyler mi?'
ona göre doğru tek bir açı vardır kamerasını oraya yerleştirir hiç bir zaman mecbur kalmadığı müddetçe çok kamerayla film çekmemiştir.
herkesin acıyarak baktığı hayat öyküsü onun filmlerine ilham kaynağı olmuştur.ona göre çocukluğu boyunca sadece şiddeti görmüş,onunla iç içe yaşamıştır esin kaynağı oradadır.
ona göre insan zengin olabilir,her türlü başarıyı elde edebilir,istediği kişiyi bile elde edebilir ama asla sonsuz huzuru elde edemez bu yüzden onu arar durur bu yüzden kaçmaya çalıştığınız kötülük içinizde gizlendiği yerden çıkacaktır.filmlerinde bu gerçekten yola çıkar polanski.
bunlar hakkında bilinenler bana göreyse dünyanın gelmiş geçmiş en iyi iki yönetmeninden birisi diğeri tabiki
stanley kubrick....