ks. rhythm and blues. hip hop'ın pop'la bütünleşmiş halidir. blues falan yok ortada galiba. amerikan kültürünü sonuna kadar yansıtır bu müziği yapan insanlar.
tsm tandanslı trt fm (bulunduğum yerde çeken en adam akıllı radyo) dinlerken geçen akşamların birinde konuk olan 4 adet hatunun ağızlarından düşürmedikleri şey. "uyurken r&b dinliyoruz", "sıçarken r&b'den etkilendik", "müziğimizde r&b etkileri çok strong" falan derken "eahhh kim lan bunlar dedim". son zamanların popüler insanları grup hepsi çıktı. r&b ile ilgili ilk, tek ve en kötü anım budur.
bu müzik tarzının iki nesli var.
biri hası. soul müzikle anılır. koca götlü karılar, gösteriş manyağı zenciler değil efendi takım elbiseli adamlar vardır. soul ile benzerlikler gösterir.
biri de 2000li yıllarda patlamış hali, ne olduğu aşikar.
i gotta 1000 feet limo baybee! p.i.m.p.! gonna fuck you baby shake your as
açılımı rhythm and blues olan ve 1940 ların sonunda 1950'lerin başında çıkmış bir müzik türüdür. little richard ve chuck berry bir sohbetlerinde aslında rock and roll ile rhythm and blues arasında müzik olarak hiç bir fark olmadığını söylemişlerdir. farklı isimlerde anılmalarının tek sebebi o zamanlardaki zenci beyaz ayrımıdır. beyazların yaptığı müziğe rock and roll, zencilerin yaptığına ise rhythm and blues demişlerdir.
dünyanın en sikko müziğidir. ve benim tezime göre bu müziği dinleyenler sadece bunun cool olduğunu filan zannedip başlıyor ve seviyormuş gibi yapıyor. e yapıda zayıf karakter, özentilik, boşluk ve en önemlisi magandalık da olunca müziin hastası oluveriyor kişi. bu şekilde ortaokul gençleri arasında salgın gibi yayılıyor ve bu müziğin bir kitlesi oluyor. ama yalandan.
hiçbir insanoğlunun bu kıro iğrenç müziği gerçekten seveceğinin düşünemiyorum. arada 3-5 güzel eser de çıkacaktır muhakkak. ama o kadar. milyonda birdir yani oran. zaten genel bir gözlem yaparsak bu müziği seven yabancıların çoğunun maganda, kıro ve kafatasçılık gibi olmasın ama zenci olduğunu çok rahat gözlemleriz.