belki ilginizi çeker
  1. · hababam sınıfı
  2. · marko paşa
  3. · ahmed arif
  4. · son sene herkesin sınıfta kaldığı lise dizileri
  5. · yıldız karayel
  6. · yaşıyoruz
  7. · başucu kitapları
  8. · kırk yıl önce kırk yıl sonra
  9. · çocuk edebiyatı
  10. · ölmeden önce söylenen sözler
gündem
  1. · author gibi erkekler
  2. · okan bayülgen
  3. · ugg
  4. · allahın belası piç şerefsiz altıncı nesil yazarlar
  5. · insanın hayatına sıçan şeyler
  6. · itü sözlük e bir daha gelinse alınacak nickler
  7. · kurban bayramı vahşeti
  8. · republic of türkiye
  9. · 58

rıfat ılgaz  

  1. aşağıdaki şiirle şair yönünü de keşfettiğim, hababam sınıfının babası, yazar kişilik.

    gidişini anlatıyorum

    sen gidiyorsun ya işine yetişmek için
    saçlarını, gözlerini, ellerini
    neyin varsa toplayıp gidiyorsun ya
    her seferinde bir şey unutuyorsun sıcak
    termometrede yükselen çizgi
    kimbilir nerelerde soğuyorsun

    senin gözbebeklerin var ya kadın kadın gülen
    insan insan bakan gözbebeklerin
    beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta
    beni yıksa yıksa gözlerin yerle bir eder

    ne gelirse onlardan gelir bana
    çalışma gücü yaşama direnci
    mutluluk gibi kazanılması zor
    mutluluk gibi yitirilmesi kolay

    bir açarsın ki mutluyum
    bir kaparsın ki herşey elimden gitmiş

    rıfat ılgaz
    (esdora, 05.03.2005 11:19)
  2. kıyıda köşede bulduğum bir şiiri şöyle (kopyala yapıştır değildir):

    körüz biz

    ne varsa otu ot çiçeği çiçek yapan
    tanyerinden söken umut ışığı
    sizin olsun çekik gözlü kardeşlerim
    aydınlıklar sizin olsun körüz biz

    bakmayın gözlerimizde yansıyan yıldızlara
    göremeyiz ateşböceklerini biz körüz
    çakıp sönen deniz fenerlerini uzak kıyılarda

    bir bulut ne zamandır üstümüzde
    yurt genişliğinde bir bulut kurşun ağırlığında
    nilüferler sularımızda açar mevsimsiz
    dolanır ayaklarımıza boğum boğum
    yapraklarında iri leş sinekleri uçuşa hazır

    göz göz oyulmuş gözlerimiz biz körüz
    göz çukurlarımızda radarlar fırıl fırıl döner
    körüz el yordamıyla yaşıyoruz bu yüzden

    yeni körler peydahlarız uyur uyanır
    ayak altında ezile dursun karınca sürüleri
    ezenlerle bir olmuşuz yaşıyoruz ne güzel
    çizme onlardan içindeki ayak bizden ne iyi

    körüz biz kör uçuşlara açmışız toprağımızı
    ha düştü ha düşecek çelik gagalardan
    mantar mantar açılan tohumlar sıcakta

    gözlerimizi bir pula satıp geçmişiz bir yana
    ölmesini bilenlere yüz çevirmemiz bundan
    körüz göz bebeklerimize mil çekilmiş mil
    acımasız bir namlu şakağımızda soğuk
    tetikte kendi parmağımız yabancının değil
    (amorph, 16.05.2005 21:43)
  3. (bkz: karartma geceleri)
    (drenchrome, 07.07.2005 17:55)
  4. öğretmen, şair, yazar. sivas katliamına yüreği dayanmamış büyük insan. hüzünlendiren ama hababam sınıfı kadar iz bırakabilecek şiirleri vardır.
    (gelecegim, 07.07.2005 19:21)
  5. aydın gibi aydın. ne yaptıysa, ne yazdıysa bizler içindi.
    (compasino, 27.01.2006 16:10)
  6. yazdığı bacaksız adlı çocuk romanı serisi sayesinde ilk kez tanıştığım yüreğinin iyiliği yazdıklarına sinmiş,sımsıcak bir yazar,bir baba.
    (angelic, 27.01.2006 19:55)
  7. savaş sonrası sayımlarda
    şu kadar ölü, şu kadar yaralı
    kadın, erkek sayısız kayıp...
    elden ayaktan düşmüş
    geride bir o kadar da sakat,
    o kadar günleri anımsayalım diye...

    zorumuz ne, insan kardeşlerim,
    amacınız kökümüzü kurutmaksa,
    yetmiyor mu tayfunlar, taşkınlar,
    bunca aç, bunca sayrı, kırım, kıyım,
    sayısız işkence kurbanları...
    en kötüsü,
    güngünden başımıza inen bu gökyüzü!

