görseller
rakel dink 
  
belki ilginizi çeker
  1. · pkk li olsa bile nihayetinde insan insandır
  2. · sallandıracaksın 3 5 tanesini taksim meydanında
  3. · akdeniz üniversitesi nde silahlı faşist saldırı
  4. · ahmet kaya
  5. · muhsin yazıcıoğlu
  6. · ırkçılığa ve faşizme karşı çözüm önerileri
  7. · aşırı ırkçılaştırıcı türk eğitim sistemi
  8. · hrant dink vakfı
  9. · vicdan filmleri
  10. · hepimiz hrantız hepimiz ermeniyiz
gündem
  1. · kız arkadaşı behlül ve sawyer la yatakta basmak
  2. · kurban kesmeye karşı olan dallama
  3. · mutluluk veren küçük şeyler
  4. · kesilen kediye acıyıp koyuna hiç acımamak
  5. · cehennemin girişinde yazan söz
  6. · yaran diyaloglar
  7. · fotoğraf makinası olmayan japon
  8. · en güzel jenerik müzikleri
  9. · vurursa gol olur vurdu taç

rakel dink  

  1. eşinin cenaze töreninde öyle bir konuşma yapmıştır ki insan olmak bu dedirtmiştir bana.kolay duygulanan gözyaşı döken bir insan olmama rağmen o konuşma sonrası gözyaşlarımı tutamadım.ne diyordu?biliyorum ki onu vuran da bir gün bebekti onu bu karanlığa iten sistem düzelmeli..kinle nefretle olmaz diyordu.ve bunları söylerken o kadar içtendi ki en ufak bir yapmacıklık yoktu.beraber bir ömür geçirdiğin kişinin gidişini seyretmek ama yılmadan tekrar kurmaya çalışarak belkide...insanlık bu tadda birşey olsa gerek.ve evet şu an kelimelerin kitlendiği andır benim adıma.
    (dengesiz çay tabağı, 23.01.2007 19:44)
  2. "yaşı kaç olursa olsun, 17 veya 27 yaşında, katil kim olursa olsun, bir zamanlar bebek olduklarını biliyorum. bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz kardeşlerim..."

    yüreğindeki insan sevgisini ışıl ışıl ifade etmiş bir güzel ruh.
    (sirona, 23.02.2007 03:42)
  3. kocasının elbirliğiyle öldürülmesinden sonra rte ve deniz baykal'ın evine gelerek taziyelerini sunmalarına ve bunları sessizce, tepki göstermeden kabul edebilmesi takdir edilesidir. sanırım onun yerinde olsaydım, önce suratlarına okkalı bir tükürdükten sonra pencereden aşağı kafalarına su dökerdim o iki şahsiyetin. rte, sen değil misin iş türban olunca yargıyla kavgaya tutuşan ama gözünün önünde bir vatandaşın yargıtay tarafından dalga geçilircesine mahkumiyet verilirken sus pus kesilen; baykal, sen değil misin iki tane milliyetçi oy alıcam diye chp'yi mhp ligine sokan 'hepimiz ermeniyiz' lafını da kıçından anlamayı başarıp, cılkını çıkarmamak lazım diyen, hey yavrum hey "hrant dink'i yaşatmalıymışız", senin o romantizmini yesinler. 2 yıldır öldürülürken nerdeydiniz beyefendiler.
    (malina, 22.03.2007 12:54 ~ 21:34)
  4. rıdvan akar'ın 30 aralık 1999 günü aktüel'de yayınlanan aşağıdaki yazısını okuduktan sonra, benim hayatım roman ne demektir, kendisinden öğrendiğimiz insandır.


    "cudi’li rakel’in masali

    kuşaklarca kaç göç yaşayan türkiye’li azınlıkların neredeyse herbirinin sıradışı bir öyküsü var. ailesinin kendinden başka bütün fertleri bugün belçika’da yaşayan rakel dink’in öyküsü gibi...

