resim 

adana çık aradan

  1. insanın duygu ve düşüncelerini , kendisinden bağımsız diğer nesneleri kendi öznel dünyasında görsel olarak sembolik bir şekilde ya da bir başka şekilde yorumyaıp bunu görsel olarak dışa vurması.
    (skuba, 17.05.2004 01:07)
  2. fotoğrafla çok karıştırılan sanat eseri
    (ascella, 17.05.2004 12:16)
  3. yeni türkü'nün "dünyanın kapıları" albümünde yer alan ve beklenen kişiye söylendiğinde daha bir anlam kazanan şarkısı,sözleri de şu şekildedir:

    o kadar sevdim ki resmini
    işte bugün konuştu benle
    yorulmuştum çalışmaktan
    karda uzun yürürdük senle

    geceleri resmine baktım
    olanları anlattım
    seni bir görsem diye diye
    uyudum yağmurun sesiyle

    o kadar sevdim ki resmini

    biliyorum görünce beni
    hep tanıyordum diyeceksin
    rüyalarımda hep sen vardın
    hep tanıyordum diyeceksin

    okuduğum her cümlede
    konuştuğum her insanda
    gördüğüm her güzellikte
    sen de varsın
    sen hep varsın..
    (doaaa, 11.07.2004 02:55)
  4. demir demirkan ın dünya benim albümünün en güzel şarkılarından sadece bir tanesi. insanı alır eskilere götürür, dinledikçe dinlenesi şarkılardandır.

    rengi solmuş bir fotoğraf, hiç habersiz çakilmiş
    belliki çok eğlenmişiz...
    nanananananana

    donuk bir an o geceden
    o konuşan resimlerden
    tanıdık yüzler ve bir şarkı
    nanananananana

    tükettik derken günleri ooo..
    bir baktık geçmiş yıllar..
    bıraktığım şehirler, dostlar, sevgililer
    kaybolmuş birer birer...

    yine aynı şarkı çalıyor..
    nanana....oo.....
    başka dostlar etrafımda
    bir resim de bu geceden

    bir evde toplanmışız
    herkez güzel giyinmiş
    belliki çok önemsemişiz
    nanana..

    donuk bir an o geceden
    o konuşan resimlerden
    tanıdık yüzler ve bir şarkı
    nana...
    (eddarosa, 11.06.2005 15:53 ~ 18:53)
  5. yeni türkü'nün mükemmel, aşmış, bitirmiş, melankolik bünyeye zarar parçası.

    o kadar sevdim ki resmini
    işte bugün konuştu benle

    budur!
    (siyah, 24.01.2006 23:03)
  6. güzelliği takdir etmek için zorunlu olarak resim yapmaya gerek yoktur amma resim yapmak zorunlu olarak güzelliği takdir etmeyi beraberinde getirir.

    güzelliği takdir etmek, mimari olarak birer fecaat sayılabilecek binalarla dolu sokaklarda yaşayıp, sokakları geniş meydanlardaki güzel heykellere açılmayan bizim gibi şark toplumları için belki gözardına alınan bir şeydir ancak duralım ve düşünelim, kişisel mutluluk doğadaki güzellikleri görme ile de insanın yakalayabileceği bir an ise, ve şu yürüdüğümüz sokaklarda gördüğümüz güzel kadınlardan başımız dönüyorsa işte bu anı bize sağlayan şey bizzatihi estetiğin, inceliğin, letafetin kendisidir.
    şimdi resim yapan birinin tüm çabası doğanın kendiliğinden başardığı güzelliği yakalamak ise onun nasıl müstesna bir durum olduğunun da, bu çaba safhasında elbet resmi yapan farkına varacaktır.

    sanat eğer "güzel ifade etme çabası" ise, bu kısıtta dahi resim tek başına güzelliği yakalama çabasından fazlası değildir. bu halde dahi, "resim bir keşiftir" pelesenkinden uzaklaşmış sayılmayız zira, o güzelliği yakalamak, o "en iyi anlatılan an"ın ucundan tutmak için yapılan büyük çalışmanın izini görürüz. işte güzel bir burun çizmek, bakınca insanın haz alabileceği bir gözü kağıda dökmek, o tatlı tebessümü bu kalemlerle, bu fırçalarla bir kere daha var etmek, onu böylelikle hafızamıza da kazıyıp kendi hayalimizi yaratmak, çok basitçe güzel bir şey yapmak ve becerememek, güzel bir burnun nasıl seyrine doyulmaz bir güzellik olduğunu farketmeyi, güzel bir tebessümün insanı delirtecek kadar müstesna bir an işgal ettiğini idrak etmeyi de sağlar.

