son zamanların en salak sansür yöntemi. dizilerde, tv programlarında, birçok yerde karşımıza çıkar oldu bu. turunculu beyazlı medline ambulansı girer kadraja, medline yazısı silinir. vatandaş sigara içer, kıpkırmızı marlboro paketinden yazı silinir. biraz önce denk geldiğim bir görüntüde birisi elinde nokia 6600 ile mesaj yazıyordu, mesaj okunsun diye telefonun ekranına kadar girdiler, ama üstte yazan nokia yazısı buzlandı.. nasıl anlayış şimdi bu?
ne akla, ne mantığa, ne sansüre uymayan, salak bi anlayıştır.
ilk olarak aşk olsun adlı dizide rastlamıştım.. sırf dizinin içine reklam almak için senaryoda ağlamalaklı bi sahne yazıp selpak'ı da gözümüzün içine soka soka "al yüzünü sil" gibilerinden bi replik yazılmıştı.. yuh demiştim.. daha sonraları aynı haraket sol alt köşede "bu bir reklamdır" yazısı koymak mecburiyetiyle devam etti.. rtük baktı başa çıkamayacak toptan yasakladı reklamları.. işte onun bir sonucudur bu.. kendi edip kendi bulmaktır ayrıca..
olimpiyatlarda vücudunun çeşitli yerlerine nike amblemi dövmesi yaptırmış atletlerin dövmelerinin üzerine bant yapıştırılmasıyla benzerlik gösteren olaydır.
fakat türkler bir çok şeyde olduğu gibi bunu da abartmışlardır. bazen ekranın tamamına yakını buzlandırılmaktadır.
bunun en bariz şekilde belli olanı, hayat bilgisinde amil beyin masasının üzerindeki notebook'tur. bu notebook kameranın görüş alanına girdiği an ekranın tamamına yakını şuursuz bir şekilde posterize efektini yemektedir.
saçma sapan şekilde uygulanmaya çalışılsa da, aslında gerekli olan bir eylemdir. bir firma marka olabilmek ve reklamlarını yayınlatmak için televizyonlara binlerce dolar verir. ama biraz daha şanslı olan bir başka firmanın ürünü herhangi bir programda veya dizide kullanıldığında, bu reklam olmayacağından ve reklam ücreti de verilmeyeceğinden haksız rekabete yol açmaktadır. "programınızda benim ürünümü kullanmanız için şu kadar para veriyorum size" diyen firmanın ürününün yanında tesadüfen bir başka firmanın malının bulunması ve aynı yerde yayınlanmaları haksız rekabettir, doğrudur.
görüntünün buzlandırılmasının nedenlerinden biri olduğu söylenen şöyle bir durum da vardır:
televizyonlarda yayınlanan reklamların fiyatları yüksek olduğu gibi, vergileri de yüksektir. işte bu vergiden yırtmak isteyen müşteri ve televizyon, ortak çalışmaya girerler. bir programda bu çakal firmanın ürünü göze sokula sokula kullanılır, fakat arada vergisi verilmiş resmi bir anlaşma yoktur. firma da televizyon da ortadaki reklam alışverişinden dönen paranın vergisini ödemeden işi götürmektedir. bu durum ayrıca, gizli reklam yaparak müşteriyi yönlendirmek anlamına gelir ki, anlamsız da olsa ciddi bir yasaktır. bu kanun, aynı zamanda bunun için de çıkmıştır.
zaten artık bu tarz medya bülteni, haber veya ürün kullanımı şeklinde çıkan reklamlar esnasında ekranın bir köşesinde mutlaka bu bir reklamdır ibaresi bulunur. hem gizli reklam yaparak müşteriyi yönlendirmenin önüne geçilmiş olur, hem de kaş göz arasında cukka edilen reklam vergileri de devlet babanın cebine girmiş olur. o paralar bize yol, su, elektrik ve yağlı kazık olarak geri dönecektir, heyecana kapılmamak gerekir.
fakat bu anlamsızlığın sınırı yoktur. sen kırmızı marlboro'nun üzerindeki marlboro yazısını buzlandırsan da, havaalanında kalkışa hazırlanan türk hava yolları'na ait uçağın kuyruğundaki logoyu buzlasan da, nokia 6600'daki mesajı okumak için telefona zoomlarken nokia yazısını buzlasan da, seyirci onun ne olduğunu anlar. bunun için daha farklı bir sistem kullanmak gerekir.
yapıldığı takdirde buzlandırılan bölgeye daha çok dikkat çekmekle beraber markanın ne olabileceği konusunda spekülasyonlara neden olur.. böylece buzlandırılmamış halinden çok daha çarpıcı bir reklam malzemesidir kanımca..
rtük tarafından yasaklandığı için programlarda ve dizilerde ürün buzlandırılır ama genelde o ürünün ne olduğu kolayca anlaşılır bu iş sadece yapmış olmak için yapılır buzlandırmak bir işe yaramaz
kesinlikle sadece ve sadece adet yerini bulsun dıye yapılan bir sansürdür.
fikrimce milleti aptal yerine koymaktır hatta... sonuçta tv de izlediğimiz bir film veya dizideki oyuncunun çakmağıyla pipi yakıp içmesi olanaksızdır o sigaradır ve biz bunu aslında biliyoruzdur...
yeşilçam filmlerine de aynı yöntem uygulanıyor. yöntemin saçmalığını bir sahne gözler önüne koymuştur. filmi daha önce izlemiş biri olarak, filmin bu buzlandırılmış halini de seyrederken bir sahne çok komik olmuştur. sahne şöyledir:
-adam sigara içiyordur. adamın fakirliğini göstermek için sigaranın markasına odaklanlamıştır kamera. adam birinci marka sigara içiyordur. buzlandırılmış haliyle, o sahne pek bir anlamsız hale gelmişti. şahsen şöyle bir şey yapmalarını ummuştum:
sayın izleyiciler bu sahnede yönetmen fakirliği anlatmıştır.
marketlerin olduğu sahneler sadece bir buğudan oluşuyor. ayyaş bi evde sigara içip bira şişelerinin arasına yatmış biri varsa izleyici zıvanadan çıkabilir uyarıyorum.
yemekteyiz programında yarışmacının süpermarkete gitmesiyle birlikte ekran reklam kaynar , yarışmacının vücudu dışındaki tüm bölgeler buzlandırılır , görüntü piç olur.
hayır madem böyle kasacaksın , tüm görüntüyü bulandır rahat edelim dimi!
sansürleme amaçlı kullanılmasına rağmen aslında dikkati sansürlenen hedeye çekmektedir. ama gelin görün ki "televizyoncu amcalar" bunu göremedikleri için izlenen program da berbat bir şey olup çıkıyor...
dipnot: "televizyoncu amcalar"dan daha iyi bir tabir bulamadım.
televizyonculuk dilinde mozaikleme diye tabir edilen bir durumdur.
bir haber bandını mozaikleme yapmadan ekrana veren uğur dündarın ekibindeki sorumluları kovacağı söylenmiştir.
mozaikleme yapılmazsa belkide hiç ilgimi çemeyecek ama sırf mozaikleme yapıldığı için daha bir dikkatle ne yazdığını okumaya çalıştığım bir durum.