|
|
- benim küçüklüğümde anadolu dan görünüm, bu toprağın sesi tadında programlar vardı. temel amacı yurdun unutulmuş köşelerini tekrar gündeme getirerek o bölgelerin kalkınmasına bir nebze de olsa fayda sağlamaktı. bu yazının o programlar gibi faideli amaçlar güttüğünü iddaa edemem. anadolu'nun çok yerini gezmedim, ancak epey rock fest gördüm, izledim, yer aldım. düzenleyen kişilerin çektiği zorlukları az çok biliyorum, ancak göze ilişen çeşitli komiklikleri kurcalamaktan ziyan gelmez sanıyorum.
yazı/yazılar silsilesi %50 gerçek %50 kolpalar üzerine inşaa edilmiştir.
-anadolu rock fest 07-
çılgın üniversite gençliği yine boş durmamış, manyak bir organizasyona daha imzasını atmış görünüyor. 50 metrekarelik festival alanına girdiğimizde gözümüze ilişen "gral rock fest" afişi ve yörük çadırı göz kamaştırıcıydı. 20 kişilik bir güruhun akınına uğrayan çılgın rock festivalinde iğne atsak yere düşmüyordu adeta. öğlen saatlerinde öğrencilerin akınına uğramaya başlayan festival alanı tatlı bir nargile kokusu ile dolmuştu.
konser saatine doğru rockçı agalar festival alanına gelmeye devam ettiler. gözleme ayran kombinasyonu ile kendilerinden geçen rockçı agalar yörük çadırını inletiyordu. konser saatini bekleyen rockçı agalar nargileyle kendilerinden geçmiş serçe parmaklarını zor doğrultur hale gelmişlerdi.
her birinin en az 1 demo albümü bulunan çılgın gruplar ardarda sahneye çıktıkça coşku büyüdü katlandı ve adeta patladı. 50 kişilik güruh kendisinden geçerek bir yandan headbang yaparken bir yandan da ayranlarını çalkalamaktaydılar.
biz de deli bir festivali ardımızda bırakarak, unutulmaz anıları yanımıza almış bir şekilde başka bir festivale doğru uzaklaştık.
- -elektroturka fest 06-
dün gibi hatırlarım...
elektronik rock denilen bir tür yeni yeni peyda olmuştu. rock grupları yanlarında bir adet süs dj'i ile birlikte sahne alıyorlar ve dj sadece scratch atıyor gibi yapıyordu. türü hakkıyla icra edenler pek yoktu açıkçası. sonra bir gün her şey değişti...
normalde şifreli partilere akmaya alışkın olan ben ve ekibim ilk defa adam gibi düzenlenecek olan bir elektronik müzik festivalinin haberini aldığımız zaman birbirimize sarılıp ağlamıştık. vakit kaybetmeden eşşek kadar sırt çantalarımızı toplayarak yollara düştük. ilk başta mesafe çok uzak diye hayıflanırken otostopla gitme planları falan yapmıştık "adaam çok feci macera olur" naraları atarak. daha sonra farkettik ki beşiktaş - sarıyer minibüsü ile gidilebiliyormuş.
festival alanına vardığımız zaman alanın girişinde 100 adet şahin marka otomobil görünce anladık ki tofaş bu çılgın organizasyona sponsor olmuştu. ancak osman tuning şirketi de boş durmamış modifiye şahinlerini ortama göndermişti. bu denli büyük yatırımcıların katılması içimizde adeta coşku baloncukları patlamasına sebep olmuştu.
dostlarımla birbirimize baktık ve "mükemmel bir ortam olmalı" dedik heyecanla.
festival alanına girdiğimiz zaman birden farkettik ki "beyaz gömlek ve kumaş pantolon" gibi bir giyim zorunluluğu getirilmişti sanıyorum. kalite insanların arasında ayıptır söylemesi kendimizi yarak gibi hissettik.
dj performansına başladığı zaman devasa kabinin önünde bulunan 3-5 kişi dj adamımsın çektiler hemen ancak takım elbiseli kitle sadece etrafına bakınıp huzursuzca kıpırdanıyordu. daha sonra ekip üyelerimizden pınar arkasında çılgınca danseden kitle tarafından biraz örselendi.
neler oluyor derken 1 millik alan boyunca bulunan tek hatunun pınar olduğunu farkettik ve korumaların nezaretinde dışarı çıkarıldık.
zırhlı bir araç gelerek bizi şahinlerin arasından aldı ve götürdü. sonra bir daha elektronik partiye gitmemeye yemin ederek enerji içeceklerimizi tokuşturduk.
- rock'n coke 2005 istanbul-çatalca
eski kız arkadaşımın hışmıyla almıştım biletimi. tabii sonrasında ekince apayrı bir durum ortaya çıktı. neyse konseri yalnız geçirecektim belki ama alt komşum çocukluk arkadaşımı aradım. her sene gibi bu festivalde bulunacağını söyledi. neyse efendim çıktım tek başıma yola çünkü o silivri'deki yazlığından oraya geçecekti. festival alanına yakın bir yerde buluştuk. burada görenler bilir, festival alanının hemen yanında bir köy bulunur. köy ahalisi bizlere öcü gözüyle bakıyorlardı. anlaşılan medya veya birileri yaygara koparmış festival gençliğine satanist gençlik imajı vermeye çalışmışlardı. köylülerin ticari zekaya sahip mensupları da yok değildi hani. o zamanlar 15 ykr olan suyu 1 ytl'ye satmaya kasıyorlardı. ulan salak zaten içeride bira 2 ytl idi senden su alacağıma gider içerim daha iyi. sonunda jandarma ve özel güvenlik alanından geçtikten sonra sıraya girdik. aman allahım olaylar çıkmıştı. ceza denen rap müzik adamının kıraç'a ettiği küfürler falan. zaten ceza gibi birisinin orada ne işi olduğu konusunda organizatörlerin bayağı kulaklarını çınlattık. yaklaşık 3 saat sıra bekledikten sonra içeriye nihayet girdik.
olayın güzel tarafı içeride başlamıştı. çadırlı değildik ama zor bir gün geçirmiştik. saat 15.00 gibi olması lazımdı. doğal olarak yorgunluğun arkasında ''biraz tıkınalım zaten sahnede ceza var bir şey kaçırmayız'' dedik. arkadaş keşfe çıktıktan sonra yemek büfelerinde paranın geçmediğini bildirince bir de akbank sırasında 2 saat geçirdik. neyse yemek işini de hallettikten sonra skin sahnede şov yapmaya başladı. anladım ki o kadar yorgunluğa değermiş ama 5-10 metre önümde yurdum özentileri pogoya başladılar. sabır sabır dedikten sonra bir iki grup daha çıktı. bu arada arkadaş korn'un çok iyi bir metal grubu olduğunu, sahne performanslarının mükemmel geçeceğini belirtti. bizim gibi eski kafalar hala judas priest, motörhead, iron maiden dinledikleri için bu grubun adını duymamıştı o zamanlar. neyse ''metalse dinleriz'' gibi bir gaflete düştüm. adamlar etekle sahneye çıkınca şaşırdım akabinde canlı performansları kötü geçiyordu. another brick in the wall faciasını da gözlerimle gördükten sonra artan yağmurun etkisi le alternatif sahneye geçtim. iyi bir iş yapmıştım. timo maas yayına başlamak üzereydi. timo maas uğruna the cure grubunu ektik ama ses sistemi ve trance sahnesi iyiydi.
not: bizzat yaşanmıştır olaylarda abartma bulunmamaktadır.
|