eskişehirdeki sevdiğim tek mekan.içmenin zevkli olduğu,haftada en az iki kez canlı grubun çıktığı eskişehir'in kemancı rock barı.kapanalı bir seneyi aşıyor sanırım.
sahibi sahnenin ortasında, bi arkadaşına bakmak için (buraya dikkat öğlen 2yada3 gibi) bara giren bi kıza tecavüz ederken pasajdaki diğer dükkanların şikayeti üzerine olay yerine gelen emniyet güçleri tarafından basılması mukatıyla 6 aylık muhur yiyen 6ayı çoktan geçmesine ragmen bidaha açılmayan mekan.
yeni albümleri rapid eye movement'i bir aksilik çıkmazsa 2007 yılının eylül ayında çıkaracaklarını söyleyen ve bu nedenle şu sıralar şarkıları bitirmekle uğraşan, bu yaz masstival 2007'de de dinlemek için merakla ve heyecanla geri sayıma geçtiğimiz grup.
opeth'in damnation albümü tadında müzik yapan gruptur. ya da opeth riverside tadında müzik yapmıştır damnation da. ne farkeder ki? tadları benziyor gayet. ve ikisini de seviyorum.
gümbür gümbür playlistiyle bir kaç gün sonra (sadece 4 gün!) seyiriciyi kendinden geçirecek ve bu yıl pain of salvation ile birlikte en çok beklediğim grup kesinlikle. ben yaşlanıp onlar efsane olduklarında torunlarıma dinletesim var muhakkak.
sonuncusu müzikal olarak benzemese de ad olarakpink floyd'un pow h toc r'sini çağrıştırdı, belki bu bir işarettir onlar da böyle efsane olurlar, olsunlar.
masstival'e gidemediğime mi yansam yoksa dream tv'de izleyemediğime mi yansam diye yanıp yanıp kül olduğum grup.. nese ki conceiving you ya yetişebildim,, harikaydı..
masstival performansına dream tvye rağmen hayran olduğum, bazı parçalarında opeth tarzı bir vokal, bazı parçalarında pos vari bir havaya bürünüyorlar. bunun yanında bütün parçaları gerçekten çok özgün ve güzel...sanırsak kasımda tekrar geleceklermiş, bu sefer gidilmesi farz olmuştur...
ayrıca gitaristin bu yazısı sanırım grubun genel fikri hakkında da birşeyler verecektir siz okuyuculara;
"ınspıratıon
...most of all, ı look for it in music. ı've never been fascinated by speed or technical perfection, though the latter is often quite useful. anyway, ı've always been looking for sounds that go straight to the heart. that's why ı've always admired david gilmour who always hits the nail on the head with just a few sounds. from the guitarists of the younger generation, ı can name four men that impress me most, each of them coming basically from a different story. ıt is john petrucci for the combination of phenomenal technique and heart, daniel gildenlow for individualism, danny cavanagh for the crying guitar, and devin townsend for his energy and madness. apart from music, ı'm looking for inspiration mostly in people and their lives. sometimes ı think of myself as of an observer or a hobby psychologist. although science is pretty advanced now, human behaviour and reactions have been described in countless books, the man still remains a mystery."
kahvaltınızı ve akşam yemeğinizi nehir kenarında yapabilir, denize biraz uzaktır gitmeye üşenirseniz havuzundan faydalanabilir, gün içinde istediğiniz zaman beleş kano ve deniz bisikletiyle nehirde turlayabilir, göt kadar standart odalarında hareket etmeye zorlanabilirsiniz.
konaklayabileceğiniz güzel yerlerden bir tane'sidir lakin resepsiyon'dakiler canınızı sıkabilir.
anathema+porcupine tree+pain of salvation+opeth+üzerine oryantal sos...
müziklerinde bunlar gibi ve bunların dışında pek çok tanıdık ses var. gerçekten de bu grubu dinleyip de en az bir gruba benzetmemiş birini görmedim. her albümlerinde farklı farklı gruplara benzetiliyorlar ama bu genelde olumsuz eleştiri için olmuyor. çünkü bu adamlar neyi birleştirirse birleştirsinler güzel birleştiriyorlar. belli ki etkilendikleri gruplar, müzik türleri çok fazla ve onları birleştirebilmeleri için gereken yaratıcılık ve hissiyat da zaten onlarda gayet mevcut gibi görünüyor.
vokalin sesi de pamık gibi. çok güzel ve asla rahatsız etmiyor. ayrıca bazı şarkılarda da yanık yanık söylüyor türkü gibin. kanımca uzun hava da iyi okur bu adam. onun dışında pek çok şarkılarında da gerek yapı itibariyle gerek de gitaristin sololarında doğu esintileri kulağıma çarptı. bu da hoşuma kaçan bir şey olmuştur her zaman.
temel olarak müziklerine baktığımızda müziğin gayet hissiyatlı, atmosfere dayalı ve oldukça progresif yapıya sahip olduğunu görüyoruz. dinlediğim albümleri itibariyle klavyeyi gayet ön planda tutuyorlar ve oluşturdukları atmosferde bunun da payı büyük. rudess usta gibi " vicuuu viyuuuv " öttürmeden hallediyor işini klavyeci. buradan ona da şukelalarımı iletiyorum.
kendilerini dinlemeye başlayalı kısa bir süre oldu fakat onları şimdiden dinlediğim en iyi progresif rock/metal gruplarının arasına koydum diyebilirim. bahsettiğim müzik tarzlarını sevenler mutlaka tadına bakmalı bu müziğin. çünkü gerçekten denemeye değer kalitede işler çıkartıyorlar.
eveeet. hazır konserlerine de gitmişken haklarında biraz resmi biraz kişisel bilgiler yazmanın vaktidir sanırım.
2001 yılında polonyada progressive metal gibi bir ortak noktaları olduğunu fark eden 4 adamın hikayesidir riverside. hiç şüphesiz yükselmekte olan 4 adamın hikayesi. polonya'nın, metal müziğin çok da yaygın olmadığı bir ülke olduğunu da hesaba katarsak... çok güzel bir hikayedir, çok.
herneyse. progressive metal yapıyor bu adamlar dedik ancak biraz daha sade olduklarını söyleyebilirim. dakikalar süren soloları ve karmaşık geçişleri pek tercih etmiyor, yani bunlarla bunaltmıyorlar insanı. kararında bırakıyorlar. second life syndrome albümlerinde dream theater ve pain of salvation esintileri olsa da onlara göre göre daha yalınlar. bu yalınlıkta bence vokal mariusz duda'nın da etkisi büyük. öyle tatlı, öyle dinlenesi söylüyor ki... müzik zevkimi "bi sike benzetmeyen" evrimdışı bile seviyor bu grubu.
laf salatası yapmanın alemi yok. kısacası oldukça güzel, başarılı ve daha da başarılı olacak bir grup riverside. progressivei biraz olsun seviyorsanız şiddetle dinlemenizi öneririm.
-voices in my head:
(2005) us
acronym love
dna ts. rednum or f.raf
the time i was daydreaming stuck between
i believe (live)
loose heart (live)
out of myself (live)
riverside benim için bu yukarıda saydığım isimlerin hepsinin toplamı. çok acaip bir şey, baktığım zaman yeni bir şey görmüyorum gibi, yıllardır bildiğim her şey var içinde. ama sebebini anlayamadığım bir şekilde heyecan veriyor. muhteşem değiller, müzik dünyasını sarsmıyorlar, ama çok derinden, çok sağlam şeyler yapıyorlar bana göre. özellikle rapid eye movement, benim gibi doom ve progresif müziğe yakın olan kişiler için kült bir albüm haline gelmiştir diye düşünüyorum.
ayrıca kendileriyle ilgili sevdiğim başka bir özellik daha var ki o da adamların son derece alçakgönüllü olması. allahtan mariusz duda yakışıklı bir adam değil, yoksa ikinci bir gildenlöwism vakasının ortaya çıkması işten değilmiş bence.
ağva'daki bir konaklama yeridir. standart odaları dokuz metrekare olup ikiz yatak ve bir komidin dışında dolanacak yer bırakmamaktadır.
bunun dışında havuzu güzel ve temizdir. havuzun etrafındaki odalar tercih edilse daha mantıklı olur. pazar sabahları yapılan tekne turu da fiyatlarına dahildir.