biraz zor durumdur şayet başarıldığı zaman çok şey değişik oluyor..ya da rüya gördüğünüzü farkına varar varmaz uyanabiliyorsunuz..ama yine de çok eğlenceli, belki bugüne kadar bir kere başıma geldi, ama yine de herşeyi dilediğince yapabilmek ilginç bir durumdu..rüyanın bitmemesi için yalvarıyorsunuz ama sonuçta, belki, saniyeler sonra uyanıyorsunuz..
ben de anlatçam lan.
"ortaokul yıllarımda -ne biliyim artık birtakım şeylerle kafayı bozmam sonucu olduğu kanısındayım- şeytanı görmüştüm. çok gerçekçiydi ya ama. oha şeytan böyle miymiş aa diye şaşırırken, bir yandan da incelemeye çalışırken bu arada simsiyah giyinmişti, kapşonu vardı kafası, yüzü görünmüyodu. klişelerden biri bilinçaltıma gelmiş yapışmış işte ama ateşten diildi. neyse incelemeye çalışırken birden kendimi bi trende vadi gibi bi yerde giderken gördüm. ulan allah kahretmesin bu kadar saçma olmaz, birbiriyle çok alakasız bu kesin rüyadır diye bi hayıflanmıştım."
rüyayı yönlendirmeye imkan sağlayan durumdur. nasıl olsa rüya diyerek, sorumlu olmayacağınızı bilir, sinirlendiğiniz birisinin boğazını sıkmaya başlarsınız. ancak yapılan hareketler fiziksel olarak da bedeni etkiler ve bu nedenle bedeninizde acı hissedebilirsiniz. uyanıldığı takdirde, zorlukla geçen kasılmalar farkedilebilir. bu rüyalar sıradan olanlardan doğal olarak daha yoğun geçer ve kişiyi yorar. uykunun sık sık bozulmasına neden olur.
rüyanızda etrafınızdaki bütün çiftlerin evlenip erkek arkadaşınızın hala sizi oyaladığını görünce yanınızda uyuyan zat-ı muhtereme bir tokat atmanız sonucu sizi uyandırması.
asıl kabusun başlangıcı sayılır.. seni terkeden ancak sonra sana geri dönmüş sevgilin, sizin olan hayat, eviniz, bahçeniz hepsi parmaklarının arasından yavaşça kayıverir..
filmlerde aşırı yaygın olarak kullanılan bir klişe örneği. filmi seyrediyorsun seyrediyorsun, "aaa rüyaymııııışşş" diyosun. türkiyede de dizilerde ve sinema filmlerinde yaygın olarak kullanılmaya başladı. o kadar ucuz taklitler yapıyoruz malesef. hemen 2 örnek vermek gerekirse;
sürekli hayal ettiğiniz, resimlerini çizdiğiniz, aşık olduğunuz o oyuncak arabayla oynamaktasınızdır. derken saçma şeyler olmaya başlar. pencereden bakarsınız, ev havadadır. anneniz ingilizce konuşuyordur, kedi yazı yazıyordur, kız kardeşiniz mutfakta su aygırı kızartıyordur. "bunların hiçbiri olamaz, tüh lan gene rüya!"dersiniz. üstelik o güzelim oyuncakla daha adam gibi oynayamamışsınızdır. son bir hamle yapayım derken gözleriniz aralanır kız kardeşinizin sesini duyarsınız: "patates kızarttım truman, hadi uyan artııık!" patates mi? peeh! ne kızartmalar gördük biz diyesi gelir insanın.
üniversiteye başlamadan evvel çok sık yaşadığım durum. genellikle kötü rüyalar esnasında olur, farkına varılmasıyla içinizi kaplayan sıcaklık ve dehşet duygusu yok olur. genellikle rüyayı sonlandırır.
lucid dreaming, şeffaf rüya yahut açıkdüşlülük adıyla bilinen durumdur. neredeyse herkesin başına gelmiş olmakla beraber, bir kısım insan bu durumu rüyasını bilinçli olarak yönlendirmekte kullanır. bu da kişinin istediği, arzuladığı her durumun fiziksel evrene eşdeğer tecrübelere dönüştüğü bir evrene sahip olmak demektir. bu cümle tekrar okunduğunda, özünde nasıl bir fırsat barındırdığı ortaya çıkacaktır.
denenmesi gereken, üstüne gidildiğinde yaşam değiştirmeye muktedir bir tecrübedir.
sinirli yada hüzünlü uyanırsanız, gün boyu devam eder bu durum. mutlu uyanırsanız, yine sinirlenirsiniz çünkü gördüğünüz rüya muhtemelen olmasını çok istediğiniz bişeydir. uyanınca herşeyin eskisi gibi olduğunu anlamanız uzun sürmez. bi sinir, bi hayal kırıklığı başlar bünyenizde.
platonik aşkın gelip yanağına öpücüğü kondurduğu andır. uyanırsın bi daha görürsün uyanırsın bi daha görürsün sonrada sınavı kaçırp yaz okulunda ebeni görürsün...
çok yarrak bir durumdur. tam rüyada işler fıstık gibi giderken hasstir deyip durumun hayalden öteye gitmediği anlaşılır. sonrası uyanma ve biraz küfür bağlamı sövmeyle devam eder.
bir uçağın 90 derecelik açı ile yere düşmesinden sağ olarak toprağın altına gömülmüşseniz ve toprağı kazarak yüzeye ulaşıyorsanız bilin ki rüya görüyorsunuz demektir.
gerçekten hissettiklerinin coşkulu duyguların ve tadından yenmez dediğin bir ilişkin vardır. bununla beraber gelen gelecek hayallerin, sağlam temellere dayandırdığın ve birilerinin birilerine verdiği yetkiden faydalanmak istediğin sevdiceğin vardır. beslediğin sonsuz güven, bulduğun onca benzetme ve tarifsiz sevgi sözcükleri, yazdığın şiir , dinlediğin şarkı, izlediğin film öyle gerçek gelir ki ; içinde o geçen herşey o kadar anlamlıdır ki, sadece o vardır etrafında dünya onun etrafında dönüyordur ve bir günün sadece odur. mevsimlerin onla oluşur yazın ortasında fırtınalar kopartır , kışın en kör soğuğunda içini o ısıtır ve vapurda dışarda onsuz oturamazsın eksikliğinde grip fazlalığında enerji depolarsın. her gece görürsün onu, sabah kalkar devam edersin gördüğün rüyaya taki bir başkasıyla gördüğün gün gördüğün rüyanın farkına varırsın. kalbinden bir parça kopar düşer paramparça olur sen içinde onun olduğu bir dünyada sırf ona zarar gelmesin, sırf onun mutluluğu bozulmasın diye kalbinin kırıkları toplar çeker gidersin...değer verdiğin yegane varlığın elinden gitmesinden çok, onun için kırdığın, ikinci plana ittiğin asıl değerlerine üzülür pişmanlık duyarsın. şuursuzca yaşadığın bir hayali, bilinçli olarak kalbinde yaşatırsın.. nefret duyamazsın ,aşkı bırakamazsın ama başka bir kalpte onu aramaktan da kendini alıkoyamazsın...bulamayacağını bile bile...