basit gitar ve güzelim radiohead'in davul sesleriyle kafanızın içinde acı çekmenizi sağlayan hüzünlü bir melodiye sahip şarkı. kendinizi kaptırınca, ağlatabilme riski yüksek.
[seviyorum] tek geçerim ki; in rainbows albümünü sırtına almış taşıyan, en azından en çok yükü çeken parçası..umuyorum beni yormaz çünkü o yüklerden bi kısmını da bana devretmiş gibi, sen de taşı biraz diyor içten içe..benim hiç itiraz edesim yok, zaten kedileştirdi beni thom yorke'un bu parçadaki performansı..az kaldı, radiohead'in en iyi parçası seçmek üzereyim..manevi değeri yüksek, bana uzakları düşündürtüyor, uzakları hatırlatıyor..ışık var orada..
günün hangi saati, ruh halim hangi durumda olursa olsun tam 2:50'de giren bi melodi var bu şarkıda..tüylerimi diken diken ediyor..dur dur, aslında 2:50'de giren melodi değil..0:00'da giren melodi!! ta ki 4:50'ye kadar..thom yorke zaten ayrı bi olay, ona bi laf söylemeyeceğim, adam da rahat etsin, kulağı çınlamasın artık..
"can you take it with you? disavow the pleasure?!"
derin bi nefes al..hayata arkanı yasla...rahatla..gözlerini kapa..
bunu yapabilecek misin bilemiyorum ama..
şuan üzerindeki baskıdan bahsediyorum, bunu daha ne kadar taşıyacaksın?!..kaldırabilecek gücün kaldı mı ki hala?! ya da yok mu sayacaksın onu?! yapabilecek misin öyle bi şeyi?! o da bi çözüm tabi..
gözlerini aç..pencereden dışarıya bakıyorsun..gözlerini kısma..stresli olduğunu belli ediyorsun..düşündüğün ne? benim tek emin olduğum şey rahatlaman gerek..güveniyorum sana, bunu da bil..
* * *
"you were not to blame for bittersweet distractors, dare not speak her name"
seni suçlamıyorum..
sen de haklısın..
ama en azılı düşmanına zaaflarını göstermeyeceksin..zamanın sana yardım etmesini mi istiyorsan sadece sen bileceksin bu zaafları..bunu zaten sana tavsiye etmeyecektim, senin bilmem gerekiyor bunu savaşmaya başlamadan önce..
bil ki sonuçta yenilmeyeceksin..
artık onu unutacaksın! onu, onları, çoğu şey..herşeyi!! geri dönüşü olmamalı..olmayacak..ilerisi her zaman daha iyi olacak senin için..geçmişi unutacaksın ki gelecek canını yakmasın artık..hiçbir zaman suçlu hissetmeyesin kendini..
* * *
"did i cater to all you, all your needs?"
düşünüyorsun..ben de..
acaba diyorum..olabilir mi?! tünelin sonunda bi ışık olduğu kesin ama o ışık senin istediğin çıkıştan mı geliyor?! başka çıkış, başka ışık var mı? kısma gözlerini ya, bi bak etrafına..zaten zifiri karanlıktasın..göz bebeklerin de kalbin gibi büyük şuan..
hesapla! kaçışını nereden yapacaksın?! ne yapacaksın?! acaba her şeyin cevabı orada mı saklı?! orası mı aradığın?!..
düşünüyorum..sen de..
* * *
"because we separate it ripples our reflections"
ayrı düştük..ayrı kaldık..
ama ben senin hep yanındayım aslında..kafandayım, kalbindeyim, tüm hücrelerine işledim..bak, hatırla..unutma..tünelin sonundaki o ışık, güçlü ama titrek.."tezatlık mı?!" hayır öyle düşünme.."kaderin bi oyunu mu?!" o kadar da kaderci olma..mantıklı mı oraya gitmek?! aklını dinle..
yolundan sapma yeter..zorluklar elbet olacak ama sen de güçlüsün, ben seni öyle tanıdım en azından..her zaman bunu aklında tut..
