sırf
dtp ile empati kurabilmek,
dtp milletvekillerinin kameralara yaptıkları her açıklamadan sonra, ekrana allah ne verdiyse fırlatma isteğimi frenlemek, bastırmak, kontrol altına almak, bana faşist (ki hayatımın %90’ı apolitik geçen zaman diliminde dahi faşistlere bir gıcıklığım olmuştur, hele hele türk faşistliğinin bünyemde varolması imkansızdır, zira türk değilim) damgasını vurdurtabilecek ve şiddet unsuru içeren insanlık dışı reflekslerimden kurtulmak, beni neredeyse
dtp binalarını taşlayan kişilere sempati duyar hale getirtecek (ki bünyemdeki bu değişiklik ve gidişat hiç hoşuma gitmemiş, genelde beni tanıyanlarca yufka yürekli tanımlanan mizacımla kişilik çatışmaları oluşmaya başlamıştı) davranış ve sözlerine bir anlam verebilmek için roj tv izledim bugün uzun bir süre internet üzerinden.
belki sürekli takip ettiğim medya beynimi yıkıyordu yıllardır ve ben boş yere lanetler yağdırıyordum
pkk ve
dtp’ye... belki de yılardır çok iyi ilişkiler içinde olduğumuz, sevdiğimiz, saydığımız
kürt aileleri, dostlarımız derin devletin işiydi, sırf kürtlerle türklerin kardeş gibi yaşadıklarını düşünelim diye kurulmuş hain bir komploydu.
zira kafam oldukça karışıktı roj tv yi izlemeye başladığımda.
internetten kanalla bağlantıyı kurduğumda, ekranda ‘’flaş flaş’’, ’’ az sonra’’ formatında;
pkk meşru müdafaa hakkını kullanıyor yazısı karşıladı beni. arka planda kürtçe konuşuluyordu, bir şey anlamıyordum ancak ekranda yazılı olanlar türkçeydi. ( terörist bir örgüt ve meşru müdafaa!! , allah allah dedim, gerçekten bilmediğim şeyler varmış diye düşündüm, ben mi paralel evrenden kopup yeryüzüne düşmüş ve yanlış bilgilendiriliyordum yoksa birileri bizimle kafa mı buluyordu, bu arada lost gelmişti aklıma, özlediğimi farkettim sabahın köründe kalkıp download etmeye başlayıp, akşam eve indi mi acaba düşünceleriyle koşar adım gelmeyi )
sonra ekrandaki yine flaş flaş tadında ‘’acıların tek sorumlusu tezkere ve türkiye hükümeti’’ yazıları ile kendime geldim. (tezkere 20 yıl önce mi meclisten geçmişti de pkk türk köylerini basıp basıp katliam yapmaya başlamıştı, yoksa tezkere çıkartılmasının nedeni azteklerin hortlayarak türk askerlerine pusu kurup şehit etmesi miydi on gün önce, kalleş aztekler işte... bu arada
desmond'a bir selam çaktım bu zaman kayması hadisesini yaşarken, merakım daha da arttı, gerçekten yanlış giden bir şeyler vardı? )
sonra haber bülteni başladı. haberler allahtan türkçeydi de her şeyi anlayabiliyordum. spiker, muhabire bağlanarak, ''mayın patlaması sonrasında havaya uçan minibüs ile ilgili failler bulundu mu? '' diye sordu. ki ekrana dumur olmuş bir şekilde bakarken aklıma ilk gelen şey
henry gale idi bu sırada. yarı ingilizce yarı türkçe ‘‘i am henry gale from minnesota, mayınları aslında ben döşedim’’ diyordu pis pis sırıtarak. pes ettiğim an işte o andı, akıl sağlığım gidiyordu elden. bu arada mayınları yoksa
aborijinler mi döşüyor acaba diye sordum kibarca kendi kendime, çok kibar sordum gerçekten, belki iç sesimi duyarlardı ve bu çiçek çocuk oluşumu pkk ve dtp bu konuda çok hassastı)
haberlerden sonra tekrar tekrar pkk teröristlerinin mezarlıklarını göstermeye başladılar ki bunlar 100 sene sonra türkler kürt soykırımı yaptı diye çıkarlar mı acaba diye düşünmedim değil. sonra
french chick belirdi gözümün önünde. zihnimden hiç çıkmayan o ilk sezon (belki de ikiydi) sözlerini söylesin diye sordum hemen ‘’who is coming?’’ diye. cevap verdi hiç duraksamadan, ‘’the others’’ dedi ve ekledi ‘’you have three choices: run, hide... or die’’...
sonuç: lost’u özledim.