    “türkülerimi dinleyenler var
    ben bir bülbülüm
    dağın eteğinde evim vardı.
    şimdi yüreğim alevli,
    yüreğim derin yaralı
    artık türkülerimi nerede söyleyeyim?”

    bu ermenice türkü rakel’in en çok sevdiği ezgi. zira onu anlatıyor. cudi dağı’nın eteklerinde başlayan, bir ucu tuzla’da yetimhaneye, diğeri ise belçika’ya uzanan bir öykünün son mirasçısı, işte bu türküyle kayıplarını, yitik kavmini anıyor. rakel dink “son mirasçı”. bugün onun aşiretinden, ailesinden hiç kimse türkiye’de yaşamıyor. cudi dağı’nın doruklarında başlayan bir serüven, ermeni varto aşireti’nin öyküsü brüksel’in varoşlarında devam ediyor.

    serüven tam 85 yıl önce başladı. cizre’nin en büyük aşiretlerinden olan ermeni vartolar’ın diğerleri gibi tehcirine karar verildi. tehcir bilinmezlik, tehcir sıla demekti.

    aşiretin beş ailesi kendilerini cudi dağı’na emanet etti. mala varto yani varto’nun evi diye bilinen aile bunlardan biriydi. cudi’ye saklandılar ve tam 25 yıl hiç kimselere gözükmeden, birinci dünya savaşını, türkiye cumhuriyeti’nin kuruluşunu, ata’nın ölümünü hiçbir şeyi bilmeden dağlarda yaşadılar. beş aile kendi aralarında çoğaldılar.

    sonra bir cesaretle ovaya, cizre’ye indiler. aşiretin yaşadığı topraklarda şimdi kürt köyleri vardı. ve giyimleri, yaşam tarzları ile ermeni varto aşireti onlar gibi yaşamaya, onlar gibi konuşmaya başladı. ermeni aşiretinin dili artık kürtçe’ydi. tek kelime ermenice bilmiyor, dualarını bile kürtçe ediyorlardı. patrikhaneyi hiç duymamışlardı. hatta türkiye topraklarında başka ermeni var mı, onu da bilmiyorlardı. topraklarına başkaları el koymuştu. kıl çadırlarda göçer hayatı sürdürdüler.

    kürtçe konuşuyor, ama kürtler’den farklı olduklarını biliyorlardı. şehirden hangi papaz gelirse süryani, keldani, nasturi olmasına aldırmadan onunla dua ediyor, bsağ yani düğün törenlerini yapıyorlardı. çevre köylerden sadece birine yakınlık hissediyorlardı. hasana köyü keldani’ydi. hatta bir de küçük kiliseleri vardı. o köye gidiyor, dostluk kuruyorlardı. yarım gün uzaklıktaki bu köyün mezarlığına ölülerini gömüyorlardı. aşiretin töresi dışarıyla evlenmeyi kesinlikle yasaklamıştı. biricik istisnaları hasana köyü’nün gelinleri oldu.

    aşiretin reisi siyament yağbasan’ın tam 13 çocuğu vardı. karısı delal vakitsizce öldüğünde çocuklar mahsun ve bakımsız kalmıştı. bir gün köye hrant güzelyan diye bir papaz geldi. ermeni varto aşireti istanbul’da duyulmuş, ermeni cemaati onları tanımak istemişti. çocuklar gibi sevindiler. ilk kez ermenice’yi, ermenice duayı o gün duydular.

    papaz güzelyan, köklerini bilen ama sulamayı unutan bu kavme bir teklif yaptı. aşiretin çocuklarını istanbul’da eğitmeyi, anadillerini öğretmeyi vaadetti. bir kişinin bile okuma yazma bilmediği aşiret dindardı. bütün çocukların ismini kutsal kitaplardan ya da kürt adlarından seçmişlerdi. kabul ettiler. aşiretin reisi siyament yağbasan bu işe öncülük etti. kutsal kitapta yakup peygamber’in karısından esinlenerek adını “kuzu” yani rakel koyduğu 9 yaşındaki yavrusunu da istanbul’a yollamayı kabul etti.

