amerika 94 'de kaçırdığı penaltıyla belki de kariyerine gayriresmi olarak son veren dünyaca ünlü futbolcu. o da bir çeşit hakan şükür - gökhan şükür ikilisi yapmaya çalıştı ama onlarınki de olmadı şu kesin ki abiler daha iyi oynuyor.
hagi'le beraber (izlediğim) tüm zamanların gelmiş geçmiş en iyi futbolcusu.nedense hafızalara hep amerika 94 finalinde kaçırdığı penaltıyla kazınmıştır.uzun saçları karizması ve yakışıklılığıyla(ve tabi oyunculuğuyla) beckham'dan kat kat üstündür.onun kadar popüler olmamasının nedeni ise o dönem tüketim kültürünün bugünkü kadar gelişmemiş olmasıdır.yakın zamana kadar italya seri a takımlarından brescia'da kaptan olarak forma giymiştir.
amerika 94 te kaçırdığı penaltıdan çok, penaltı sonrası boynu bükük duruşuyla hatırlanan, zamanında türkiye ligi takımlarının yaşlı ve iş yapmayan oyunculara bi dünya para dökme furyasında atlanmasına çok üzüldüğüm futbolcudur. hoş, fc bologna da oynadığı inanılmaz futboldan sonra kendisi bir transfer de inter e yapmıştır.
bir inönü de, bir ali samiyen de veya saraçoğlu nda izleyemediğimize yandığım futbolcudur...
italya futbolunun gelmiş geçmiş en iyi futbolcularından biri olarak kabul edilmektedir.orta sahada atağa yönelik futbolu,mükemmel top tekniği,yeteneği ve futbol zekasını saha içinde müthiş bir şekilde birleştirmesi onu italya'da diğer futbolculardan ayıran en temel özelliğidir.özellikle 94 dünya kupasında ülkesini oynadığı futbol ile adeta finale taşımış ancak kaçırdığı penalti ile italya'yı dünya kupasından etmiştir.
roberto baggio 18 şubat 1967 yılında italya'nın vicenza kentinde dünyaya gelmiştir.henüz bir çocukken oynadığı futbol ülkedeki futbol otoritelerinin dikkatini bu yetenekli genç stara yönlenmesini sağlamıştır.çok küçük bir yaşta 3.ligte forma giyen vicenza takımında forma giymiştir.bu forma altında da gösterdiği inanılmaz performans ile kendisini ünlü fiorentinada bulmuştur.ancak fiorentinada ilk yıllarında ciddi sakatlıklar geçirmiş ve futboldan bir süre uzak kalmıştır ancak fırtına gibi sahalara geri dönen baggio gösterdiği inanılmaz performans ile italya milli takımına yükselmiştir.özellikle 1990 dünya kupasında schillachi ile çok iyi bir ikili oluşturmuştur.
fiorentina'nın 17 milyon dolar karşılığında baggio'yu juventus'a satması o zamanki en büyük transfer rekorlarından biri olarak büyük sansasyon yaratmıştır.juventus'ta forma giydiği yıllarda uefa kupasını kazanmış ve avrupada yılın futbolcusu seçilmiştir.daha sonraki yıllarda milan'a transfer olmuş ancak orda vasat bir sezon geçirerek bologna'ya gitmiştir.burda tekrar eski günlerine dönen baggio gol kralı olarak tekrar eski günlerine dönmüştür.sonraki yıl inter'de sakatlıklar sebebiyle tutunamayan baggio brescia'ya dönmüş ve profosyonel futbol kariyerine burda noktayı koymuştur.taraftarların küçük prens lakabını taktıkları baggio yaşantısı ile de sansasyon yaratmış ve budizm'i benimsemiştir
sahadaki duruşuyla bir hayat tarzını anlatır roberto baggio. başlı başına bir karakterdir ve bu karakterden filmlerde, romanlarda, efsanelerde bol bol bulmak mümkündür. roberto baggio ise bu karakterin ete kemiğe dönüşmüş halidir. peki nedir bu karakter?
hani kitaplarda olur ya: agresif, ona buna kızan, hırs küpü, ama kalbi iyi ve yaptığı işi en iyi şekilde yapan insanlar. günlük hayatta da karşılaşırız ya bu tip insanlarla; hani azarlarlar filan ama ister istemez bi hayranlık uyandırırlar, işte bu tip insanlardandır roberto. kız gibi oynamaz* futbolu, gerektiğinde serttir, gerektiğinde mesafe tanımaksızın abanır kaleye ama bu ümit ozat gibi teknik vuramamasından değil o vuruşu tercih etmesindendir. istediğinde eliyle atar gibi, hatta standart bir insanın eliyle bile atamayacağı şekilde, verir pasları.
amerikan filmlerindeki karizma dedektiftir yani bi anlamda roberto baggio. hani bruce willisin genelde canlandırdığı türden. bol küfür eden, emir almayı sevmeyen, son derece zeki, gayet sinirli, her işi öyle ya da böyle başaran, ama "perdelerini kaldırınca da kedi gibi uysal bir adam olan"* dedektiflerden. küfür eder, bağırır, sert dalar rakibine belki ama penltıyı kaçırınca da büküverir boynunu, uysallaşır, mahzunlaşır, duygusal adamdır...
