yahudilik ve hıristiyanlıkta olan fakat islam'da neshedilmiş ceza.
meselenin daha iyi anlaşılmasını sağlamak için önce nesh ne demektir, ona bir bakalım. bunu yaparken kur'an'a başvurmak sanırım en sağlam yol olacaktır.
allah şöyle der kur'an'da;
"biz bir ayeti nesheder veya unutturursak, yerine ya daha hayırlısını, ya da dengini getiririz. bilmez misin, allah'ın gücü her şeye yeter." (bakara 2/106)
nesih sözlükte bir şeyi bir başka şeyle değiştirme, onun yerine başkasını koyma anlamına gelir. allah teala şöyle buyurur:
"bir ayetin yerine başka bir ayeti koyunca, ki allah neyi indireceğini çok iyi bilir, şöyle dediler: 'sen sadece iftiracısın.' yok, onların pek çoğu bilmezler." (nahl 16/101)
yukarıdaki iki ayete göre nesih, "bir ayetin, kendi dengi veya daha hayırlısı ile değiştirilmesidir."
ilk peygamberden son peygambere kadar vahiyde bütünlük vardır. allah teala şöyle buyurur:
"allah nuh'a buyurduğunu, sana vahyettiğini, ibrahim'e, musa'ya ve isa'ya emrettiğini sizin için bu dinin şeriatı yapmıştır. dini ayakta tutun, onda ayrılığa düşmeyin..." (şura 42/13)
bu durumda kur'an, önceki ilahi kitapları neshetmiş olur. ayetlerinin büyük bir kısmı nuh'a, ibrahim'e, musa'ya ve isa'ya vahyedilene denktir. bir kısmı da sadece peygamberimize vahyedilen ve hafifletici hükümler içeren ayetlerdir.
böylece neshin iki şartı ortaya çıkar:
1- ayetler arasında olması.
2- neshedilen ayetin, öncekiyle aynı hükmü veya ondan daha hayırlı bir hükmü taşıması.
sünnet kur'an'ın açıklaması olduğu için kur'an'a tabidir. tabi olana ayrı bir hüküm verilemez. allah teala şöyle buyurur: "sana bu zikri (kur'an'ı) indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın." (nahl 16/44)
hatta müşriklerin peygamberimizden bazı istekler olmuş, bunun üzerine şu ayet inmiştir:
"ayetlerimiz onlara açık belgeler halinde okununca, bizimle karşılaşmak istemeyenler şöyle dediler: "ya bundan başka bir kur'ân getir veya bunu değiştir." de ki: "onu kendiliğimden değiştirmem, olacak şey değildir. ben, bana ne vahyolunursa sadece ona uyarım. ben rabbime karşı gelirsem, büyük bir günün azabından korkarım." (yunus 10/15)
bir ayet neshedilince, peygamberimizin onunla ilgili söz ve uygulamalarının da neshedilmiş olacağı açıktır. çünkü o, kendine ne vahyolunursa ona uyar.
ayetin lafzının neshedilip manasının devam ettiği de iddia edilemez. çünkü bir ayet, ancak yeni bir ayet ile neshedilebilir. bu yeni ayet, öncekinin lafzını neshettiği gibi manasını da nesheder.
nesheden ayetin, neshedilenden ağır hüküm taşıyamayacağı, şu ayetin de gereğidir;
"yanlarındaki tevrat'ta ve incil'de yazılı bulacakları ümmi peygambere uyanlar... o onlara, iyiliği emreder, kötülükten men eder. onlara iyi şeyleri helal, kötü şeyleri haram kılar. sırtlarından ağır yükleri, boyunlarından demir halkaları kaldırır atar..." (araf 7/157)
buraya kadar anlattığımız nesh konusuna en iyi örnek zina suçunun cezası olan recm'in kaldırılmasıdır.
öncelikle diğer ilahi kitaplarda recm'e atıf yapan sözlere bir bakalım;
tevrat levililer bap 20'de şu hükümler yer alır:
"10- biri başka birinin karısıyla, yani komşusunun karısıyla zina ederse, hem kendisi, hem de zina ettiği kadın kesinlikle öldürülecektir.
11- babasının karısıyla yatan, babasının namusuna leke sürmüş olur. ikisi de kesinlikle öldürülecektir. ölümü hak etmişlerdir.
