when i see my life of sin
all the creeps that i have been
makes me wonder why you stayed
you’re my queen of summer rain
you make it all ok
my queen of summer rain
soon i’ll be on a plane
and home with you again
underneath the falling stars
we live our lives with heavy hearts
this world can make you want to die
but there’s another world on high
you make it all ok…
evde oturmuş şişme bebeklerime(ben öyle diyorum) elbise giydiriyordum. (her zaman çıplak çıplak nereye kadar de mi?) o esnada itüsözlük'den de bilgime bilgi katıyor, giderek yüceleştiğimi hissediyordum. birden bir mesajla irkildim.
"ben bebeklerine kıyafet yollarım" diyen güzel bir ses tonuydu bu (sesi nasıl duyduysam? yazar burda ufaktan yazılıyor)
"eyi olur vallaha, kimono olursa daha eyi olur" diye gayet kibarca (bir centilmene yakışır şekilde) cevapladım.
sonra mesajlar birbirini kovalarken, bebeklerimden birinin havasının indiğini gördüm. iyice koltuğa salmıştı kendini. havasını şişir falan. konuyla alakalı değil ama, ne şartlar altında yazarlık yaptığımı bilin istedim.
queenie kimonoya olan sevdamı anlamış olacak ki, bana reddedemeyeceğim teklifte bulundu.
gidip bana "orjinal japan geyşa" alacaktık (geyşa japon mu? beni mi kandırıyor? "sarı ırk olsun da yeter" havasındaydım ben). kullanıcı hatasından (hoyrat kullanım) dolayı başına bişey gelebilir geyşanın diye 3-5 tane almaya da razı ettim kendisini. sonra "ya ben?" diye acınaklı bir şekilde mesaj attı. "sana da aztech alalım." (soyları tükendiğinden, burda kandırıyorum yazarı) dedim. çikolatayı da bunlar bulmuş deyince dünden razı oldu zati. he bi de araştırmacı bir "ruh"tur kendileri.
dünyanın en tatlı teyzesi, ablası ve arkadaşıdır. duyduğuma göre çok güzel yemek yapıyormuş ee artık bir gidip tatmak lazım gelir. bakalım neler yapabiliyor. ha bir de bazen faşizan istekleri de olmuyor değil hani. öptüm o yanaklardan...
akranmışız bir de pek memnum oldum haliyle. aynı dönem benzer yaşanmışlıklar konuştukça çıktı ortaya. dedim sen nerelerdeydin yahu şimdiye dek. neyse önemli olan birbirini bulmak sonuçta geç ya da erken . olabildiğine hayat dolu, neşeli ve olgun aynı anda. başarabiliyor bunu . dert anlatıyorsunuz dinliyor, muhabbete başlıyorsunuz katıla katıla gülerken buluyorsunu kendinizi. ne diyeyim ben pek sevdim kendisini
tabii hatun bodrumda yaşarsa, tatile koreye gider. elin oğlu taa nerelerden bodruma gelir, bu koreye gider. hay ben senin aklını...olm lan var ya neyse hiçbir şey demiyorum
bari gitmişken elin boş dönme, artık bi çekik göz getir beraberinde de bir işe yarasın kore muhabbeti.
kore' ye gidip hayvanlarla konuşmayı öğrenmiş bir garip insan. geçen gün geziyorum bodrum' un entel sokaklarında, bir de baktım ne göreyim biri köpekle konuşuyor, yüzünü görmemle şok oldum; kuini lan bu dedim.
sonra beni aldı bu; bar bar( veya barbar) gezdirdi. eğlendim falan, içtim, çorba ısmarladı bana, içtim. güzeldi...
her neyse bu kuini' yi çok seviyorum lan ben. sözlük için de iyi biri. entel falan, kitap da okuyor e daha ne?
ufak tefek melankoli rüzgarlarına takıldığı olsa da aslında süper kafa(sız) bi insan. mutsuz olmak için kendine sebep uydurmadaki başarısını bacasız sanayi olan turizmde de gösterip, durup dururken kore yapıp gelmesine şaşırmadım yarın kalkıp bolivya'ya gitse yine şaşırmam.
benim bu hatunla tanışmam 1990 yılına denk geliyor. o sıralar okuduğumuz tarsus lisesi'nde tenefüslerde merabalaştığım renkli gözlü bir kızdı. samimiyeti ilerletmeme sebebimi düşündüm de; sanırım evden çıkıp köşeyi döner dönmez okul eteğini diz üstüne çeken kızekolünden gelmiyordu. o günkü şartları tahlil edince başka bir açıklama bulamadım.
gel zaman git zaman merabalaşmalar yerini küçük sohpetlere bıraktı, tenefüste kola ısmarlamalar, okul kermesleri falan filan...
zaman içerisinde benim bu okulla olan ilişkim kesildi. (çok bürokratik bir tanım oldu, direk siktir ettiler desek daha uygun olur) başka bir şehir okuluna kayıt oldum. unuttuk, unutulduk...
1994 senesinin sonlarına doğru ilgi çekici ekolden gelen bir hatunun sayesinde queenie'nin yaşadığını öğrendik. söylentilere göre bodrum'a yerleşmiş ve hayatın anlamını arıyormuş.
lisenin bitmesinden sonra; - ki lise sıralarında eteğini diz üstüne çeken kızlar bu ekolü terk edip yırtık kot ve bire şişeleri ile bezeli fotoğrafları süsleyen kız ekolüne terfi etmişlerdi- koluma taktığım hatunun biri ile bodrum'a geçtim. queenie ile 2 sene aradan sonra ilk görüşmemizdi. ehhhh koluma taktığım kızla queenie kanka çıkınca pek itlik-puştluk yapamayıp efendi adamı oynadığımı itiraf etmeliyim. 3-5 günlük bodrum kaçamağından sonra yaklaşık 10-12 sene queenie'yi görmedim, bir ara evlendi diye duydum, inanmadım.
sonra facebook girdi hayatımıza, beni buldu dolayısıyla sözlüğü buldu. sanal alemin gerçek hayattaki delikanlılıkları kaldıramadığını, iki üç noktalama işaretinin gerçekte sıcacık bir gülümsemenin yerini ve samimiyetini tutamayacağını geç de olsa anladı. ne de olsa 80'lerde o da çocuktu.
yıl 2008, melike hala bodrum'da ve hala hayatın anlamını arıyor.
hani yağmur yağınca, topraktaki hava delikleri kaybolunca, solucanlar toprak yüzeğine çıkar ya... hani köpekbalıkları üst yüzgecini sudan çıkarıp öyle yüzer ya... hani ceylanlar otlarken bir aslanın geldiğini fark edip sağa sola bakınmaya başlar ya... hani döllenmiş yumurta nedense rahim duvarına yerleşir ya... hani gözlerimizdeki hücreler nesnenin ilk önce şeklini sonra rengini algılar ya... hani etobur bitkilerin et yemekteki tek amacı azot ihtiyacını karşılamaktır ya... hani göz yaşı her insanın gözünden farklı bir şekilde süzülür veya akar ya... hani her insanın parmak izi farklıdır ya... hani kırkayaklar yürürken vücutları meksika dalgalanması şeklinde görülür ya... hani kabartma tozu bir kaç reaksiyona girip ortaya karbondioksit çıkarıp yapılan yiyeceği kabartır ya... hani böyle doğal bir insandır işte bu.(nokta) honey i love you...
ya emekli olacağım ya organik domates belli queenie bodrum'una ulaşmamım imkanı yok...haddim olarak söylüyorum sil baştan başlamamak gerek bazen,kendisi öyle düşünmüş belli ama öyle yapmasa ne güzel olur
ey yükselen ikizler,yeni giriler senin eserin olacaktır...tüm dengesizlikler bundan olsa gerek
sıkı bir çalışma hayatının ortasında benim sözlerime katlanmasından dolayı ayrı teşekkürlerimi sunmak istediğim kişi...şiddetli geçimsizlikle yollarını ayırdığı girilerini bana versin,favori listem hep biraz eksik hep biraz kesik