crossroads blues adlı eserinin, ünlü bir sanatçı olabilmek için ruhunu şeytana satışını anlattığı söylentisi vardır, hatta bunun üzerine bir de film çekilmiştir.
(bkz: crossroads) http://www.imdb.com/...
yıllarca internetten indirip indirip izlediğim bir video vardı. "crossroads guitar duel" idi galiba adı. böyle kısa boylu, tıfılın elemanın teki (bkz: karate kid) steve vai'ye ayar veriyodu. 5. caprice'yi felaket çalıyordu falan. videoyu izlerken şevke gelirdim o zamanlar “lan ben de çalacağım bunun gibi. kasacağım bi' kaç sene” diye. gitarı elime alıp aynı hıza ulaşmak için çok çaba sarf etsem de 5'de 1'ini anca yapabilmişliğim var o ayrı* neyse... zamanla ben bu videonun aslında bir film olduğunu öğreniyorum ve daha uzun bir versiyonunu buluyorum ama hala filmin konusunu tam çıkartamıyorum anasını satayım. elemanlar paso muhabbet ediyor videonun ilk bölümlerinde. restleşiyorlar, racon kesiyorlar kurtlar vadisi misali!! sonra da yarışma oluyor.
aradan bir buçuk iki sene geçmiş olmasına rağmen yaklaşık iki ay önce tekrar izlemek istedim bu videoyu. yüce ares(!) programında crossroads'ı arattım ve o da nesi?! yanında 690 mb yazıyor. “aha buldum filmi” dedim. indirdim. altyazısını buldup, filme oturttum. mutfağa gidip, kola-cips aldım. bi’ paket de sigara. gömüldüm kedi tüyünden yapılmış koltuğuma* ve istemeden de olsa robert johnson'ı tanıdım bu filmde.
şimdi benim filmden beklentim, onlarca kez izlediğim gitar düellosu kısmının da etkisinde kalarak, meşhur olmak isteyen bir elemanın maceraları ve gitar ustalığı konusundaki hayvanlığı olmuştu o an. nitekim ikinci kısmı tuttu. gitarın klavyesini bilgisayar klavyesi gibi, hayvansı bir rahatlıkta kullanabilen bir insan görmedim ben açıkçası. ne kadar film gereği de olsa, caprice’yi çalarken, herifin perdeler arasında nasıl gidip geldiğini görünce şoka uğruyor insan o an için. ilk öngörümde ise tamamen yanılmışım. filmin derinlemesine bir şekilde anlatmak istediği, robert johnson’un gitar konusundaki ustalığı ve blues akımının en başta gelen adamlarından oluşu, bunun yanında ona hayran olan bir çocuğun onun yolundan gitmek istemesiymiş.
filmde anlatılana göre robert johnson, gitar çalarken feci derecede kulak tırmalayan bir adammış ilk yıllarında. daha sonra yaklaşık bir yıl ortalıkta gözükmemiş. bir yıl sonra geldiğinde ise kimse bu adamın robert johnson olduğuna inanmak istememiş! zira üstat, bir yılda imkansız denecek düzeyde tekniğini geliştirmiş olarak geri dönmüştür. bunun yanında sadece kendisinin ve iki öğrencisinin bildiği yeni bir akort şekli bulmuştur. bu akort şekli sayesinde tek bir gitardan çift gitar sesi çıkartabiliyordu robert amcam. işte bu en iyi zamanlarında delta blues dediğimiz olayı başlatmıştır kendisi. kaç adet kayıtlı şarkısı olduğu bilinmemektedir. kimisi 29 der kimisi 60 der. isteyenler arşivimden yararlanabilirler.
bütün bunlardan sonra, çok fazla içtiği bir gece patronunun karısına sulandığı için patronu tarafından öldürülmüştür. allah rahmet eylesin.
not: unutmadan. robert johnson'ın tekiniğini bu kadar hızlı geliştirmesini, ruhunu şeytana satmış olmasına bağlar bazı kesimler. şeytanla buluştuğu yer ise crossroads'dır yine bu rivayete göre!!
1911-1938 yılları arasında yasayan müzigi ile eric claptonve hendrix'e ilham veren kısıtlı teknoloji yüzünden 29 şarkı kaydı bululunan sahsiyet. ölümü de şöyle olmustur; çaldıgı barın sahibinin karısına sarktığı için barın sahibinin yolladığı zehirli viskiyi içip mefta olmuşlardır kendileri.