fransızcadaki renaissance-yeniden doğuş-terimi italyancadaki rinascimento veya rinascita terimlerinin karşılığı olan rönesans avrupa tarihinde 14.yüzyılın sonunda 16.yüzyılı da içine alan bir tarihi süreçte en baskın özelliği eski yunan ve roma kültür sanatının canlandırılması olan bir dönemdir.anayurdu itlayan kentleri olan rönesans köklerini ortaçağın sonlarında başlayan bir dizi siyasal düşünsel ve toplumsal dönüşümlerde bulur.
rönesans adının verilmesini sağlayan sanatsal ve kültürel gelişmenin ötesinde bu dönem büyük coğrafya keşifleriyle birlikte dünyayı keşfeetmeye başlayacak olan avrupanın çok önemli bir dönemidir.rönesans boyunca astronoım,ide ptolemaios sisteminin yerini kopernik sistemi almış barut pusula kağıt ve matbaa gibi yeni teknik ürünşler insanlığın hizmetine sunulmuştur.
rönesans italyan kentlerinde doğmuş burdan avrupaya yayılmıştır.italyan rönesansı aralıksız olarak evrim geçirmişse de geleneksel olarak bu evrim içinde üç büyük evre ayırt edilir
kuatroçento
klasik rönesans
geç dönem
14. yy da italyada başlayıp bütün avrupaya yayılan yunan-latin düşüncesi ve antik sanata geri dönüşünü öngören entelektüel gelişim. neden italya? kralın etkisi az(daha özgür düşünülebiliniyo) kendilerini antik sanatın mirasçısı olarak görüyolar ve ticaret daha fazla (yani para görmüş yüzleri azcık -tamam çok- karınları doymuş hadi sanata ve sanatçıya sahip çıkalım demişler). antikacılıkta bu zaman başlamış hindistandan falan getirdikleri otantik eşyaları belki ilerde değerlenir diye biriktirmişler ki ölede olmuş.
yeniden doğuş demektir, evet. neyin nerden neden doğuşu olduğundan başlayalım.
"ortaçağın skolastik düşünce yapısı" tamlamasını bilmeyenimiz yoktur muhtemelen. işte bu skolastik düşünce, rönesanstan hemen önceki gotik dönemde doruğa ulaşıyor. din, birey üzerindeki ezici gücünü kabul ettiriyor, onu hiçe sayıyor, iyice küçültüyor, sindiriyor. rönesans, buna tepki olarak doğuyor.
peki sadece bir grup adam toplanıp tepkili olalım mı diyor? * hayır tabi ki. bu matrix'ten kurtulmuş insanların nasıl uyandığına da az çok aşinayız aslında. fatih'in istanbul'u fethetmesiyle, bilim adamları avrupa'ya taşınıyor, orada bilimsel bir aura oluşturuyorlar. zırva kısmı geçersek, matbaa yaygınlaşıyor, kağıt yapımı kolaylaşıyor, kitaplar çoğalıyor, çevirmenler türüyor her bir yandan ve kilisenin kanlı itirazlarına rağmen incil latince'den başka dillere çevriliyor. böylece, insanlar, latince'nin tanrının konuştuğu dil değil, ispanyolca, fransızca gibi bir şey olduğunu görüyorlar, o derin vurgulu, korkunç tonlamalı cümlelerde "ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin. öyle ki, göklerde olan babanızın oğulları olasınız. çünkü o, güneşini hem kötülerin hem de iyilerin üzerine doğdurur. yağmurunu da hem doğruların hem de eğrilerin üzerine yağdırır." yazdığını okuyorlar. dinin onlar için olduğunun farkına varıyorlar. işte bu şekilde, halk uyanıyor, aydınlanıyor*, ondan yukarda yaşayan kudretli tanrıyı öldürüyor, köle olan kendisini de onunla birlikte öldürüyor, ve sonra özgür olarak, kendisinin içinde yaşayan tanrısıyla birlikte yeniden doğuyor. artık pozitif bilimlere inanıyor, cüppelere değil.
bu aydınlanma sürecini etkileyen önemli birkaç şeyden bahsedelim. kuşkusuz, doğu kültürü bunların başında gelir. endülüs devleti, afrika'yı güney avrupa'ya birleştirerek ilginç bir köprü oluşturuyor tarihte. bu köprü vasıtasıyla, zamanına göre ileri olan doğunun bilgeliğinden çok etkilenildiğini görüyoruz. arapça kaynaklar latince metinlere çevriliyor, okunuyor ve eserlerde izlerini gösteriyor. bu doğuya yönlenmenin sebebine de gelirsek, basamaklı bir süreçle karşı karşıya geliyoruz, şöyle ki: tanrı ve din üzerindeki düşünceler değişmeye başladığı zaman, avrupa feci şekilde paganizme kayıyor. yunan ve roma dönemi, bence en çok bu nedenden, ilgilerini çekmeye başlıyor, dönemin eserleri okunuyor*, yapıları inceleniyor. bu inceleme esnasında, helen kültürüyle karşı karşıya geliniyor, ve oradan eski mısır'a yönleniliniyor.
başkaca bir etken ise, muhakkak coğrafi keşifler. ezbere bildiğimiz üzre, coğrafi keşifler sonucu bir güçlü bir burjuva tabakası mevcut hale geliyor avrupa'da. bazıları o derece zenginler ki krallara borç para veriyorlar*. bu insanlar, sanatın istediği ekonomik desteği rahatça sağlıyorlar. bu desteği vermelerinin nedeni genellikle merak edilen bir konudur, açıklayalım: roma'da asalet, çok kitap okumuş olmakla ilişkilidir. mitolojiyi ne kadar iyi bilirseniz o kadar saygı görürsünüz. rönesanstaki roma öykünmesinin sonuçlarından biri de bu modadır işte, aileler, roma ve yunan'ı ne kadar iyi bilirlerse o derece saygıyla karşılanır. dönemin değer kriterleri bu şekilde gelişince, sanata destek vermek kaçınılmaz olmuştur.
neyin, neden yeniden doğduğunu açıkladık. şimdi de nereden doğulduğuna bir göz atalım. kesin bir cevap: floransa. floransa'da, medici ailesi'nden bahsetmek gerekir. mediciler, 300 yıl kadarlık bir devamlılığı olacak inanılmaz zengin bir aile. bu kişiler, kendileri için yaptırdıkları villalarla işe başlıyorlar. sonra, moda rüzgarlarıyla, rönesans etkileri dört bir yana yayılıyor.
tek tek mimarlardan ve eserlerinden bahsetmeyelim, uzun olur çok. genel mimari karakteristiğiyle ilgili bir şeyler söyleyelim. insan önem kazanıyor, hümanizm ön planda demiştik, bunu binalarda görüyoruz. gotikteki uzuuun çan kuleleri gidiyor, alçalıyor, insan ölçeğine iniyor. zira artık her şeyin merkezi, temel aldığı şey insan, binalar insan için, tanrı'ya ulaşmak için değil. artık insan tanrı için değil, tanrı insan için. eskiden kiliselerde gökselliği vurgulamak için yapılan kubbe, artık evin tepesine oturtuluyor, insanın kutsallığından bahsediliyor. (bkz: villa la rotonda) http://www.cisapalladio.org/... http://www.cisapalladio.org/...
çevirilerle birlikte vitruvius'un on kitabı yeniden mimarların başucu kitabı oluyor. insanda var olan oranlar* yapılarda da kullanılıyor, her şey kusursuz oranlarla çiziliyor* . merkeziyetçilik ve simetri çokça kullanılıyor. (bkz: san pietro katedrali) paganizme yönelme, bazı göndermeleri de beraberinde getiriyor: (bkz: tempietto) katedrale, tapınak ismini veriyor bramante. http://hanser.ceat.okstate.edu/...
aynı zamanda, bence yine paganizmle ilişkili, doğaya özlem başlıyor insanlarda. peyzaj mimarisi önem kazanıyor, rönesans bahçeleri ayrı bir tasarım konusu haline gelecek kadar önem kazanıyor. kır manzaralı evler (villalar) inşa ediliyor bolca. (bkz: boboli bahçeleri) http://www.museumsinflorence.com/... http://p.vtourist.com/... (bu fotoğrafta arnolfo di cambio tarafından yapılmış olan floransa'nın simgesi kubbeyi de görebilirsiniz.)
heykel, resim ve müzik konusunda ayrıntılı bilgiye sahip olmadığımdan ve edebiyata girmeye hiç niyetim olmadığından sizleri son kez önemli bir isme yönlendirip bırakıyorum. bunların hepsi bu adamla ilişkili: (bkz: leonardo da vinci)
bu kez kaynak veremeyeceğim, aklımdan yazdım. şurasını uydurmuşsun diyenler çıkabilir pekala, o vakit ilgili kaynakları hatırlamaya çalışırım. velhasılkelam, rönesans güzeldir. tadını çıkarın. teşekkürler.
ortaçağ dinbiliminin görmezden geldiği insana dair edebiyatı, insanı konu alan bilimleri canlandırma amacı güden hümanizm anlayışının ortaya çıkması, avrupa'nın gutenberg sayesinde matbaayı tanıması ile aynı çağa rastlanır. bütün avrupa'yı etkileyen hümanizm, para ve ticaret trafiğiyle birlikte fikir alışverişinin de hızlandığı kıtada ,mekànik içinde olduğu kadar zamanı oda içinde bir iletişim ihtiyacı doğurdu. hümanizm çağının başlangıcı.
rené guénon der ki; "aydınlanma, rönesans, eldivenin içinin dışına çevrilmesinden ibarettir." yani yeniden yaratılan bir şey yok, var olanın içinin dışına çevrilmesi işlemi yapılıyor. asli esaslar gelenek'te var rönesans onları alıp ters çeviriyor. bununla beraber aydınlanma çağının geçirdiği evrelerin hiç birinde ruh maddeden kopmadı. koptuğu zannedildi ama tarih sayfaları aralandığında bir çok oluşumun arka planında hep ezoterik akımlar olduğu ortaya çıktı.
(bkz: mahmut erol kılıç)