* * *
hesapla..hayatın sana bu yaptığı tüm bu oyunları düşün..
hesapla; ne zaman, nerede ve nasıl onu alt edeceğini..gücü tamamiyle kontrol altına alacağını..
hesapla..ve harekete geç..zamana çok güvenme, o seni takmıyor, akıp gidiyor..
kral bir radiohead şarkısı. kanımca in rainbows'un faust arp ile beraber en güçlü melodilerini içinde barındırıyor. radiohead'in çok sesli çalıştığı zaman nasıl destanlar yazabileceğinin de göstergesi..
bunun yanında şarkının 02.32 sinde giren thom'un acı dolu sesi, 02.50 de yaylıların girip iç parçalaması, ona eşlik eden "because we seperate, it ripples our reflections.." bölümünün ise yürekleri dağlaması kanımca bu albümü unutulmaz arasına sokmaya yetmiştir.
radiohead nude için yaptığı güzelliği bu parça için de yapmış. stem'lerini (şarkının bölümleri, davuldu bastı vs.) itunes store'da yayınlamışlar, "haydi canlar mix'leyin" demişler. tabi itunes store türkiye'de aktif olmadığı için bizler resmi olarak bu stemleri indiremiyoruz. fakat malum paylaşım ağlarında bu dosyalar bulunabiliyormuş.
uyuman gereken saatlerde uyuyamazken dinlenecek bir şarkı bu ya da dinlerken uyuyamayacağın bir şarkı da olabilir, gökkuşağından. madem böyle bir şarkı yapmış, sabah altıda da thom* uyansın, bana ne.. gerçi o uyumuyordur ki uyansın, android ne de olsa.
ve radiohead'in yaptığı şeylere şarkı derken halen rahatsız oluyorum; bunlar şarkıysa diğerleri ne, diğerleri şarkıysa bunlar ne..
ama illa ki; arada 'uuuu uuuu uuuyuma' diye de fısıldayan şarkı (inanmıyorsan dinle).
madem uyanacaz ne diye uyuyoruz anlamıyorum da zaten. büyüksün thom.
beni dans ederken izlediğin şarkı. ve de aynı zamanda beni gördüğün, yıllardır göremediğini farkedip kendini suçladığın..
neden mi? çünkü başka seslerin, başka melodilerin peşinden koştun hep. ama hiç de bırakmadın beni, bu şarkıyı.
bu şarkının sesi, tınısı hep içindeydi. yalan mı? beni her şeyimle karşında gördüğünde gözlerin gördüklerine inanamadı,
bedenin, ruhun beni kabul etti. peki ne gördün sen, hiç bunu düşündün mü? neden bu şarkı? neden ben? çünkü senin çok büyük, pamuktan
yapılmış bir kalbin var. (ve de senin de dediğin gibi içine pamuk kaçmış insanların bestelediği bir şarkı bu.) yumuşak, sıcak. ama
bir yandan da üzerine dökülen en ufak bir lekenin bozabileceği, küçücük bir kıvılcımda yanabilecek. bir bakarsın içinde bir ateş olmuş, taşıması,
gittiğin yerlere götürmesi, bana göstermesi çok zor olmuş. ama ben o ateşi taşımayı biliyorum. ben bu şarkıdaki güçlü ritimlerin
altındaki o kırılgan gitarları tanıyorum. onların yanyana durabileceğini uzun zamandır şahitlik ettim. sen de öğreneceksin. şimdi
içinde taşıyamadığın geçmişini, içinde nefes almanı engelleyen seslerin içine o gitarları serpiştireceksin. kocaman gözlerin yine
ışıldayacak ama bambaşka...içindeki engin renkler dışarı çıkacak bu sefer, hiç bir ses, hiç bir davul bastıramayacak, çünkü senin olacak o renkler.
en güzel, en haz alacağın, yaşadığını tüm derinliğiyle hissedeceğin an ise o davulların da bu şarkının vazgeçilmezi olduğunu farkettiğin an olacak.
ben de yanında olacağım. sana bakacağım. tüm bunları izlemek, seni izlemek, dünyanın en güzel ruhunu izlemek, onu sahiplenmek değil, ona bu kadar
yakın olmak da bana iyi gelecek. şimdi de iyi geliyor, o zaman da iyi gelecek.
her dinlediğim de kendimi kaptırdığım şarkı... bugün kayserinin ayaz günlerinden biri daha sona hazırlanırken , gece gece açtım bu parçayı ve deli gibi bisiklete bindim , her yanım çamur , kıpkırmızı suratla , burnumu çeke çeke eve geldim. biliyorum suratımı mahvetti o rüzgar, ama hiç bir zaman öyle tatlı üşümeyecek biliyorum. aklıma geldiyse yapmalıyım ...
radiohead'in artık kendini aştığı ve bir müzik bu kadar mı güzel yapılır dedirtiği şarkı. buna şarkı demek az kalır. altyapısıyla, thom yorke'un vokaliyle yüzlerce kez sıkılmadan dinlenebilir. o derece abartıyı hakediyor