günün anlam ve önemi itibariyle bana şunları yazdıran yazardır;
her masal gibi aynı başlamıştı bu da. ülke çook çoook uzaktaydı. ormanlar içerisinde, gökkuşağının sonundaydı. gökyüzü her sabah altın rengi güneşle ışıldardı. bu uzak, güzel ülkede yıllarca önce bugün bi erkek bebek dünyaya gelmişti. o doğmak istememişti aslında başta. 3 gün boyunca annesine acılar çektirmişti. daha sonra o, bu olayı gülerek anlatacaktı herkese.
zaman geçti, büyüdü. her zaman biraz daha farklıydı diğerlerine göre. diğerlerinin dikkat etmediklerine dikkat ederdi. yüzü diğer insanlara göre daha fazla gülerdi. onlardan daha titiz, onlardan daha iyi yemek yapan, onlardan daha duygusaldı…
sonra bi kız girdi hayatına. ondan daha fazla gülen, onun dikkat ettiği şeylere şaşıran, onun yanında tek başına olduğu kadar rahat olan… ikisi de anlamamıştı, nasıl aynı anda aynı kelimeleri söylerlerdi? nasıl durup dururken, hiçbi belirti yokken, aynı konudan bahsetmeye başlarlardı? nasıl oluyordu da aynı anda, aynı hareketi yapabiliyorlardı, sonrasında birbirleriyle dalga geçişleri bile aynıydı. her yeni gün, onlar için yeni şeyler bulmak, bunları yapmak üzere sözleşmek demekti.
arkadaşlıkları öyle güzeldi ki, yıllardır yalnız yaşayan bi büyücü onları çok kıskandı. bi gün erkeğin yanına geldi, ona bi iksir verdi. söylediğine göre, bu iksiri içerse arkadaşını hiç kaybetmeyecekti. erkek o kadar iyiydi ve arkadaşını kaybetmemeyi o kadar çok istiyordu ki düşünmeden içti iksiri. büyücüyse o anda kayboldu ortalıktan.
erkek çok değişmişti. artık eskisi kadar gülmüyordu ve yine eskisi kadar rahat değildi kızın yanında. içtiği o iksirle çok güzel günler geçireceklerini sanmıştı, oysa en yakın arkadaşını kaybetmek üzereydi. kız ne olduğuna anlam verememişti. tüm güzel şeyler yitip gidiyordu, güneş ışıkları bile eskisi kadar parlatmıyordu gökyüzünü…
erkek derenin kıyısında otururken ve düşünürken ne yapacağını, bi peri çıkageldi aniden, erkek ona çaresiz gözlerle baktı, peri onu anladı ve dedi ki “ arkadaşlar yıldızlar gibidir, her zaman yanında olmazlar ama orada olduklarını bilirsin… şimdi yanında olmadığını düşünüyorsun ama o hep seni merak ediyor ve aranızda ne geçerse geçsin, seni hep seviyor.” o kadar sevinmişti ki erkek duyduğu bu cevaba, onun mutluluğu iksirin panzehiri oldu. artık eskisi kadar güzel gülebiliyordu.
hemen kızın yanına gitti, elinden tuttu, gökkuşağının yanına götürdü onu. mutluluktan ışıldayan gözleriyle kıza baktı, “ biliyorsun, gökkuşağının bitiminde hep hazine olduğunu söylenir. bugün biz buradayız, en büyük hazinemiz ise arkadaşlığımız” dedi… kız, ona sıkıca sarıldı ve “ ikinci kez, iyi ki doğdun!” dedi. erkeğin doğum günü, arkadaşlıklarının da doğum günü olmuştu. yeniden başlamıştı her şey…
her masal gibi bu da mutlu sonla bitmişti. öyle ya adı masaldı. ikincisi olur mu bilmiyorum ama… iyi ki doğdun!
" hayırlısıyla şu italyanca kur sınavından geçse de o da rahatlasa biz de" dediğim beşinci nesil yazar. "il dizinario di l' italiona" ya çevirdi lan ortamı!!!
the godfather başlığını, kopyala-yapıştır girisiyle fevkalade gereksiz yere meşgul eden yazar. ilgili bağlantıya yönlendirmek yerine bu şekilde dolduruş yapmasını garipsedim.