    güzel bir kadına bakarken artık daha da şaşırırız, başımız döner, onun bacak bacak üstüne attığındaki letafetini, sigarayı tutarken incecik parmaklarının aldığı hali, saçlarının çizilemeyen dalgalanmasını ve havaya savurduğu kahkahayı görür ve resim kağıdı karşısındaki beceriksizliğimizi, sahibi tarafından bu kadar kendiliğinden yaratılan bu sahnenin nasıl emek istediğini hatırlar dururuz. kafamızdaki kağıda bir fotoğraf gibi mıhlanan bu görüntü bizim resim kağıdımız üstünde biçimsizce dururken, eskizin sahibi bütün beceriksizliğine bakar ve gülümser. gülümser zira beceriksizliğimiz varolmuşun güzelliğine övgüden başka bir şey değildir, tekrarı mümkün olmayan o an istisnadır, şu evreni ise istisnaların güzelliği yaşanır kılar.

    bundan, resimde, beceriksizlik dahi güzelliğe övgüden başka bir şey değildir.
    (aleron lysander, 28.03.2006 22:30)
  7. demir demirkanın dünya benim albümünden güzel bi şarkı
    eski arkadaşları, geçmişi düşünürken, nostalji yaparken fon müziği olarak kullanılabilir, bi miktar da hüzünlendirir insanı..
    (undeuxtrois, 21.06.2006 01:28)
  8. yeni türkü'nün en güzel aşk şarkılarından biridir.

    "gördüğüm her güzellikte sen de varsın

    sen hep varsın."
    (mabel, 02.02.2007 17:51)
  9. belirli bir işin veya hizmetin yapılması konusunda devletin veya yetkili organların verdiği izin karşılığında ödenen paralardır.
    (soldier in the army, 15.02.2007 15:44)
  10. meral özbek'in müthiş dizeleriyle devleşen eser:

    "biliyorum görünce beni
    hep tanıyordum diyeceksin"
    (excalibur, 20.02.2007 17:37)
  11. içerken dinlenmesi bünyeye zararlı yeni türkü parçası zira insan dinledikçe kendini kaybediyor kaybettikçe içmeye devam ediyor

    "seni bir görsem diye diye uyudum yağmurun sesi" özlem başka nasıl anlatılır ki...
    (megae, 08.03.2007 17:03)
  12. ülkemizde diğer sanat dalları kadar (ne yazık ki) bir değeri olmayan büyülü bir görsellik.
    (dreamworks, 23.03.2007 12:47)
  13. sonradan öğrenilebilir ve öğrenilemez şeklinde iki farklı görüşü barındıran sanat dalı. resim yapabilmenin doğuştan gelen bir yetenek olduğu aşikardır. var olan yetenek adım adım kendini geliştirecektir. sonradan öğrenilebilir mi? ‘’resim öğretiyoruz’’ kitaplarında verilen taktiklere çalışılarak ilk defada olmasa da, bir şeyler yapabilmek mümkündür. fakat bu resimler özgünlükten yoksun olacaklardır. atılan her fırça darbesinin, çizilen her çizginin kendine ait bir anlamı olabilmesi için yetenek gereklidir. sanatsal açıdan bakıldığında sonradan öğrenilemez diyebiliriz. trt’deki resim yapan amcanın:‘’işte şurada bulutlar görüyorum, küçük beyaz bulutlar. .bu bulutları yapmak için bilmem kaç nolu fırçamı alıyorum . .şeklinde devam ederek verdiği dersler sayesinde ortaya çıkan eserler ilk başta göze hoş gelse de, seri ve otomatiğe bağlanmış bir şekilde yapıldıkları için ifadesizleşmiş, anlamsızlaşmış resimlerdir. bir değerleri yoktur. *
    resim, yetenekten sonra tamamıyla bir duygu işidir. aslında yetenek ve duygunun iç içe geçmesi hali de denebilir. diğer sanat dallarında olduğu gibi. resimden herkes anlamayabilir. bu bir eksiklik de değildir. ama gördüğü soyut resimlere ‘’bu ne lan, ne var ki şimdi bu resimde, ben alasını yaparım’’ şeklinde yorumlar yapmak eksiklik olarak görülebilir.
    (bipolar, 28.04.2007 01:12 ~ 12.05.2007 13:42)
  14. resim

    bir savaş: otlukbeli
    bir mavi: spartaküs
    bir soru: niçin spartaküs
    bir kuş: nereye gidiyon kuşu
    bir çiçek: bilmem ki çiçeği
    bir su: şüpheli

    bir belge: noterlerinden
    elbet başkent noterlerinden
    bir şair: ahmed arif
    toplar dağların rüzgarlarını
    dağıtır çocuklara erken
    bir çocuk: ince burunlu

    ey ince burunlu güneyli çocuk
    ne soracaksan işte sor
    bir çalgı: fayton
    bir içki: rakı hayır votka
    bir tabanca: tabii dolu
    bir haber: ölümüm yakın