12- bir adam geliniyle yatarsa, ikisi de kesinlikle öldürülecektir. rezillik etmişler, ölümü hak etmişlerdir.
13- bir erkek başka bir erkekle cinsel ilişki kurarsa, ikisi de iğrençlik etmiş olur. kesinlikle öldürülecekler. ölümü hak etmişlerdir." diye ayetler böyle devam etmektedir.
yine tevrat'ın tesniye babı 22'de şu hüküm yer alır:
"22 eğer bir adam başka birinin karısıyla yatarken yakalanırsa, hem kadınla yatan adam, hem kadın, ikisi de öldürülecek. israil'den kötülüğü atacaksınız."
açıkça görülmektedir ki tevrat'ta zina suçunun cezası recm'dir. gelelim hıristiyanlığa;
incil'de zina cezasının varolduğunu yuhanna 8. bölümde geçen hikayeden anlamaktayız;
"3-4 din bilginleri ve ferisiler, zina ederken yakalanmış bir kadın getirdiler. kadını orta yere çıkararak isa'ya, "öğretmen, bu kadın tam zina ederken yakalandı" dediler. 5 "musa, yasa'da bize böyle kadınların taşlanmasını buyurdu, sen ne dersin?" 6 bunları isa'yı sınamak amacıyla söylüyorlardı; onu suçlayabilmek için bir neden arıyorlardı. isa eğilmiş, parmağıyla toprağa yazı yazıyordu. 7 durmadan aynı soruyu sormaları üzerine doğruldu ve, "aranızda günahsız olan, ona ilk taşı atsın!" dedi. 8 sonra yine eğildi, toprağa yazmaya koyuldu. 9 bunu işittikleri zaman, başta yaşlılar olmak üzere, birer birer dışarı çıkıp isa'yı yalnız bıraktılar. kadın ise orta yerde duruyordu. 10 isa doğrulup ona, "kadın, nerede onlar? hiçbiri seni yargılamadı mı?" diye sordu. 11 kadın, "hiçbiri, efendim" dedi. isa, "ben de seni yargılamıyorum" dedi. "git, artık bundan sonra günah işleme!"
hz. isa'nın bu sözü ile recm cezasını kaldırmamış, sadece günahkar insanların ihbar ve şahitliğine dayanarak bu kadar ağır bir cezayı vermemiştir. o halde hıristiyanlıkta da recm cezası paşalar gibi vardır.
gelelim islam'a;
hz. peygamber zina ile ilgili herhangi bir ayet gelmeden önce tıpkı hz. musa ve hz. isa gibi daha önce vahyedilmiş şeylere uymuştur. bir kaç kez recm cezasını uygulamıştır, doğru.kimi zaman kendisine gelen yahudilere kimi zaman da müslümanlardan bazılarına. bunu bazı hadislerden anlamaktayız;
<< hz. peygamber'in önünden yüzü karartılmış ve değnekle dövülmüş bir yahudi geçirildi. onları çağırdı, dedi ki; "kitabınızda zinanın cezası böyle midir?" "evet" dediler. sonra onların alimlerinden birini çağırdı ve "musa'ya tevrat'ı indiren allah adına soruyorum, kitabınızda zina cezası bu şekilde midir? dedi. dedi ki; "eğer böyle sormasaydın söylemezdim, orada recm cezası vardır. ama üst düzey kişiler arasında zina çoğaldı. onlardan birini yakalarsak serbest bırakırdık, zayıfı yakalarsak ona o cezayı uygulardık. dedik ki; gelin, üst düzeye de zayıfa da uygulayacağımız bir ceza üzerinde anlaşalım. sonra recmin yerine yüz karartma ve değnek cezası koyduk. allah'ın elçisi şöyle dedi:
"allah'ım! senin emrini ilk hayata sokan ben olacağım, çünkü onlar öldürmüşler."
hemen emir verdi, o yahudi recmedildi, yani taşlanarak öldürüldü. sonra allah şu ayeti indirdi:
"… kimi yahudiler … sözleri yerleşik manasından kaydırır, tahrif ederler. derler ki; hakkınızda şu karar verilirse uyun, bu karar verilirse uymayın..." (maide 5/41)
çünkü diyorlardı ki, "muhammed'e gidin; yüz karartma ve değnek cezası verirse uyun, recm yani taşlanarak öldürme cezası verirse kaçın." sonra bütün kafirlerle ilgili şu ayetler indi:
"... kim allah'ın indirdiği ile hükmetmezse onlar kafirlerin ta kendileridir."
