richard christy, nam ı diğer
drum machine ile death'in
the sound of perseverance albümüyle tanışmıştım. ilk dinlediğimde oha oha oha demekten başka bir şey yapamamış, kafamda portnoy
* mu döver richard mı döver diye senaryolar yazıyordum.
neyse, richard christy yi dinleyip tarzı hakkında daha fazla bilgi sahibi oldukça, onun gibi çalmanın sadece hızdan ibaret olmadığının farkına vardım. tamam hızlı olmakta büyük bir faktör stilinde ancak, sadece hız değil olay. zaten sound of perseverance'taki performansında adamın zillerle daha önce denenmemiş şeyler yapması çekmişti dikkatleri. richard ı richard yapan şeyde o zil kombolarıdır bence. diğer bir kaç grupta daha dinledim kendisini ancak hiçbirisinde death'te olduğu gibi uçmuyor abimiz. artık chuck'tan mıdır yoksa death-metal daha sert bir tarz olduğu için midir bilemiyorum ama ben hep chuck'ın richard'ın içindeki heyvanı ortaya çıkardığına inanmışımdır.
ilerleyen zamanlarda kendisinin komedyenliğe - özellikle howard stern denen densiz herifin programında- başladığını duyduğumda bu duruma çok içerlemiştim. içten içe "sen chuck schuldiner ile çaldın niye yeteneğini ziyan ediyorsun?!!" nidaları atıyordum. gel zaman git zaman richard christy'nin patavatsızlaşmaya başladığını gördüm. son dönemlerde televizyonda yaptığı hareketlerden ona olan saygım gittikçe azalmaktaydı.
ta ki death'in
live in l.a. konserini izleyene kadar. zaman kısıtlı olduğu için bu konserde death neredeyse tüm şarkıları normalden iki kat hızlı çalmıştı. richard christy de oha dedirten bütün ataklarını hatasız bir şekilde sergilemişti. ben bu performansı izledikten sonra richard christy'nin zaten zamanında bu işe yeterince gönül vermiş olduğunu idrak ettim. karizmayı çizdirecek zilyon tane aktivite yapsması umrumda değil oldu. adam komedyen olmak istiyormuş. napalım...