    rakel 25 aşiret çocuğu ile birlikte tuzla’daki ermeni yetimhanesi’ne geldi. şaşkın ve ürkekti. ilk hatırladığı şehriye çorbası ve kilisenin ihtişamı oldu. bir de dersler... öğretmen toprağın türlerini anlattığında o cudi’nin otlaklarını hayal ediyordu. “demek yamaçtaki otlağın toprakları humusluydu.”

    aşiret çocukları aralarında kürtçe konuşuyordu. kimi zaman öğretmenleri ve diğer arkadaşları onları garipsiyor, “yaban” buluyordu. disipline isyan ettiklerinde “yine kürt inatları tuttu” deniyordu. rakel okuma-yazmayı, en önemlisi kendi dilinde dua etmeyi öğrendi. şimdi sıra ortaokuldaydı. rakel’in babası kayıt yaptırmaya geldiğinde bürokrasiyle tanıştı. nüfus idaresi “siz ermeni değilsiniz” diyordu. anadili kürtçe olan, hıristiyan dinine inanan ve tapularında “ermeni varto aşireti topraklarıdır” diye kayıt düşülen bu kavim türk olduğunu öğrenmişti.

    babası rakel’i okula göndermedi. ermeni “kuzusu” onca bedeli türk olmak için ödememişti. rakel de köye dönmek istemiyordu. zaten aşiretin 25 istanbul’lu delikanlısı köye burun kıvırmaya başlamıştı. aşiret istanbul’a gelmeye karar verdi. hep birlikte aşiret reisi siyament yağbasan’ın çevresinde toplandılar. 500 kişi kadardılar.

    ermeni cemaati onlara kol kanat gerdi. kimi kilisede zangoç, kimi ermeni işadamlarının yanında işçi ve hademe oldu. bağlılıklarını, töreye saygıyı ve aşiret içi hukuku, evlenmeyi hiç değiştirmeden istanbul’lu olmaya çalıştılar. rakel ise değişmişti. artık ermenice’yi iyi konuşuyor, yatılı cemaat okullarında ablalık yapıyordu. tuzla’daki yetimhaneden bildiği, tanıdığı bir ahbarik yani abisi vardı. hrant dink kendisinden beş yaş küçük bu kızı gördüğü an vurulmuştu. o da hrant’ı sevmişti sevmesine ama, töreler bu birleşmeye karşıydı.

    aşiret dışarı kız vermezdi. hrant kararlıydı. aşiretin gençleri yolunu kesip bıçağın ucunu gösterdi. ve düğümü patrik sinork kalutsyan çözdü. aşiretin reisi siyament’i çağırıp “ağa kızını ben istiyorum, verir misin” diye sordu. siyament’in din büyüğü karşısında boynu kıldan inceydi. “senin olsun” dedi. patrik bu defa “ben de kızı oğluma, yani hrant’a alıyorum” dedi. siyament itiraz edemedi. ya başlık?siyament 40 bin istedi. patrik beş bine razı etti.

    hrant ve rakel evlendiler. üç çocukları oldu. zor yıllardı. asalaeylemleri türkiye’deki ermeni cemaatinin üzerine kâbus gibi çökmüştü. ermeni, küfür yerine kullanılan bir deyime dönüşmüş; ermeni vatan haini sayılır olmuştu. çocuklarına ermeni ismi koymaya çekindiler. ilk kızlarına rakel’in annesinin ismini, kürt adı delal’i verdiler.

    hrant’la rakel cemaatlerinin gelişip eğitilmesi için çalışmaya başladılar. yetiştikleri, evleri bildikleri tuzla’daki yetimhanenin bu defa yöneticisi oldular. 100’e yakın öğrencisi olan yetimhane 12 eylül’den sonra bir sabah güvenlik güçleri tarafından basıldı. acaba yetimhanede asala militanları olabilir miydi?zor, çok zor günlerdi. hrant 38 gün gözaltında kaldı. ermeni okullarına bomba kondu, kiliseler taşlandı.

    ermeni varto aşireti hepsinden daha kırılgandı. kürtçe konuşan, ermeni kimliğini yeni öğrenen, istanbul’da kıt kanaat geçinen aşiret üyelerinin bir bölümü ermenistan’a göç etti. ancak onlara iş değil, toprak verdiler. oysa artık kent hayatını bilenler yeniden toprağa dönmek istemedi.

    sonunda reisleri siyament kararını verdi. aşiret belçika’ya gidecek, yeni bir hayat kuracaktı. denklerini yapıp hep birlikte belçika’ya gittiler. reis neredeyse aşiret de orada olmalıydı. geride sadece bir kişiyi, rakel’i bıraktılar.

