2 şubat 1920 tarihli
alemdar gazetesinde kuvayi milliye için şöyle yazmıştır;
"topuna hoş amedi.
merhaba sivas kuzuları, ankara keçileri ağıla mı geldiniz? ittihat sürüsünden yeni çobanbaşı, millet paşası mı sizi seçip ayırdı? tüylerinizi kabartıp, boynuzlarınızı varaklayıp, sırtınızı kınalayıp bize sizi o mu hediye gönderdi? boynunuzdaki tasmayı da o mu taktı? kösemendiniz kimdir? sivas'ın şu karakeçisi mi? yoksa karaman "kahraman" kuzusu mu? niye koç ankara'da kaldı? Âdeti uzaktan mı toslamaktır?..."
"bereketi bol olsun, başımıza bir millî daha çıktı, geceler bir millî daha doğurdu. millet anamız yine varlığını gösterdi. ortaya bir millî yavru daha attı: "
millî misak"... aman allahım! söylenmesi ne güç, ne çirkin, ne gayrı millî bir kelime!... galiba millîler yarım düzineyi geçti."
milli sözcüğünden ve milli olan her şeyden ciyaklayarak kaçan torunları, bu gün de fazlasıyla mevcut!