dünya tarihinde gerçekleşmiş en büyük müzik organizasyonudur.ambiyansı anlatmak, kelimelere dökmek zordur. pink floyd roger waters sız çıktığı konserde o zamana kadar yaptığı bütün klasiklerini çalmıştır. comfortably numb solosunu atarken david gilmour bu dünyayı terketmiştir. yaşıyorum diyen herkesin dvd sini alıp izlemesi gerektiği görsel ve işitsel şölen..
pink floyd un 1994 senesinde david gilmour önderliğinde verdiği efsane konser.tenis maçı havasındadır,izleyenlerden ses çıkmaz.çünkü sahnede pink floyd vardır ve başka gezegenlerle çoktan irtibata geçilmiştir.
gelmiş geçmiş en iyi sahne şovuna sahne olmuş müthiş konser. iki gün sürmüştür. yeniden düzenlenip 5.1 olarak tekrar kaydedilen ve bazı eklemeler olan dvd si şubat 2006 da çıkacakken bilinmeyen bir sebeple ertelendi emı türkiye tarafından. merakla bekliyoruz. bu konserde çalınan bir comfortably numb vardır ki; en bağnaz en tutucu bünye bile bir şeyi 1 milyon kez dinlese,izlese bıkar ya, işte bundan bıkamaz.
(bkz: @713262) bahsi geçen şenlendirme işlemini aynı dakikalarda sözlüğe armağan ettiği çok değerli otobüs hatları girileriyle gerçekleştiren arı, ayrıca gözlemledim ki otobüs hatları konusunda diğer arılarda da bir hareketlenme başlattı, faydalı otobüs hattı numaraları ardı ardına geliyor.**
tüm duyguları tepe noktasında insanlara yaşatabilmeyi başarabilmiş,konser esnasında tüm seyircileri transa sokabilen,konser denilmesi işlenebilecek en büyük suçlardan biri olmuş,gidenlerin kutsanmış kabul edildiği yaşanmış en büyük mucizelerin en sonuncusu..
(bkz: pulse konseri comfortably numb)
11 temmuz'da dvdsi çıkmıştır. 2 dvd'den oluşan bu set p2p networklerinde 8.49 gb olmasına rağmen bizim indirmemize hiç bir engel teşkil etmemektedir. bunu bir şekilde almak, dinlemek, koleksiyona katmak, gerektiğinde onla beraber yatağa girmek farzdır çünkü.
dvd 1
1. shine on you crazy diamond
2. learning to fly
3. high hopes
4. take it back
5. coming back to life
6. sorrow
7. keep talking
8. another brick in the wall (part 2)
9. one of these days
bonus : partially stripped
dvd 2
1. speak to me
2. breathe
3. on the run
4. time
5. the great gig in the sky
6. money
7. us and them
8. any colour you like
9. brain damage
10. eclipse
11. wish you were here
12. comfortably numb
13. run like hell
bonus : partially stripped
roger watersolmadan, müziğe geri dönmeye çalışan rick wrightve nick mason ile beraber david gilmour'un gövde gösterisi. inanılmaz bir canlı performans. floydianların odalarında sebepsiz yere tüm gün çalındığı çok olmuştur.
david gilmour'un kocaman göbeği, roger waters'ın olmayışı, herkesin yaşlanmış olması gibi faktörlerin bile bir yerden sonra hiç bir olumsuz etki yapamadığı pink floyd konseri.
tüm konser için comfortably numb solosu orgazm noktasıdır. gilmour yaklaşık olarak on bin kişiyle tam dört buçuk dakika sevişmiştir.
sahnede kullanılan ışıklar ile bursayı 3 gün aydınlatmanın mümkün olabileceği efsane konser. sahnenin yanına duvara çakılan zeplin mi istersiniz inanılmaz ışık ve barkovizyon oyunları mı.. herşey vardır. tabii ki mükemmel vokaller eklenmiş pink floyd da olunca tadından yenmez bir konser olur. şu an üzerine bir konser yapılamamıştır.
pink floyd'un 1994 yılında earls court (londra) verdiği konser, konserden öte bişey. sadece speak to me, breathe, on the run ve time'ı ard arda dinlemek (izlemek!) bile tüyleri diken diken etmek için yeterlidir kanımca. ayrıca bir rivayete göre pink floyd ultimate light and sound experience. 2 disc'den oluşan dvd'si de çıkmıştır 40 ytl'dir.
comfortably numb solosu aşktan öte acı verici, ağlatıcı, aynı andada haz yaşatıcı bir solodur.
yoktur böyle bir konser. roger'ın olmaması bile etkilememiştir, ne şovdur. aaah.
the tea party'nin transmission albümünden 'hay allah belanızı versin'' dedirten (bu kelimeden neffret ediyorum bu arada!) şarkısı..
şiddetli bir yağmur ve ona eşlik eden rüzgar altında çıplak durmak gibi.. tüyler ve ruh... ayakta hepsi..