    bir imza: okunmuyor

    bir cemal süreyya şiiri
    (beloplatnoo, 30.04.2007 19:42)
  15. çok güzel bir yeni türkü parçası olmasının yanı sıra insanı epey hüzünlendiren bir demir demirkan parçasıdır. tam olarak karıştırılan eski bir albümün şarkısıdır bu.. eski resimler, eski dostlar, zamanında kardeşinden yakın gördüğün ama artık çok uzaklarda olan insanlar... o en eğlenilen günlerden hatıralar.. onca yaşanmışlık ve geriye yalnızca fotoğrafların kalması.. insanda hem büyük bir tebessümü hem de gözyaşlarını tetikleyebilen pozlar.. gülen yüzler, bozulmayacak denilen dostluklar, bitmeyecek denilen aşklar ve kaybedilenler.. insana neler yaşadığını ve herşeyin ne kadar da değiştiğini anlatan mükemmel ötesi bir şarkı. *
    (zinzoline, 14.05.2007 10:02)
  16. "resim, hiç bir zaman, düz yazı olmamıştır. o şiirdir. biçime dayalı uyaklarla, dizeler halinde yazılmıştır. biçimsel uyaklar, kendi aralarında titreşen diğer biçimler, ya da onu kuşatan boşluğu yanıtlayan biçimlerdir. onlar çoğu kez simgesel etkileriyle de akrabalık bağı kurarlar birbirleriyle. ama simgecilik çok belirgin olmamalıdır. nasıl bir amour* ile toujour* uyağı durmaksızın kullanılamazsa haç biçimdeki kemiklerin resimlenmesi de sürdürülüp götürülemez. o zaman, kemikler yerine pırasalar kullanılır, bu kez söyleyeceğiniz şeyi onlar söylerler." pablo picasso*
    (cala, 21.05.2007 17:13)
  17. bir güngör tekçe şiiridir.

    resim

    anlat ona
    üşengeçtir
    yayılacak ve çökecek ve dinlemeyecek seni
    hafifçe dokun omuz başına
    okşar gibi yap saçını
    okşama ama
    üşüyebilir ellerin
    anlamsız seslerle başla sonra küçük sözcüklerle
    ağzından kaçmış gibi tek heceli usulca

    anlat ona
    geçerken uğradığını kalıcı olmadığını
    ve saygı duyduğunu süregen krallığına
    somurtuktur tüm egemenler kadar
    bir o denli ikircikli
    anlat ki rahat uyusun
    dokunduğu her yerden kovdular çiğ ışığı

    biz yitikler ordusunun ardcısıyız
    doğacak çocukların da
    anlat ona
    bir ağaç da örtebilir güneşi
    olduğumuz için varsın
    olmayacağımız için

    geceye anlat
    ki ondan
    beyaz resimler çıkacak
    (tanrim ben nerdeyim, 18.07.2007 19:48)
  18. iki boyutlu yüzeye, üç boyutlu nesneleri figürleri herneyse çizerek yapılan bir yanılsamadır."ben iki boyut çiziyorum odamı yanılsama keko" diyenler için (bkz: illüstrasyon)
    (cmkyk, 18.07.2007 19:51 ~ 19:52)
  19. ya resim, zavallı resim ne işe yarar bunca çılgın bir ortamda ?
    belki hiç bir işe yaramaz.
    ama belki bir bayraktır resim.
    bir beraberlik çağrısı, kara kadere isyan, bir çeşit küfür, bir soru, güzel günlere ağıt ya da korkuları dağıtan çocuksu bir oyun.
    kara içinde bir umut, bir sevinç kıvılcımı ne olursa olsun. (bkz: abidin dino)
    (x sentos, 12.12.2007 16:40 ~ 16:42)
  20. imaj soyut fenomeninin somut hale getirilmiş halidir..
    kişinin aklındaki görüntü imajdır..imajı kağıda çizer ve somut hale getirirse bu resim halini alır..
    (xzarenqn, 12.12.2007 16:43)
  21. sarı saçlarım yanık tenim,arsız bakışlarımla
    bir çingene çocuğu olabilirdim
    ya da kökten alınmış kaşlarım,bembeyaz gerdanım
    kafdağındaki burnumla çapkın bir burjuva
    eleştirir miydim resmi yine de
    sürekli baktığımız
    tanıdıkça yabancılaştığımız bir resim olmalı bu
    öyle dikmişiz ki gözlerimizi resim değil artık gördüğümüz
    kafamızın içindekiler
    güneş sarı sanıyoruz
    hava aydınlık
    yıllardan ikibinyedi
    ve tüm ikilemimiz simitle vapur arasında belki
    vapura yetişmeye çalışırken
    simit kokusu çarpıyor burnuma
    alırsam kaçıracağım bir vapur
    ve vapura yetişirsem hep aklımda kalacak olan o simit
    tüm bunların arasında dali'nin zamanı kadar kırılgan benliğim
    başağrım binlerce ölümden mühim!!???..
    vitrinin içindekileri değil cama yansıyan görüntümü görebiliyorum sadece
    öyle kırgın ki ressam
    ve öyle anlaşılmamış ki resim.
    (leda, 20.12.2007 21:20 ~ 17.02.2008 18:43)