(bkz:
@1702554) nolu giride veya
ananı da al git örneklerinde görüldüğü gibi tayyip'in eleştiriye tahamülü yoktur. oysa ki,
falih rıfkı atay yanılmıyorsam
çankaya kitabında şöyle bir şey anlatmıştır.
mustafa kemal ve silah arkadaşları yeni kurulan devletin, ankara semalarına yakın bir yerde, bozkırlarda vs. dolaşmaktadırlar. zaman hasat zamanıdır. bu sırada mustafa kemal, hasat zamanı olmasına rağmen ürününü tarladan toplamayan bir çiftçi görür yanına gider ve kimliğini açıklamadan neden ürünü toplamadığını sorar.
çiftçi: ahh görmüyor musun öküz mü var saban mı var, el de avuçta ne varsa devlete verdik.
mustafa kemal: e peki ismet paşa'ya gitmedin mi yardım istemedin mi?
çiftçi: bırak allah aşkına ismet paşa'yı baş düzenbaz o, hani yardım edeceklerdi çiftçiye, baş yalancı o'dur.
mustafa kemal: e peki mustafa kemal'e gitseydin.
çiftçi: aaa gazi'ye bir şey diyemem, bizim kurtarıcımızdır. ama bu kadar işinin arasında benle mi uğraşacak benim derdimi mi dinleyecek?
akşam olur, çankaya köşkünde yemek yenecektir. mustafa kemal, ismet paşa, dönemin bilimumum önemli ismi ve bu çiftçi aynı masadadır. mustafa kemal çiftçiye döner ve hadi bakalım bana bugün anlattıklarını bir de ismet paşa ya anlat der. çiftçi aynen anlatır, ismet paşa ilgi ile dinler, mahçup olur. mustafa kemal, işte biz herkesi bu masaya oturtmalıyız ancak o zaman milletin derdi nedir öğrenebiliriz gibisinden birşeyler der.