"... kim allah'ın indirdiği ile hükmetmezse onlar zalimlerin ta kendileridir."
"... kim allah'ın indirdiği ile hükmetmezse onlar fasıkların ta kendileridir." (maide 5/44-45-46)
bir yahudi kadınla erkek zina etmişlerdi. biri birine dedi ki; "bizi şu peygambere götürün. çünkü o, hafifletici hükümlerle gönderilmiştir. eğer recmden hafif bir ceza verirse kabul ederiz, allah'ın yanında bize bir dayanak olur, deriz ki; "peygamberlerinden birinin kararına uyduk". peygamber sallallahu aleyhi ve selleme geldiler. mescitte ashabı arasında oturuyordu. dediler ki; "ebu'l-kasım! zina etmiş bir erkekle kadın hakkındaki görüşün nedir?" o, hiçbir şey söylemeden beyt-i midraslarına yani tevrat eğitim ve öğretimi yaptıkları kuruma geldi. kapıda durdu dedi ki: "musa'ya tevrat'ı indiren allah adına soruyorum, evli iken zina edenin cezası, tevrat'ta nedir?" dediler ki; yüzü kül ile karartılır, değnek vurulur ve eşeğe ters bindirilerek dolaştırılır. içlerinden bir genç sessiz kaldı. peygamber onun suskunluğunu görünce yemin verdirerek ısrar etti. o genç dedi ki: "allahım! ... sen bize yemin verdin… biz tevrat'ta recm cezasını görüyoruz…" peygamber efendimiz şöyle dedi: "allah'ın emrine karşı ilk çıkışınız nasıl oldu?" dediler ki: başkanlarımızdan birinin bir yakını zina etti. o, ona recm uygulamayı erteledi. sonra halktan biri zina etti. başkan onu recmetmek istedi. onun kavmi araya girdi ve dediler ki, "senin yakınını getirip recmetmezsen bizim yakınımız recmedilemez." sonra uygulanacak ceza konusunda anlaştılar. peygamber efendimiz de dedi ki: "ben tevrat'ta olan ile hükmediyorum." emir verdi, ikisi de recmedildi. allah'ın elçisi'nin yahudilere hükmü, ancak allah’ın hükmü olabilirdi. allah şöyle buyurmuştur:
"seni nasıl hakem yapıyorlar? yanlarında tevrat var ve onda allah’ın hükmü var. sonra bunun arkasından sırtlarını çeviriyorlar! onlar inanan kimseler değillerdir." (maide 5/43)
bu ayet, tevrat'taki zina hükmünün allah'ın hükmü olduğunu kesinleştirmiştir. yahudilerin peygamberimize gelmeleri, bu cezadan kaçmak içindi. bu yüzden gönderdikleri kişilere; "... hakkınızda şu karar verilirse uyun, bu karar verilirse uymayın..." (maide 5/41) demişlerdi.
tevrat'taki hüküm, allah'ın hükmü olduğuna göre peygamberimizin başka bir ceza veremezdi. o, bir süre, zina eden müslümanlara da tevrat'ı uygulamıştır. şu hadis bunu göstermektedir:
ebu hureyre ve zeyd b. halid dediler ki, peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin yanındaydık. bir adam kalktı ve şöyle dedi: "allah için, aramızda sadece allah’ın kitabıyla hükmetmeni istiyorum." davalısı daha anlayışlıydı, o da kalktı ve şöyle dedi; "aramızda allah’ın kitabı ile hükmet ve beni dinle." peygamberimiz, "konuş" dedi, o da şöyle konuştu:
"oğlum bunun işçisiydi. karısıyla zina etti. 100 koyun ile bir hizmetçi köleyi fidye olarak verdim. bilenlere sordum, oğluma 100 değnek ve bir yıl sürgün, kadına da recm gerektiğini söylediler."
peygamber efendimiz dedi ki: canım elinde olana and içerim, aranızda elbette şanı yüce allah'ın kitabı ile hükmedeceğim. 100 koyun ile köle geri alınır. oğluna 100 değnek ve bir yıl sürgün gerekir. üneys! şu adamın karısına git, suçu kabul ederse recmet. gitti. kadın suçu kabul edince recmetti.
burada sözü edilen kitabının tevrat olduğu kesindir. çünkü kur'an'da zina ile ilgili bir ayet henüz inmemişti. inen ayetlerin hiçbirinde de recm cezası bulunmamaktadır.
elimizdeki tevrat'ta değnek cezası yoktur. bu ceza, medine yahudilerinin elindeki nüshada olabilir.