    bu toplanıp dağılmalar ne oluyor
    yüksek düzeylerde?
    neden alçakgönüllü değilsiniz,
    sözünüz mü geçmiyor birbirinize,
    hangi dilden konuşuyorsunuz?

    barışsa eğer istediğiniz
    uçaklardan başlayın işe
    önce çirkinleşen savaş uçaklarından...
    ya insanları bir yana bırakıp
    sivrisineklerin kökünü kurutun
    ya da bataklıkları!

    sonra geçin kara sineklere!
    ne kadar da çoğaldılar son sıcaklarda
    yer gök tüm karasinek,
    yaşamımızı karartmak için.
    bir güç denemesi yapsanız da,
    onların yaşamını siz karartsanız!
    yoksa siz de mi barıştan yanasınız,
    onların özgürlüğünden yana?

    kolay değil, barıştan yana olmak
    özveri gerek yüksek düzeylerde.
    gene de bir nedeni olmalı, diyorum.
    bu toplanıp toplanıp dağılmaların.
    phantom'ların pazarlanması değilse
    denizaltıların sığınmasıdır
    dost limanlara
    ya sağcı gerillaların barındırılması...

    ah uzak görüşlü yetkililer,
    bıraksanız da büyük sorunları bir yana,
    biraz da ulusunuz için...
    halkınız için konuşsanız
    çocuklarınız için...
    kökleri kuruyup gitmeden!
    rıfat ılgaz
    (istenmeyen tüy, 10.09.2006 00:00)
  8. memleketi olan kastamonu'da komünist damgasıyla yakalanmış, türlü işkenceler görmüş ve boynuna, bileklerine zincirler vurularak şehir halkına ibreti alem için teşhir edilmiş, yaşadığı işkenceleri karartma geceleri adlı romanında kısmen değiştirerek anlatmış büyük usta. karartma geceleri romanı daha sonra yusuf kurçenlitarafından sinemaya uyarlanmış ve işkence sahneleri yüzünden sansüre uğramıştır.
    (filmlerdeki gibi, 10.09.2006 04:06 ~ 05:20)
  9. ömrünü halkının refahı ve ülkesinin gelişmesine adamış, toplumsal gerçekçi anlayış ile mizahı aynı potada başarıyla eriterek çok değerli eserler vermiş, öğretmen, şair , yazar, edebiyatçı, sözcüğün en derin manasıyla adam. "toplumculuğu benimseyip de nazım hikmet'in etkisinde kalmayan ya da en az kalan iki üç şair varsa, bunlardan biri ılgaz'dır. ılgaz daha çok orhan veli'ye yakın düşer. ancak orhan veli halk gibi olmaya özenir, ılgaz ise halktan biridir." der sivas katliamı'nda şehit edilen en yakın arkadaşı asım bezirci. nitekim kendisi de bezirci'nin ardından, kısa bir süre sonra hayata gözlerini yummuştur.


    aydın mısın

    "kilim gibi dokumada mutsuzluğu
    gidip gelen kara kuşlar havada
    saflar tutulmuş top sesleri gerilerden
    tabanında depremi kara güllelerin
    duymuyor musun

    kaldır başını kan uykulardan
    böyle yürek böyle atardamar
    atmaz olsun
    ses ol ışık ol yumruk ol
    karayeller başına indirmeden çatını
    sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm
    alıp götürmeden büyük denizlere
    çabuk ol

    tam çağı işe başlamanın doğan günle
    bul içine tükürdüğün kitapları yeniden
    her satırında buram buram alın teri
    her sayfası günlük güneşlik
    utanma suçun tümü senin değil
    yırt otuzunda aldığın diplomayı
    alfabelik çocuk ol

    yollar kesilmiş alanlar sarılmış
    tel örgüler çevirmiş yöreni
    fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende
    benden geçti mi demek istiyorsun
    aç iki kolunu iki yanına
    korkuluk ol"

    şiirde

    "önce şiirde sevdim kavgayı
    özgürlüğü kelime kelime şiirde
    mısra mısra sevdim yaşamayı
    öfkeyi de sevinci de
    senin ışıklı günlerin
    benim iyimser dostlarım
    hepsi hepsi şiirde
    ne varsa yitirdiğim
    bütün bulduklarım şiirde
    kafiyeden önce gelen
    sevgilerimiz mi sade
    sürgün de var
    hapis de
    ...
    ...."



    sınıf


    "bizim kadar feyzi hoca da
    yaka silkerdi kadıoğlu'ndan;
    kime çekmiş derdi, bu yezit...
    öyle ya, iyi adamdı babası,
    kapısı açıktı otuz ramazan
    memleketin ileri gelenlerine.