vel hasıl kelam, kanımca hali hazırdaki çoğu yıldız futbolcudan hem oyunuyla hem kişiliğiyle çok daha etkili bir insandır roberto baggio. değeri bilinememiştir, aklımıza yanalım
10 rakamını herhangi bir formanın üstünde gördüğümde diego armando maradona ile birlikte aklıma gelen isim. bu isimlerden birincisi şahsi kanaatimce gelmiş geçmiş ya da gelecek en iyi futbolcudur. diğeri, yani roberto baggio ise gene şahsi kanaatimce dünya futbolunun gördüğü en karizmatik figürdür. sahadaki duruşuyla, serbest vuruş kullanmadan önce ellerini iki yana koyarak topa bakışıyla, attığı mükemmel paslarla ve şutlarla, italya'daki kasap stoperleri hayata küstüren çalımlarıyla, sensible'da 15 milyonla en pahalı oyuncu olmasıyla, yani herşeyiyle karizma kelimesinin bir forma altında vücut bulup sahaya çıkmış halidir. kariyeri boyunca şu kadar maçta şu kadar gol attı, şu kadar şampiyonluk yaşadı gibi istatistiksel bilgiler konu roberto baggio olduğunda benim için çok büyük anlam taşımaz. bu rakamlar elbette önemlidir ama bana göre onu büyük yapan, çok sevdiği fiorentina'dan juventus'a transfer olduktan sonra, iki takımın yapacağı ilk maçtan önce hocasına fiorentina'ya karşı forma giymeye hazır olmadığını söyleyip maç boyunca juventus yedek kulübesinde boynunda fiorentina atkısıyla oturmasıdır.
aslında bilinenin aksine italyan futbolun'un gelmiş geçmiş en iyi oyuncusu falan değildir.1990 italya dünya kupasında ortaya çıkan roberto baggio'nun kariyeri 1994 amerika dünya kupasında sona ermiştir.4 senelik ortalama bir kariyeri olan futbolcuya italyan futbolunun gelmiş geçmiş en iyi oyuncularından biri dersek eğer ;
kendisi, italyan futbol alemi tarafından el üstünde tutulan biriydi. zira kapasitesinin ne olduğunu futboldan anlayan herkes bilirdi. velâkin, yanlış transferler ve kariyerindeki iniş-çıkışlar onun dünya futbol tarihinin üst sıralarına çıkmasına engel olmuştur. yine de baggio futbolu bıraktığında pek çok futbolsever hüzne gark olmuştur.
penaltı kaçırma hadisesine gelince... kupanın başından sonuna kadar italya'yı desteklemiş biri olarak çok üzmüştür. zira baggio takımı finale kadar golleriyle taşımış ancak yine kendisi kupadan etmiştir. bir diğer detay da o kupada baggio'dan başka franco baresi de penaltı kaçırmıştır. ama niyeyse baresi unutulmuştur da o unutulmamıştır. çünkü baggio yıldızdır ve yıldız hayal kırıklığına uğratma lüksü yoktur.
muhteşem bir futbolcuydu..çocukluğumuzun efsanesiydi.hala efsane benim nazarımda.
penaltı bu kaçtı işte.bir penaltı ile sıfırlanmayacak kalitede bir kariyere sahiptir kendisi.
hastasıyız!
söylenecek laf yok, kişiliği, karakteri, oyun yapısı ile gelmiş geçmiş en büyük, en gösterişli ama en kendi halinde italyan topçudur. çocukluğumuza damgasını vurması cabasıdır, kendisini bantlardan izleme fırsatlarını değerlendirmek, bizi çocukluğumuza götürür.
ayrıca juventusda del pierro'nun yedeği olması da, sadece o dönemin ismini anımsamıyorum juventus hocasının karaktersizliği ve roberto baggio'yu çekememesindendir.
90'ların başlarında çocuk olan her erkeğin idolü, her kızın kuyruklu prensidir. italya'da o'nu sevmeyenlerin en acımasız eleştirisi "kız gibi top oynuyor"dur. 94 finalinde kaçırdığı penaltı hep akıllara gelir, ama o turnuvada takımı italya'nın en büyük gücü olmuş ve takımı ateşleyici rolünü üstlenmiştir.
italya kupası (95)
uefa kupası (93)
italya lig kupası (95, 96)
23 yaş altı avrupa'da yılın futbolcusu (90)
uefa kupa galipleri kupası gol kralı (91)
avrupa'da yılın futbolcusu (93)
fifa dünya'da yılın futbolcusu (93)
milli takımda: 56 maçta 27 gol
altın ayakkabı ödülü (2003, taraftarlar tarafından oylanmış)
94te italyayı neredeyse tek başına finale kadar taşıyan futbolcudur.her ne kadar henry gibi,ronaldinho gibi,messi gibi gelip geçici ekollerim olsa da,roberto baggio ezeli ve ebedi bir futbol ilahıdır benim için..
bu arada kendisine yapılan haksız ithamlarla ilgili iki şeyi belirtmek istiyorum:birincisi baggio o penaltıyı kaçırdığı sırada italya zaten gerideydi.yani baggio penaltıyı atıp da kendinden sonraki brezilyalı futbolcu da atsaydı yine brezilya kazanacaktı kupayı. ikincisi de baggio o penaltıyı gole çevirseydi şu ankinin yarısı kadar ancak şöhreti olurdu..
1999 senesinde galatasaray'a transferi son anda gerçekleşmeyen,dünyanın gelmiş geçmiş en iyi oyuncularından biri.galatasaray'a transfer olayını kendi anlatmıştır,uydurma değildir.