vallahi gördüm sözlük. yazlıktaydım. arkadaşlarım ailem falan herkes orada. o günün kıyamet günü olduğunu bir şekilde biliyoruz. gece gezmeye gidiliyor deniz kenarına. denize bakarken gözüme gökyüzündeki ışıklar çarpıyor. yıldızlar abidik gubidik şekiller alıyorlar. gökyüzü adeta yarılıveriyor bir anda. sonra hepimiz uykuya dalıyoruz. dışarıda ne olup bittiğini bildiğimiz, ama sadece gözlerimizi açamadığımız bir uyku. sesler duyuyoruz, birileri bir şeyler değiştiriyor bunu anlıyoruz. zannedersem 1 saat sürüyor bu. içimizde bir korku yok. kıyameti bir son değil bir değişim olarak yaşıyoruz. bir şeyler bitmeyecek. bunun verdiği garip bir huzur var. uyandığımızda hepimiz vücut olarak aynı, yaşantı olarak farklı insanlarız. yani ben tivigiyim, ama etrafımdaki insanlar, en yakın dostum dediğim insanlar farklı. herkes hayatlarında yatay geçiş yapıyor anlayacağınız. ben belki hayatımda hiç görmediğim birinin hayatını yaşamaya başlıyorum. önceden tanıdığım insanları tanımıyorum, hatırlamıyorum bu sebepten. tahminimce gece 11 civarı, kıyamet bittiğinde yani, en yakın arkadaşım olan insanın evine gidiyorum. herkes birbirine kıyameti anlatıyor. "şu nasıldı ama çok garipti, şu da şöleydi ya orası çok kötü" falan diye konuşuyoruz. arkadaşımın annesiyle sohbet ediyorum. hayatlarımızın değiştiğini biliyoruz. arkadaşım geliyor, bir arabaya biniyoruz. bir otobüse. önceki hayatım diyebileceğim hayatımdaki arkadaşlarım, yani şimdi mevcutta olan arkadaşlarım var otobüste. onları tanıyorum. ama herkes başka bir vücutta. fakat gördüğüm anda hiçbir şey olmamış gibi konuşabilecek kadar rahatım. kimi arkadaşım yaşlı bir vücuttayken kimisi de 9 yaşında bir çocuğun bedeninde. herkes en son halini görüp birbirine şaşırıyor. sonrasında yaşadığım yazlığın belediye başkanı olduğumu görüyorum. ha dötün açıkta kalmış diyebilirsiniz. bana da o kısımları saçma geliyor. mutlu oluyorum ama. halk sürekli bana sorunlarını anlatıyor falan derken rüyam bitiyor. o rüyanın şokunu bir kaç gün üzerimden atamadığımı söylemek isterim.
(bkz:
doomsday)