"dememiştim sana inanma diye,
inanma, yalan hepsi,
sahte bu gözyaşları,
bütün söylenenler aldatmaca,
hain bütün söyleyenler,
sen de sütten çıkmadın amma,
biz de ak kaşık değiliz, diye.
dememiştim sana sevme diye,
sevme, yalan hepsi,
kalbine inmez mızrağımız,
gelir de geçer teninden,
birlikte nefes alırız seninle,
birlikte yatarız göz göze,
gözünü kapadın mı,
unuturuz seni, diye.
dememiştim sana bunları,
inanmazdın zaten,
gözün kördü aşktan,
ne oldu bak haline,
aynı yatakta yattıkların,
seni sattıklarına ekledi,
kaldın mı yapayalnız,
artık para etmiyor sevgiler,
dememiştim sana bunları,
desem de inanmazdın zaten,
artık anca
rüyalarda buluşuruz seninle,
sabah uyandığımızda ıslaklık hissederiz,
rüyadan kalma sevişmemizden,
rüyamızda bile vururuz,
vururuz dibine kadar.
dememiştim aç gözünü diye,
şimdi gözünü açsan,
ancak ağlamak için açarsın,
gözyaşlarının tenindeki ıslaklığı,
etkiler de çarpılırız yine sana,
gözyaşlarını silersin,
kapatırsın yine gözünü,
yine aldatırız seni,
merak etme güzel kız." mısralarının bir bir döküldüğünü duymuştum bir keresinde yağız bir delikanlının ağzından. hoşuma gitmemişti. "ama umutlu ol güzel kız. bir gün sen de kalkarsın ayağa. önce yatağımızdan kalk." diyebilmek isterdim. ama ölmüşlerdir şimdi.