alice harikalar diyarında'nın en cici paradokslarından biridir.
-alıntı-
kraliçe:
"-oda hizmetçim olmayı istersen, seni seve seve yanıma alırım," dedi, "haftada 2.5 lira veririm,
gün aşırı da reçel."
alice kendini tutamayıp güldü.
"-ben sizin oda hizmetçiniz olmak istemedim ki, hem reçel de sevmem," dedi.
kraliçe:
"-çok güzel bir reçeldir," dedi.
"-öyle bile olsa, canım
bugün hiç reçel yemek istemiyor."
kraliçe:
"-istesen de bugün yiyemezsin," dedi, "dün yiyebilirdin, yarın da öyle. gel gelelim, asla
bugünün reçelini yiyemezsin burada."
alice:
"-arada bir bugünün reçelini yeme sırası da geliyordur mutlaka," dedi.
kraliçe:
"-hiç gelmez," dedi, "çünkü yalnız
gün aşırı reçelidir bu. anladın mı?"
alice:
"-hiç bir şey anlamadım valla,"dedi, "kafam karmakarışık oldu."
kraliçe tatlılıkla:
"-işte geriye doğru yaşamanın sonucudur bu," dedi, "çünkü geriye doğru yaşamak başlangıçta, insanın biraz başını döndürür."
-alıntı-
hiç bugün reçeli yok!
edit: orjinal metin, çok daha güzel, çok daha paradoksal, karışık ve psikopattır.
'i'm sure i'll take you with pleasure!' the queen said. 'twopence a week, and jam every other day.'
alice couldn't help laughing, as she said, 'i don't want you to hire
me - and i don't care for jam.'
'it's very good jam,' said the queen.
'well, i don't want any to-day, at any rate.'
'you couldn't have it if you
did want it,' the queen said. 'the rule is, jam to-morrow and jam yesterday - but never jam to-day.'
'it
must come sometimes to "jam to-day,"' alice objected.
'no, it can't,' said the queen. 'it's jam every
other day: to-day isn't any
other day, you know.'
'i don't understand you,' said alice. 'it's dreadfully confusing!'