özellikle son seçimden sonra 16 milyonluk gereksiz güruhu arkasına alan akp recep tayyip önderliğinde sürdürmeye çalıştığı rezil politikadır. neler olur bu politika esasınca;
- muhalif seslere katlanılamaz yargısız infaz yapılır, sebepsiz ve aylar süren göz altılar olur, psikolojik çökertme amaçlanır.
- sadece kendine oy verenlere odaklı bir iktidar vardır.
-kendini osmanlıda zanneder, kadınları geri plana atar ve hatta onları sadece 3 çocuk yapmaya yarayan birer obje zanneder.
-üniversitelerin içine eder sonra bir anda yasa tasarısı geri çekilir.
-tüm kurumlara atamayı kendisi yapar, onu sorgulayan olmaz. padişah çoktan kendi hegemonayasını kurmuştur.
- tüm bunlara rağmen onları izleyen milyonlar vardır, işin komiği bu destekçilerin içinde 2. planı, sadece erkek ihtiyacını gidermek vasfını kabul eden kadınlarda vardır.
(bkz: padişahım çok yaşa)
recep tayyip erdoğan ' ın kendini padişah sanması ' ndan daha tehlikeli olan halkımızın ona padişah payesi vermiş olmasıdır.
ve ne yazık ki halkımızın bir b planı yoktur.
uyarılara aldırmamanın, demokrasiyi yanlış yorumlamanın, halk benim arkamda mantığını ters kurmanın doğal bir sonucu olarak ortaya çıkmış durumdur.
rte artık kontrolü kaybetmeye başlamıştır. her şeyi birbirine karıştırmaktadır, danışmanları onu yanlış yönlendirmektedir. bir başbakan olarak eleştirilere açık bir makamda herkese eşit mesafede oturduğunu unutmuş görünmektedir. konuşmalarında sürekli "biz" diyerek karşı bir taraf oluşturduğunun farkında bile değildir. seçimin ertesi günü söylediği "herkesin hükümeti olma" sözünü çok çabuk unutmuş ve her fırsatta kendisine oy veren %47'lik dilimi ön plana çıkarmaya başlamıştır. geri kalan %53'lük kısmın da başbakanı olduğu gerçeğinin kendisine hatırlatılması farzdır.
evet kendisini padişah sanmaktadır çünkü eleştirilmeye bu kadar kapalı, söylenen herşeyi olumsuz alan, sürekli dava açan bir insan demokrasinin bir üyesi olamaz, olsa olsa "tiz vurun kellesini" diye bağıran bir padişah olur.
bu kadar dalkavuğu varken şaşırılmaması gereken olay.bazen diyorum yalakalığın da sınırı vardır ama görüyoruz ki yok.kendine aydın diyen pek saygıdeğer liboşlarımız pohpohlamakta sınır tanımıyor.
rte'nin kendisini adnan menderes'in son yıllarındaki gibi hissetmesi. dua etsin bu yıllarda yaşıyor yoksa sonu adnan menderes gibi olurdu. demokrasi diyerek ortalığı yıkıyor ama tek yaptığı lider sultası 16 milyon oyla ülkeyi kendi hayalindeki yoz sisteme döndürmek istiyor.
-oğlum 2. bilal. hemen donanmanı alıp sefere çıkasın. saray yan gelip yatma yeri değil.
+hemen sultanım. ama bi anamın elini öpeyim, öyle çıkayım.
-ananı da al git. dır dır kafamı yedi.
daha kötüsü kendini milletin yegane temsilcisi olarak sanması bence. söylediği her şeyi kendi kafasında kurduğu millet diye bir kitlenin söylediğini sanıyor olsa gerek. üslubu öyle düşündürtüyor. padişah padişahlığını bilir, hakimiyet kendisindendir. erdoğan ise yaptıklarına "milletin iradesinin tecellisi" diyor.
istanbulu yeniden almadığı yada viyanayı kuşatmadığı sürece işi zordur.prens bilal mektup yazıp kendisini orduların başına çağırmıştır belki ama haberci yolda öldürülmüş yada 'gitmiyrem ulan' deyip yarı yolda sıkılmış bi hana girmiştir.
(bkz: lise tarih bilgilerinden arda kalanlar)
ziyadesiyle düşündürücü bir saptama. saptamada gerçeklik payı varsa saptananın depresyonda olduğunu tahmin ediyorum. zira ittihatçı militer elitin iktidarı ele geçirip ülkenin canına okuduğu, yok yere vatan evlatlarını dağlarda dondurduğu dönemlerde de tahtlar padişahlar vardı. rte, ittihatçı düşüncenin cumhuriyet kurulduğundan beri tedavülden kalkmadığını aynı sakatlıkla sürdüğünü unutup, kendini 15. -16. yüzyıl padişahları ayarında (astığı astık kestiği kestik, sözü kanun türünden) padişahlardan sayacak kadar hayal dünyasında yaşamıyor olsa gerek.
eskiden padişahlar ülkeyi başkent olan istanbul'dan yönetirlerdi.burada aynı durum söz konusu zira recep tayyip erdoğan'ın haftanın 4 gününü istanbul,geri kalanını da yurtdışında gezmekle geçirmesi buna iyi bir örnektir.
belli bir hedef dogrultusunda yavaş yavaş güç kazanan insanların belli oranda güç kazandıktan sonra artık sabırsız davranmaya başlaması durumudur. kişi gerekli atılımı yapmak için gerekli güce sahip olduguna inanır ve artık bana birşey olmaz diye düşünür ancak gerçekler hiçte düşündüğü gibi değildir.
ileri görüşlü nadide sanatçımız sibel can recep tayyip erdoğan'ın böyle bir açıklama yapacağını görmüş ki kendisine şu şekilde ayar vermiştir;
bu devirde;
kimse sultan değil
hükümdar değil
bezirgan değil
bu kadar güvenme hiç kendine
kimse şah değil padişah değil.
seçimlerde yüzde kırkaltı oy aldı diye herşeyi yapabilme yetkisini kendisinde bulmasıdır.milletin tek sahibiymiş gibi davranması kendini padişah sanmasından ileri geliyor sanırım.
partisi için var olan demokrasiyi; işçiye, memera, emekliye koklatmamasından bellidir padişahlığı. yargıtay'a halk iradesi, ssgss'yi protesto edene cop.