boş konuşanlar arasında başta gelen bir sör. tuttuğu yolun bilimin içine metafizik öğeler sokmaya kadar gidebileceğinden korkmaktayım. sadece fiziksel fenomenlere dayanarak yapay zekanın neden gerçeklenemeyeceğini açıklamaya çalışıyor. dualizm batağına düşmüyor yani, hakkını yemek istemem. ancak hem dualizmi hem de yapay zekayı reddedebiliyor olması beni şaşırtıyor.
ilk çıkış noktası zekanın algoritmik olmayan süreçlere dayandığına dair duyduğu inanç. sonra bu iddianın doğru olabileceğini gösterecek kanıtlar aramaya başlıyor. yok kuantum olayları, yok miktotübüller derken insanların zekasının neden hesaplanabilir bir süreç olmadığına dair elle tutulur tek bir bulgu veya gözlem yokken sadece "şöyle de olabilir, böyle de olabilir." diyerekten hiç bir yere varamadan bitiriyor yolculuğu. tek dayanak noktası insan beyninin hesaplanamaz bir soruya cevap bulabildiği (matematikçilerin hisleri?!) gibi hayretlere düşüren bir iddia ve ilk başta belirttiğim kişisel inancı / isteği.
tübitak yayınlarından çıkan üçleme kitabını eğer eleştirel bir gözle okursanız
ali kamber'in dediği gibi pek çok alanda ufuk açıcı yeni kavramlarla tanışma fırsatı elde edebilirsiniz. dualizme düşmeden, sadece fiziksel dünyayı kullanarak neden yapay zekanın gerçeklenemeyeceğini açıklamay dair ilginç (ama bence anlamsız) bir deneme okumuş olursunuz.
(bkz:
kralın yeni usu)