lise çağlarında "büyüklük" ,"babalık" özenimi içinde olanlar da söyler bu lafı birbirlerine.
- vaay reis!! naber.
+ eyvallah (el göğüste kafa aşağı selam),noluyor buralarda sorun varmış?
- yok reisim ne haddimize.(hadi lan ordan ben senin yerine bir geçeyim,sınıfı toplayıp .....)
kendilerini ülkücü diye nitelendiren çapulcuların, başkanlarına verdikleri isimlerdir.eğer okul teşkilatlı ise reisten geçilmez. yok efendim 1.sınıfın reisi,2.sınıfın reisi, a bloğun reisi, b bloğun reisi,sınıfın reisi...
(bkz: kıçımın reisi)
ülkücülerin kendi aralarında kullandıkları ünvan ve aynı zamanda oluşum.bu ünvana sahip olmak öyle kolay değildir.öncelikli olarak hiç bir insani vasfınızın bulunmaması gerekmektedir.ufak bir zeka parıltısı gösterdiğinizde bu oluşumdan dışlanmanız işten bile değildir.ayrıca hiyerarşik bir yapıya sahiptir bu oluşum.en tepede yurt veya okul reisi, onun altında reis yardımcıları,onların altında hukuk reisler,daha altta disiplin reisleri ve en altta teba dedikleri ileri seviye mongollardan oluşan, adam dövme ekibi yer almaktadır.çevredeki öküz yoğunluğuna göre bu oluşum dahada derinleşebilir.mesela kaldığım yurtta neredeyse oda reisi, tuvalet reisi, lavabo reisi seçeceklerdi.belkide seçmişlerdir, kim bilir ?
türk gladio'su abdullah çatlı'nın hayatını anlatan soner yalçın imzalı kitap. kitabı yarısına kadar okuyabildim. biraz taraflı gözüken bir kitaptı zira. ama tabii okuduğum yaştaki her türk gencinin ilgisini çekecek detaylar anlatılıyor. papa suikasti, susurluk, malatya, özal süikasti vs. elbette ilgi çekici şeyler. fakat iyi ki yarıda bırakmışım diyorum. neden dersen, soner yalçın'ın yazılarını da okuyunca iyi bildiğim konularda yarı doğru yarı yanlış bi dolu şey yazdığını görüyorum. geçen canlı yayında cemil ipekçi efendi kitabı hakkında konuştu. adamın babasının mesleği bile yanlış. komple hayatı ve akrabaları yanlış. ama okundu mu okundu. bu ülkede zaten nerde yalan var o okunuyor. [ örn; şu çılgın türkler, nurbanu sultan, safiye sultan vs. ] kitapta o kadar çok detay mevcut ki, ilişkilerin kendilerince senaryolaştırılmasını okuyucunun anlaması zaten mümkün değil. kaç kitap var ki zaten piyasada o hususta yazımış. evet herkesin bildiği bilgiler olaya katılımış, katliamlardan bahsederken tek taraflı bahsedilmiş. anlatılanlardan doğru olanlar yok değilse de doğru ya da kesin bilinen şeylerin az olduğunu diğerlerinin kurgu olduğunu artık biliyorum. ve soner yalçın benim için kurtlar vadisi gibi bir kurguda konsept danışmanı olabilecek ve orda başarılı sayılabilecek birisi olarak kalacak. asla tarih ve diğer hususlarda, özellikle de tarikatler hususunda yazdıklarına itibar edilmez. zira düzeltmek istesen içinden çıkamıyorsun. o kadar yanlış şeyler birbirleriyle ilişkilendiriliyor ki. ama araştırma kültürü değil her yazılanı doğru sanma kültürü gelişmiş ülkemizde bunlar okunuyor. halkın iradesine saygılıyız.
edit: gladio'nun çatlı olmadığı anlaşıldı da kim olduğu bulunamadı, ya da açıklanamadı. ama reis yine de semboldü, birisi feda edilecekti.
tedirgin olup insanın diş sayısını yarı yarıya indirebilen yaratık.
atatürk üniversitesi`nde koşarak bir kavgayı ayırmaya giden suçsuz gencin dişlerinin yarısını parke taşlar arasına işleme yapan kişinin kullandığı lakap,ünvandır. bu cevherin polise verdiği ifadeden alıntı:
"...arkadaşıma doğru koştu, tedirgin oldum, vurdum..."
üniversitedeyken elini sallasan çarpabileceğin kadar çok olan, takım elbiseli ve her daim minimum 2-3 kişilik saz ekibiyle dolaşan öğrenci görünümlü ülkücü takımının başkanlarına verdikleri isim. makamları okul kantinidir. kantinin bir köşesinde bunlara özel 5-10 kişilik bir masa vardır. arka fonu ise muhakkak dolunayda uluyan bir bozkurt resmi süsler. görevleri çay molası için kantine gelen diğer öğrencilere tip tip bakarak akıllarınca göz dağı vermektir. nesillerinin tükenmesini umuyoruz.
izmit' te çok sık kullanılan seslenme biçimlerinden biridir. hatta reyis denir. izmit dili ve edebiyatı diye bir şeyin oluşumuna katkıda bulunan arkadaşlara selam.