    şimdi ermeni varto aşireti belçika’da kürkçülük, terzilik ve kurutemizleme işi yapıyor. aynı semtlerde oturuyor, yine birbirlerinden kız alıp kız veriyorlar. telefonları seslerini incelterek “qui” diye açıyorlar. rakel ise burada çocuklarını kendi kadar cesur yetiştirmeye gayret ediyor. şimdiki en samimi arkadaşının tanıştıkları anda “ermeniler nasıl olur ki” demesinden sonraki çaresizliğini hatırlıyor. toplumda kimi dönemlerde uyandırılan/provoke edilen ermeni ayrımcılığına karşı geliştirdiği savunma mekanizması onu yaşadığı toplumla barışık kılıyor. “üzüleceğime onları ayıplamakla yetiniyorum. onlardan çekineceğime onlar için üzülüyorum” diyor.

    kızının ilk üniversiteye gittiği gün bir anne ne öğüt verir?rakel kızına “aman kızım, kendini farklı ve ezik hissetme. onlar nasıl bir bireyse, sen de osun” demiş. kendi cemaatinin okullarında büyüyen, arkadaşlarını buradan seçen kızına nasihatı bu olmuş.

    şimdi cudi dağı’nın bu aykırı “kuzu”su üç çocuğu ve gazeteci eşiyle istanbul’da yaşıyor. cizre’de kalan anne mezarını, köyünü ve topraklarını hüzünle anıyor. 12 kardeşi sırayla evlendikçe belçika’ya gidip aşiretini görüyor. ancak içini ısıtan bir tesellisi var. yıllar boyunca ermeni vatandaşlara karşı yapılan ayrımcılıkta, hasrette ve üzüntülerinde hep aynı ermenice türküyü söylermiş

    “ben bir bülbülüm
    dağın eteğinde evim vardı
    şimdi yüreğim alevli,
    yüreğim derin yaralı
    artık türkülerimi nerede söyleyeyim?”

    o söyler, sesi içnide yankılanırmış. şimdi gülümseyerek “artık türkülerimi dinleyenler var” diyor. duyuyor musunuz?"
    (mücrim, 21.06.2007 01:19)
  5. dink'in cenazesinde şunu demiş kadındır. merttir, kalenderdir, metindir.:
    "sevdiklerinden, çocuklarından, torunlarından, bizlerden, kucağımdan
    ayrıldın, ülkenden ayrılmadın sevgilim"
    (earendill, 19.01.2008 16:15)
  6. eşinin ölümyıldönümü vesilesiyle yaptığı konuşma yüzünden epey eleştirileceğine kesin gözüyle baktığım hanımefendidir. bu yılki konuşması geçen seneki konuşmasının aksine sert bulunacak, "birlik ve beraberliğe ihtiyacımız olan şu günlerde" devlete ve yargıya yönelik güvensizliğini dile getirmesi nedeniyle, tetikte bekleyenlerce suçlanacaktır.