***recmin kaldırılışı***
nisa suresindeki ayetlerle recm, yani taşlayarak öldürme cezası, kadınlar için ev hapsine çevrilmiş ayrıca kadın ve erkeğe, kendilerini düzeltinceye kadar eziyet edilmesi, hükme bağlanmıştır. allah şöyle buyurmuştur:
"kadınlarınızdan fuhuş yapanlara karşı içinizden dört şahit getirin. eğer şahitlik ederlerse onları evlere kapatın. bu, ölüm canlarını alıncaya, ya da allah onlara bir yol açıncaya kadar böyle gitsin. içinizden bu suçu işleyen çiftlere eziyet edin. eğer tevbe edip kendilerini düzeltecek olurlarsa bırakın. allah tevbeleri kabul eder, ikramı boldur." (nisa 4/15-16)
bu ayetler hem tevrat’taki recm, yani taşlanarak öldürme cezasını kaldırmış, hem de bekarlara verilen 100 değnek ve sürgün cezasını hafifletmiştir. bakire bir kadının bir yıl sürgünde kalması, yeni bir ayetle önünün açılmasına kadar evinde kalmasından zordur. burada evli - bekar ayrımı da yapılmamıştır.
birinci ayette geçen, "...allah onlara bir yol açıncaya kadar..." ifadesi, cezanın daha da hafifletileceğini gösterir. hafifletme nur suresinin ikinci ayetiyle olmuştur. allah şöyle buyurur:
"zina eden kadınla zina eden erkekten her birine yüz değnek vurun. eğer allah'a ve o son güne inanıyorsanız, allah'ın hükmünü yerine getirirken onlara karşı yumuşamayın. inananlardan bir takım da onlara yapılan azabı gözleriyle görsün." (nur 24/2)
bu ayet, kadın-erkek, evli- bekar ayırımı yapmadan zina cezasını 100 değnek olarak hükme bağlamıştır. bu ceza, nisa suresinde geçen, ölünceye kadar ev hapsinden ve kendini düzelttiği kanaati doğuncaya kadar eziyet görmekten hafiftir.
kur'ân, tevrat'ta yer alan, peygamberimizin de bir süre uyguladığı zina ile ilgili hükümleri neshetmiştir. böylece kur'ân, zina cezası konusunda hem tevrat'ı, hem de incil'i neshetmiş olmaktadır. meselenin bu yönüyle alakalı bir de hadis verelim;
<< bir erkek zina itirafında bulunmuştu. allah'ın elçisi sopa istedi. kırık bir sopa getirildi. "daha iyisi olsun" dedi. yeni bir sopa getirildi, budakları yontulmamıştı. "bundan hafif olsun" dedi. düzgün, yumuşak bir sopa getirildi. allah'ın elçisi emretti, sopa vuruldu. sonra şöyle dedi:
"ey insanlar! artık allah’ın koyduğu sınırlardan kaçınmanızın zamanı geldi. kim bu pisliklerden bir şey yaparsa allah'ın örtüsüyle örtünsün. çünkü bize yüzünü gösterene allah'ın kitabını uygularız".>>
burada evli, ya da bekar olduğuna bakılmaksızın, suçluya 100 değnek vurulması, sonra allah'ın kitabının uygulandığının söylenmesi, bütün şüpheleri kaldıracak mahiyettedir. çünkü allah'ın kitabı'nda 100 değnek dışında bir ceza yoktur.
***********
şu halde kur'an'da recm olduğunu iddia eden tüm şaşkınlar sanırım bundan sonra daha dikkatli konuşacaklardır. recm veya bunun gibi islam'da olmayan durumlar ile müslümanları aşağılayacakları bir yol bulduğunu zannedenler sadece zannediyorlar. kendi cahilliklerini göstermiş oluyorlar. böylece bilip bilmeden konuşanların foyası meydana çıkmış oldu.
islam dini mi gerçekten çağdışı yoksa anlamaya çalışmayanlar olarak bizler mi?
kaynak : islam hukuk usulü derslerinde aldığım notlar.