    alikıran, başkesendi, sınıfta,
    lafı ağzımıza tıkar
    zorla dinletirdi, ineklerinin
    kaçar kova süt verdiğini,
    motorlarının gülcemal'i
    nasıl geçtiğini, çaltıburnunda.
    ve sen, gözünü budaktan esirgemeyen
    halil'im,
    kıyı kıyı kaçardın sohbetimizden.
    yemek paydosunda bizden saklı
    bir baş soğanı yoldaş ederdin
    saçta pişmiş mısır ekmeğine.

    her salı
    sergi açardın cami önünde,
    tuz satar, yumurta toplardın
    gümrükçünün hesabına.

    biz aynı gün hesaplardık hocamızla
    şu kadar bin liranın ne getirdiğini,
    şu kadar senede.
    ertesi gün karşımızda kıvırırdın
    yarım ekmekle, çarşı helvasını,

    benim yumruğuna sıkı halil'im
    çekerdin sineye kadıoğlu'nun
    yakası açılmadık küfürlerini;
    tuhaf gelirdi uysallığın,
    nerden bilecektim onların çiftliğinde
    babanın yanaşma olduğunu..."
    (garion, 11.04.2007 16:46)
  10. "ılgaz, anadolunun sen yüce bir dağısın
    eteklerinde kitaplar"

    can yücel

    düzeltme: imlâ
    (dirk, 19.07.2007 23:39 ~ 10.08.2009 01:07)
  11. bilsem ki...


    bu ayaklar benden hesap soracak,
    bir düşüncenin peşinden dolaştırdım
    sokak sokak.

    bu baş, eğilmez bu baş da öyle...
    bazı sarhoş, bazı yorgun
    her zaman yastığa hasret!

    bu ciğer de hesap soracak,
    esirgedim, güneşini, havasını.

    bu ağız, bu dişler, bu mide...
    ne ikram edebildim ki bol keseden!

    bu bilekler de hesap soracak,
    göz yumdum çektikleri eziyete.

    bilsem ki kimsenin parmağı yok
    bu sürüp giden işkencede;
    kılım bile kıpırdamadan bir sabah
    çekerdim darağacına kendimi,
    bilsem ki suç bende!..

    rıfat ılgaz
    (coughlin yasası, 24.11.2008 00:02)
  12. (bkz: çınar yayınları)
    (tazmanya canavarı, 24.11.2008 00:04)
  13. 1944 yılında yayınlanan sınıf adlı şiir kitabının rengi kırmızı diye yasaklanan ve altı ay mahkum edilen yazar.
    (mar adentro, 13.06.2009 01:34)
  14. (bkz: kırk yıl önce kırk yıl sonra)
    (melinda, 13.06.2009 01:40)
  15. ölmeden önce son yazdığı dizelerle insan sevgisinin ne demek olduğunu öğreten büyük edebiyatçı.

    elim birine değsin,
    ısıtayım üşüdüyse,
    boşa gitesin son sıcaklığım!
    (karga karga gak dedi, 22.07.2009 18:52)
  16. 70 küsür yaşında bile nedensiz nezarete atıldığını, sivas katliamında yakın dostlarını kaybettikten yalnızca 5 gün sonra muhtemelen kahrından öldüğünü düşündükçe içimi acıtan mizah anlayışı, kalemi kuvvetli yazar.
    (elastigirl, 22.07.2009 19:03 ~ 19:10)
  17. bir ummandır rıfat ılgaz.
    ahmet arif'in abi diye bahsettiği, mektuplaştığı üstad.

    "yoklama defterinden tanımadım sizi,benim haylaz çocuklarım
    sınıfın en devamsızını bir sinema dönüşü tanıdım koltuğunda satılmamış gazeteler" diye başlayan şiiri (bkz: sınıf) ile müthiş bir duygu yaşatır size. toplumcu şiirleri mükemmeldir.

    az ve öz roman yazmıştır. karadenizin kıyıcığında romanında recep olursunuz, fırtınaya tutulan takanızdan don gömlek, yarı ölü çıktığınız kıyıda hayata tutunmaya çalışıyorsunuz.

    hababam sınıfında ayrı bir coşku yaşıyorsunuz.

    hapishanede alparslan türkeşle tanışması da ilginçtir.
    (yannis, 11.08.2009 13:00 ~ 13:03)
  18. türk toplumuna hababam sınıfı gibi muhteşem bir yapıt bırakan güzel yazarımız.
    (shalom, 21.08.2009 19:43)
  19. (bkz: sarı yazma)
    (beyaztavşanıtakipet, 21.08.2009 20:02)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil