renault 12 olarak da bilinir...
2. viteste 100km/h hıza ulaşmış çok nadir örnekleri bulunur..
dağa bayıra çamura taşa toprağa dayanabilen; yazın sıcakta içinde buharlaştığınız, kışın soğuktan titrediğiniz efsaneleşmiş renault marka otomobil...
hidrolik direksiyonlu araba kullananların ve otomatik vitese alışanların çok zorlukla kullanabileceği ford mustang vari bir efsane...
yazları sıcak ve kurak kışları soğuk ve yağışlı olan ilk otomobilimiz
türkiye yollarında zamanında çok sayıda görülen otomobil(bizde de vardı)bu otomobilin çok sayıda seveni de vardır,hatta şu gün için 'acaba renault 12 alsam mı?' diye düşünüp hayal kuranları da mevcuttur(örn:bir ev arkadaşı)
(bkz:
renault 12 miz olsada binsek)
taşranın bozuk yollarında keçi gibi gidebilen ama ışıltılı, parlak şehir yollarında yaban kalan renault un fransız köylüleri için ürettiği model.
(bkz:
toros)
dünya üzerinde artık sadece türkiye yollarında görebileceğimiz, arkadaşın geçen kış kapısını açayım derken kapının kolunu eline aldığı dayanıklı ve sevimli araba.
sağlam yapısı ve yerden yüksekliğiyle ülkemizde çok tutulan renault modelidir.sağlam yapısı yaşıtı olan kuş serisinin şu an yollarda sayıca pek az olmasından kolaylıkla gözlemlenebilir.lakin bu otomobil bir mühendislik dehası değildir.kullanıcıyı sinir eden bir çok iğrenç özellik barındırır.bunlar arasında 80km/s'in üzerine çıkınca sileceklerin havalanması,motorun devri 3000dev/dak'yı geçince otomobil içindeki bireyler arası iletişimin imkansızlaşması ve ağır vasıtaları aratmayan sertlikte olan direksiyonu sayılabilir.kullanılası ve uğraşılası bir araba değildir."ayağımı yerden kessin yeter" diyen bireyler için bilimum bisiklet modelleri 6 senedir 85 model r12 kullanan bu nacizane çilekeş kişi tarafından tavsiye olunur.
toros modeli, kullananlar tarafından 'tank gibi araba' olarak nitelendirilen araba. ayrıca beyaz renault 12 toroslar sivil polis abilerimizle özdeşleşmiştir...
seyir halindeyken benzin göstergesi sağa sola sürekli oynayan otomobil.ne kadar benzin kaldığından emin olmak için arabayı durdurduktan sonra benzin göstergesine bakmak gerekir,aksi halde yolda kalmak mümkündür.
vites kolunun kökünden ucuna kadar tamı tamına 35 cm. uzunluğunda olduğu otomobil. külçe gibi ağır direksiyonuyla beraber iyi bir vücut geliştirme aleti olarak da düşünülebilir aslında.
direksiyonu trapez geliştirmek için kullanılabilir.
ilk aramızın markasıydı, tek hatırladığım sayesinde unutulmaz yolculuklar yaptığımızdı; radyoda trt fm ve içeride türk sanat müziği dinlemekten fenalık geçiren çocuklar.
aşağı eğimli bagajıyla nasıl bir mühendislik ve tasarım harikası olduğunun ipuçlarını veren ağır efsanedir. aşağı eğimli bagajı sayesinde mevcut hacim küçültülmekle kalmamış,bir de üzerine kullanışsızlaşmıştır. bu araçta içeriye hava girmesini engellemenin herhangi bir yolu yoktur. havalandırma kanalları sadece yön seçeneklidir,açıp kapatma gibi bir seçenek konulmamıştır. zaten arabanın rezalet olan ses ve ısı yalıtımı göz önüne alındığında çok da gerekli değildir.
vites koluna vidalama tekniği yerine yapıştırma tekniği ile tutturulmuş olan vites topuzu,ilerleyen yıllarda sıcak havalarda yapışkanın erimesi ile kullanıcının elinde kalabilmektedir.
iyi yönleri de yok değildir. ilk olarak yedek parçası çok ucuzdur. bir örnek olarak eş zamanlı fiyatlar vermek gerekise;zamanında renault 12'nin rezistanslı arka camı 15 milyon lira iken opel corsa'nın yan dikiz aynası 65 milyon liraydi. ayrıca bir başka iyi yön olarak altını vurmak imkansızdır,ideal bir piknik arabasıdır,her dereden her tümsekten geçer.
2001 yılında izlediğim bir belgeselde, fransızlar türkiye'de üretilen bu arabayı müzeye koymuşlardı. ve de kamera arkasındaki "yaşanacak otomobiller" yazısına zoom yapıyordu. ne kadar kçtü bir araba olursa olsun, anadolunun bir çok köyünde at ve eşekten daha çok kullanılan bir arabadır bu meret.
süspansiyonları biraz yükseltildiğinde dağ bayır, çamur yarıp geçerler.
yıllandıkları için koltukları, havalandırma kanalları toz kokar.
ilk modellerindeki krom çamurluklar en karizmatik neslin bıyıklarıdır.
(venom, 28.12.2006 21:22)
koltuklarındaki rahatlığı başka hiçbir arabada bulamadığım otomobildir, oturdunuz mu içine göçerdi.
1971 model
renault 12 ile 2000 model toros arasındaki fark biraz daha düzgün boya ve arkadaki toros
amblemidir. bu aracın hiçbir şeyi değişmemiştir. ha birde kapı kolunu değiştirdiler.
3. milenyumda bile bu aracı sattılarya
helal olsun
köylerde station modellerine sıkça rastlayabileceğiniz, dağa tepeye rahatlıkla tırmanan, önden çekişli olan ve bu sayede karlı yollarda da kullanılabilen, türkiye'nin büyük bir kesiminin yükünü çekmiş efsanedir.
bir de bu arabaların kapının iç kısmında bulunan topuz şeklindeki kapı kolları hep ilgimi çekmiştir. bu kol geriye çekilince kapı açılıyor, ileriye itilince de kapı kilitleniyordu yanlış hatırlamıyorsam. bunun yanında tamamen cılız ve yetersiz görünen göğüs kısmı (doğru düzgün teyp takılacak bir yer bile yoktur. ne yaparsanız yapın teyp iğreti durur) ve sopavari vites kolu da diğer detaylarıdır...
ilk kez direksiyonuna geçildiği anda insanın önceki sürüş deneyimlerine yenisini ekleyen otomobil. daha önce sürücüsünü yormayan bir araba kullandıysanız, toros un direksiyona geçince zamanında pasif kalmış kol ve bacak kaslarınız devreye girer. kendinizi kondisyonsuz hissetmenize yol açar. yinede taş gibi arabadır.
babam bunlardan 92 de bir tane aldı ve paldır küldür kullandıktan sonra sattı..
tam dedim toros devri bitti yaşasın hidrolik direksiyon,elektrikli camlar..
bir sabah evin camından baktım ki yeni bir 99 model toros..
gökyüzü adeta benim yerime ağlarcasına yeni torosun kasasına yağıyordu.
seneler geçti teknik üniversiteye girdim.
sene oldu 2005 ve babam yeni bir araba aldı fakat torosu satmadı.
haliyle toros bana kaldı ve mühendis edasıyla bir süre kullandım aracı.
ve artık bu müthiş mühendislik harikası,arka bagaj kapağının camında "istanbul teknik üniversitesi" rütbesi taşıyor.bir gün maslakta itü etiketli torosa rastlarsanız anlayın ki onun şöförü benim ve muhtemelen akbilim kaybolmuştur.
90 km/s hızdan sonra kontrolü iyice zorlaşan, tahmini son hızı 140 km/s olan tekerlekli vasıta.
fransız malı,eskilerin akrobatik arabasıdır.
akrobatik dedim;çünkü bu araba dağda,toprak yolda,kaygan yolda,çamurlu yolda bir ralli arabası edasıyla ilerler.her kim ne derse desin,hangi araba olursa olsun arabayı sevip ona bakan,bakımlarını aksatmayan sahibini bir asırdan daha fazla yorulmadan taşır.
bu araba da öyle direksiyonu ağır olmakla birlikte alışınca gayet hoş bir araba keyfini sunar size.yeni arabalar gibi hafif değildir.arabaya bindiğinizde arabanın ağırlığını,tankvariliğini hissedersiniz.eğer bu emektarın eskilerine kurşunsuz benzin verirseniz karbüratörün meme yapmaması için bir neden yoktur.fakat süperi verdiğinizde yolda tereyağı gibi katar.
tank dedim ya işte bu araba bir kaza yaptığında(tabi küçük çapta)bir ezilme bile olmaz çelik tamponunda.hatta size çarpan taksiciler bir arabasının aldığı hasara birde bizim r12nin almadığı hasara bakıp şok geçirebilirler(yaşanmıştır).bunları nerden mi biliyorum?...bizim 75 model sarıkızımızdan.lakin
ytü lü öğrenciler bilir bu sarıkızı.