    (bkz: aha buraya yazıyorum)

    (bkz: http://videogaleri.gazetevatan.com/...)

    böyle konuşmasına ben de anlam veremedim şahsen. oysa iyimser bir sevgi kelebeği gibi davranmalı, herkesi kucaklamalıydı: öldürülen alt tarafı ermeni'dir demeyip soruşturma yürüten -ve katiyyen delil karattırtmayan- resmi mercileri, oğlunu babasıyla aynı sebepten mahkum ettirenleri, katilleri kahraman ilan edenleri, kerinçlileri kerinçsizleri falan ayırt etmeksizin. yani sonuçta biz türkler'in aramızda yaşamasına izin verdiğimiz, bize benzemeyen tavırlarını ve genel olarak varoluşlarını "hoşgördüğümüz" bir cemaatin mensupları onlar. olabilir serserinin biri çıkıp vurmuştur, gençler yapar öyle hatalar devlet cezasını verecektir. bu kadar tantana yapılması hiç hoş değil. bir senedir cinayeti kınama bahanesiyle ermeni milliyetçiliği yapmalar aldı yürüdü iyice. söyleyince faşist diyorlar. cık cık cık.
    (fantaghiro, 19.01.2008 18:35 ~ 18:39)
  7. beş olimpiyat, altı dünya kupası görmeme rağmen, eşini benzerini duymadığım bir sese sahip hanımdır.

    sevilmemesi üzerine gelen edit: yanlış hesap bagdat tan döner bittabi. düzeltiyorum, parmak hesabıyla tek tek baştan saydım,kış olimpiyatlarını saymazsak yedi olimpiyat, yedi dünya kupası görmüşüm. maldini 7 sinde de italya kadrosunda.
    (just call me daydreamer, 19.01.2008 19:01 ~ 23:44)
  8. metanetli, güçlü, sağlam, güzel insan...ne böyle bir acıyı yaşamayı hak etmedi ne de katillerin bu şekilde tacizlerini...
    öldürülen onun kocasıdır, yaşam arkadaşıdır, çocuklarının babasıdır, ömrünün bir süresinde hayatını her yönüyle paylaştığı o biricik insandır.
    ve o bir kurşunla, sokak ortasında vurularak elinden alınmıştır...
    yaşanan bu haksızlığı, haksızlık kelimesi de ifade etmiyor aslında...kelimelerin durduğu, donduğu o noktada bu yaşanan...
    bu olayı planlayanların, süreci işletenlerin ve tetikçilerin kim olduğunu bulmak, sorumlularını ortaya çıkarmak için büyük bir savaşım veriyor.
    olayları planladığı öne sürülen adamlardan biri de "bu da başımıza azize kesildi" diyebiliyor.
    zamanın durduğu noktalardan biri de budur işte....
    "bebekten katil yaratıldığı" kadar bebekten vicdansız da yaratılıyormuş...
    (bambirella, 12.02.2008 01:57)
  9. bir daha ki seçimlerde muhtemelen chp'den veya başka bir siyasi partiden milletvekili adayı olarak görüldüğünde şaşırılmayacak olan kişi.

    edit:(kötüleyen arkadaşlar için)sadece zaman...gelecek seçime kadar. büyük siyasetçilerimiz bu kadını da siyasi oyunlarına alet edecekler oy avcılığı için. nereden mi biliyorum?
    (bkz: güldal mumcu)
    (post modern, 09.04.2008 16:42 ~ 21:53)
  10. bir dahaki seçimlerde muhtemelen değil kesinlikle düzen partisi chp'den milletvekili adayı olmayacak kişidir. doğaldır, şaşırmamak gerekir.

    analiz hataları için hatırlatma yapalım; cumhuriyet gazetesi'nin rakel dink'in sevgili eşi, dostu, yoldaşı için çarşaf çarşaf yayınladığı hedef göstermeleri.
    (aglaures, 09.04.2008 16:59)
  11. siyasete atılırsa -ki hiç sanmam, merhum eşinin kemiklerini sızlatıp chp'li olmayacağından emin olduğum kişi. diğer yandan farzı mahal deyip fantastik düşüncenin sınırlarına uzansak dahi, bu hanımefendinin bir türkiye ermenisi olarak, izlediği siyasette ırkçı doneler barındıran ulusalcı ve anti-özgürlükçü bir partide kendine yer bulmasının olanaksızlığını teslim etmek gerekecektir.
    (fantaghiro, 09.04.2008 17:47 ~ 17:50)
  12. sesi yürek parçalayan cinstendir.
    (burju, 26.04.2008 22:41)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil