ventriküler kontraksiyon sonucu oluşur. yani ekg'de sağ ve sol karıncığın depolarizasyonuna tekabül eden kardiyak ritm yapısıdır. 10-50hz frekans ile 70-110ms arasında sürer. q negatif, r pozitif, s negatif defleksiyona sahiptir. en geniş interval bu yapıda gözlenir. kalp krizi veya öncü ataklar bu intervale bakılarak anlaşılabilir. örneğin q dalgasının patolojik biçimde derinleşmesi kalp krizi belirtisi olarak sayılır.
p.s.: evet 12 yıl o kağıda 10 saniyeliğine bakıp birkaç kelime söylemek için okuduk.
edit: "qrs" tikky alfabesi ile yazılmış "grs" değildir. ayrıca doğru yazımın "qrs complex" veya "qrs kompleksi" olduğunu biliyorum. her nickin bir hikayesi yada esprisi olduğu gibi nickimin "qrs komplexi" olmasının fakültede yaşadığım bir esprisi var. yanlış yazmışsın diyip durmayın artık..!
qrs kompleksi ekg(kalp grafisi)'nin komponentlerinden birisidir. hani şu kalp grafisi denilince akla gelen asimetrik bir w harfini andırır grafik tarzında bişey var ya televizyonda vs sürekli çıkar, o işte. kalp karıncıklarının kasılması hakkında bilgi verir. qrs kompleksinin voltajlarının ve sürelerinin değerlendirilmesiyle karıncıklar hakkında bilgi sahibi olunur. bir kardiyologun ekg yorumlayabilmesi için 5bin ekg görmesi gerek derler. bu 5bin ekg'den sonra bir ekg kağıdına bakıp 10 sn içinde tanıyı koyarlar ki tıp öğrencileri yamulup kalır bu sahne karşısında.
herkesi iyileştiren, beni yaralayan doktor. burada olduğumu fark etmişse ne güzel, ama buruk... aylarca gözünün önündekini görememiş, anlamamışsa kim olduğumu artık sormasın...
ukala doktor. aldığım duyumlara göre yakışıklıymış, nazikmiş, iyi bir işi varmış. "tam evlenilecek adam kızlar, koşun kaçırmayın" diyecektim ama sevgilisi varmış. üzülmeyin bebeğim, ben boştayım. hepinize kucak açıp, mesajlarınızı büyük bi' içtenlikle yanıtlarım. hem daha yakışıklıyım, valla bak.
nick altını okuyunca onu çekemeyen* meslektaşlarının 'sevgilisi var' diyerek bu nazik, yakışıklı, akıllı ve doktor olan adamın kısmetini kapatmaya çalıştığı yazardır. *
not: görsellik içeren 'yakışıklı' sıfatı tamamen mübalağa sanatına hizmet etmektedir; görmedim duydum bilmiyorum.
zaman-sızıma
sana mektup yazmak nereden aklıma geldi bilmiyorum. sanırım hüzünlü kızlara özendim. öyle afilli birşey bekleme benden. giriş gelişme sonuç olmayacak, tıpkı sen ve ben gibi bir bütün olamayacak.
gönül yazımı bilirsin düzensizdir, biraz da okunaksız. anlatacaklarım var. sadece dinle!
sessizliğini dinledim uzun bir süre. düşündüm, taşındım, çözümünü bulamadım. özlemek neden bu kadar yorar insanı? "özlem" isminin eyleme dönüşme çabasından mı? "düş"ün, "düşünmek" kadar büyümek özentisinden mi beynimin içindeki tüm hayallerin çocukluktan vazgeçip başımın etini yemesi? ne zaman lafın bir ucu sana çıksa sonuna gelmeden heba oluyor gülümseyişlerim.
yorgunum...
şu saatlerde sıcak çekildi kapı eşiğine. senin rüzgarların var, sen kokan. zaman öldürüyorum geçmişi yoklayarak, leşlerim çoğalıyor. dip balığı oluyorum. tüm bu çırpınışlarım tek bir nefeslik su yüzüne çıkıştan öteye götürmüyor beni. yüzün geliyor gözlerimin önüne; beni dinlerken kalkan kaşlarına asılıyorum, tut beni çıkar diye... gözlerinde boğuluyorum...
sol yanıma yatsam seni uyusam, hep rüyada kalsam... içim dilime vuruyor, konuştuklarım incir çekirdeğine yetmiyor; sakladıklarımdan ve senden bahis açmama inadımdan. burnumu bir karış dikiyorum havaya, içim düşüyor. oysa söz vermiştim kendime, üzerime giydiğim güçlü kız kostümü çıkmayacak, çıksa da senin haberin olmayacak diye. varlığımla yokluğum ayırt edilemez olacaktı senin için, "herkes" olacaktım ve belki "hiç kimse"!
beceremedim...
kimse görmeden, tutup elinden kaldırdım içimdeki ufaklığı. çok acımış, kimseye belli etmedim, edemedim... teselli bile aramadım kızgınlıklarıma, hakkımdı bu kara isyan. sonra fark ettim ki ben bu zamana ait değilim ve biliyorum... sen de... o yüzden hep "an"larda teğet geçtik birbirimizi.
ama içime dokundun bir kere. parmak izlerin duruyor bakışlarımda. nereye baksam senden bir iz bırakıyorum. bu aralar kendime hep suçüstüyüm. ıslah olmaz bir özlemim ve korkak bir mantığım var. tek dinginliğim kelimelerin. koklayıp koklayıp saklıyorum hafızama. arşivimde acılarım var benim. rutubetli; güneşe serip kuruttuğum. tozunu alıp, halı altında biriktirdiğim hatalarım. seninse anlatmadığın masalların var. "sus"ların kucağında çocuk masumu yüzün ve küf rengi günahların...
baksaydın korkmayıp gözlerime. sana keşkelerimi sunacaktım terk etmeden bahar kıpırtısı içimi. yalpalamayacaktım bugünlerde, yarınlara inançsızlığımla... ve biliyor musun, "kal" deseydin rüzgarlarla getirdiğin son hecemle kavrulacaktı bahar bitimi...
çırılçıplak sevdalar dört mevsimdi. ayı, günü yoktu. gidenler tekrar gelebilmek için gitmişti. ihanet sayıldı. sükut altındı; yağmur gibi çisil çisil, acıkmış bir nefesin dudaklarında tadımlık. korkaklık sayıldı. dinleseydin aryaları, kulaklarına çalınan tını; sevgilinin sızlayan ahına eşti... yoldaştı sayıklamalara in-ce in-ce in-ce...
bil(e)medin...
yaşananların üstünü örtecek kadar şeffaf bir kelimem yok. sen bilirsin ürkekliğimi, tarihten çalınmış eğreti kahramanlığımı... çekerim kılıcımı zamana ama kesip atamam biriktirdiklerimi. gözlerim yağar, toprak kokar ve filizlenir kabuk bağlayan yaralarım. dilek kipleri bağlarım. kaçışlarım sana meylimdendir. sessizliğine sığınışım kabullenişimdir her şeyi. sakın "neden" diye sorma! verdiğim her cevap mayındır pişmanlığıma.
nick altı girilerine şöyle bir baktığımda, herhalde en çok tekrarlanan sözcükler yakışıklı ve çapkın kelimeleri. sanki çok yüceltilmesi gereken özellikler gibi gözümüze sokuluyor olsa da, ben bir kaç feminist örgüt ile planlı ve programlı şekilde bunların toplum nezdinde yüceltilen kavramlar olmasına karşın bi işe yaramadığını sistematik olarak anlatıcam. bence başarılı oluruz evet evet.
ah bi de doktormuş, ama kaç gündür hasta yatağımdaydım; tek söylediği dinlen geçer oldu. hasta hasta çalışıyorum bu kadar dinlenmenin üzerine ancak, doktorluk böyle bi şeyse bayağı güzelmiş yahu.
yakışıklı, yapılı, uzun boylu ve yazılası bir türk erkeği.
üstelik de doktor.
hem de cerrah doktor.
üstüne üstlük kalp damar cerrahı tıp doktoru.
garanti arabası da vardır.
aileden bir iki evi de vardır.
ev yoksa girmiş ya da girecektir.
ileride golf oynayacak gibi duruyor.
elit ötesi.
edit: yakışıklı demiş miydim?
edit: oldukça spekülatif bir insan oldu çıktı. rahatsız bu durumdan. kanamıyor, kanatıyor galiba. tıp fakültesi hayali içinde patlayanlara da selam ediyor.
ince hesaplamalar yaptım, gecemi gündüzüme kattım söyle bir sonuca vardım: ortalama on girisinden birinde doktor olduğunu vurgulamazsa içi rahat etmiyor ya da hep bana denk geliyor galiba malum giriler. hemen bir kaç örnek vereyim en yakın tarihli girilerinden (bu arada kendine yazdığı nick altları da var ama format nedeniyle onları refere edemiyorum) :
tus dershaneleri
bir tür dershanemsi. gidilmese, sınav daha kolay kazanılır. bende öyle oldu en azından.
(qrs komplexi, 25.09.2009 17:27)
devlet hastaneleri
dışı hastaları içi bizi yakar. sağlıklı insanı hasta eder, çalışan personeli robota çevirir.
(qrs komplexi, 25.09.2009 15:34)
az para alıyorum diye zırlayan doktor
az para almasının yanında insan olduğu unutulmuş doktordur. neyin hesabını yapıyorsunuz arkadaşım? ben sadece bir kalp-damar cerrahı olarak şunu söyleyebilirim ki bölümümde dünyanın en iyi doktorları, eli en sağlam cerrahları ülkemizde. türkiye'de 4 saat süren bir açık kalp ameliyatı, amerika'da 6, isviçre'de 7 saat, italya'da 7.5 saat sürüyor. ülkemizdeki hastaların durumları yurt dışındakilerden daha kritik olmasına rağmen, hastanın masada kalma oranı da türkiye'de en düşük. bu ülkede, en iyi doktorlar elinizin altında! canınızı, sağlığınızı düşünmeyi bıraktınız; doktorun aldığı üç kuruşu sorgulamaya başladınız! amaç üzüm yemek mi, bağcıyı dövmek mi?
(qrs komplexi, 22.09.2009 19:02)
qrs=ekg ekg ise üzerine uzun derslerin işlendiği,özel kursların açıldığı,sertefikasyon programlarının düzenlendiği özel birimlerde çalışanların(ameliyathane ve yoğunbakımlar) mutlaka bilmesi gereken ve en çok öğrenmek istediğim sağlık konularından birisidir.
çaylak edilmekten çok korkan yazar. geceleri uyuyamayıp, uyusa da kabuslarla uyanıp beni arıyor. öyle bir ağlıyor ki susturamıyorum da, içim parçalanıyor valla. yapmayın etmeyin sevgili arılar, korkutmayın bu adamı, yazık lan...
ben de en çok feminizm ve sosyalizm üzerine yazı yazıyorum mesela; neden ki acep? kendi ilgi alanım falan bu olduğu için olmasın. bahsi geçen yazar da doktor. doktor olmak ya da bunun hayatına etkileri ile yazmaması anormal olmaz mıydı sanki? ne yani herkes reel kişiliğini bir kenara bıraksın, burada da başka bir hüviyetle mi yazsın nedir yani beklediğimiz bu mudur gerçekten?
hani eleştir yine eleştir; ama yazdığı alan üzerinden değil. ne bileyim yazısını beğenmediğini söyle, şu şu nedenlerden ötürü de daha mantıklı.
böyle ama sen doktor olduğunu sürekli vurguluyorsun, ama sen de iktisatçı falansın sürekli bu alanda yazıyosun. sen feminist olduğunu gözümüze sokuyosun. ne garip bir eleştiri yöntemidir ki bu. hatta eleştiri dememek lazım buna belki de, eleştirinin anlamı kayıyor.
her neyse; doktormuş, opel araba almış, hacettepe'de bulunmuş galiba, bu aralar zorunlu hizmetteymiş. ee yazılarına bakınca bunları da öğrenmiş olduk hayırlı olsun bizlere.
kişisi demedim farkındayım. zira nickaltı durak misali olmuş. herkes bir uğrayıp birkaç kelam edip gitmiş.
ama bak, adam almış mesleğiyle ilgili nickini, girmiş tıbbi giriler, birileri onu takip etmiş, demiş sen hep şöyle böyle yazıyorsun. diğer kesim gitmiş, sanane lan şöyle böyle yazar, üstüne bunu da yazar. öbürü araya girmiş , naber lan falan da yazmış. ohoo sözlük yazarlarının hepsi burada
ne güzel lan! ben kıskanıyorum böyle yerleri. elimden geleni yapıyorum bir dikkat çekemiyorum anasını satayım. yok yani ben de tespit yapıyorum, bende meslek girileri yazıyorum, siyasi desen var, müzik-sinema desen var. ne statüm yüksek, ne nickaltımda bir vukuat oluyor.
sanırım artık doğru yeri buldum. günün polemiği olan bu başlıkta birkaç kelam ettiğime göre hızıma kimse erişemez.
kendisi hakkında onu bunu bilmem lakin geçtiğimiz günlerde bir ilaç hakkında şahsına danışmışlığım, yardımlarını esirgemeyerek açıklamışlığı, son anda içilmemesini sağlamışlığı ve ne de iyi etmişliği vardır.sağolsundur.