ı saw a face in the mirror
that made my blood run clear
ı think ı've waited to long
ı went along for the ride
she complicated the slide
ı went to take her hand
ı couldn't feel a pulse
senseless is pleasure
nothing's forever
the sooner you see
you can't deny me
ı had a dream that within
a celebration of sin
you do a dance with denial
ı only wanted a friend
to see a beautiful end
she went to take her hand
she couldn't feel a pulse
senseless is pleasure
nothing's forever
the sooner you see
you can't deny me
pink floyd un muhteşem gövde gösterisi.tüyleri diken diken eden.gelmiş geçmiş en iyi sahne performanslarından birisi.dark side of the moon un tamamının çalındığı,pink floyd un birkaç haftalığına da olsa 70lerdeki gibi dünyayı ele geçirdiği konser albümü.wolkswagen golf ün pink floyd modelini yapmıştır bu albümün promosyonu kapsamında.
öte yandan çok profesyonelce yapılmış bir konserdir,live at pompeii nin amatör tadı yoktur yani.
roger waters denilen pink floyd başarısını kişiselleştirmeye çalışan bir bünyeye fena kapak olmuş konserdir. roger waters'ın bir röportajındaki şu iki cümlesini çok iyi hatırlıyorum.
pink floyd bundan sonra ne yapar ne eder pek bir fikrim yok açıkçası. çok başarılı birşey beklemiyorum onlardan. the division bell tamamen saçmalık bir albüm.
pulse konseri esas olarak düşünüldünde division bell turnesinin en büyük konseridir. ve division belldeki muhteşem şarkılar o konserde tekrar hayat bulmuş gelmiş geçmiş en büyük görsel şölen hazırlanmıştır. sahnedeki oradan oraya zıplayan kanı kaynayan genç basçı da o tuşesiyle 10 tane roger waters eder.
dvd'den de olsa, izleme şerefine nail olduğum müzikal baş yapıt. buna konser diyenlere güler geçerim ben. öncelikle the division bell turnesinde gerçekleştiği üzere ilk bölüm division bell ağırlıktadır. ama o shine on you crazy diamond girişi yok mu. resmen yerime mıhlandım, videodaki ufak çocuğun hayatı ve yavaş yavaş büyümesi, şarkının sözleri, akla gelen syd barrett. shine on you crazy diamond bile dağıtmıştı beni 2. şarkıyı gözüm görmedi, daha sonra bir de baktım çan çalıyor, high hopes...ilk defa canlı performansını izliyordum high hopes'un. en sevdiğim pink floyd şarkısı olması o görsel şovlarla birleşince monitöre yapışmışım, 4. şarkıya geçince ayıldım. ilk cd'nin sonlarındaki another brick in the wall ve efsane olan 2. kısma geçiş. dark side of the moon baştan sona çalınmış. roger waters yok ama david gilmour tek başına pink floyd olmuş. hem çalıyor hem söylüyor. ışıkcı mark brickman da david gilmour'la beraber sololar atıyor,the great gig in the sky'daki efsane vokaller, money ve time şarkıları akılda kalarak dark side of the moon bitiyor ve bis.. geliyorlar önce wish you were here, ardından da comfortably numb. şarkı orjinalinden 4 dakika daha uzun çalınıyor, o 4 dakika da gilmour'un soloları ve ışık gösterileriyle donatılmış, seyircilerin şaşkınlığı, yukarda dev disko topunun belirmesi, sahnenin tüm ışıklarının david gilmour'u aydınlatması, nurların içinde solo atan bir efsane. eğer o konserde o salonda olsam yüksek ihtimalle bayılırdım. comfortably numb'da benim şalter atıyor son şarkı olan the wall'un run like hell'ini hiç duymuyorum bile, kafamda hala o şov ve o sololar var.
tiyatro izler gibi izleyen nerede alkışlamasını nerede susacağını bilen seyirci, pink floyd'un muazzamlığı, efsane setlist, sahne, ışıklar, çekim kalitesi daha neler neler. hayatımda geçirdiğim en verimli 2 saatti, sonra tekrar tekrar izledim ve hepsinde aşağı yukarı aynı hisleri yaşadım. tarihin en iyi konseri, belki de tarihin en iyi grubu.
tam brain damage'tir... kelime dağarcığıyla anlatılır gibi değildir. orada olan insanların , o konserde bulunan insanların şimdi teker teker ne yaptıklarını merak ediyorum. yüzlerindeki gülümsemeyle hala etkisinden çıkamamış gibi amaçsız dolaşıyorlar mı, yoksa hiç bir müzik, hiç bir konserden zevk alamıyorlar mı? ben o konsere gitseydim zirvede bırakır bir daha ne konsere giderdim ne de canlı müzik dinlerdim.. ki hepsi bunun yanında küçücük birer ayrıntı kalırdı..
gruptan öte bir organizma gibi. organizma bile bu kadar mükemmel değildir.. tanrı yaratma gücünün bir kısmını hiç çekinmeden bu adamlara vermiş olmalı.
bu kaçıncı izleyişim bilmiyorum.
yine tekrar yine kusmayla karışık bir hale büründü bedenim. içimden çıkacaklar sanki hayatları boyunca bu anları beklemişler. gel ıstakayla kafama geçir. bütün ellerimi ayaklarımı kes, thor çekiciyle kafamı bedenimden ayır. hayır.. hiçbiri şu andaki gibi olmayacaktır..
insanlık tarihinin en büyülü sahnesinin içinde çıkıp elleriyle beni oraya çekebilecek başka kaç ses, başka kaç göz, başka kaç el, başka kaç organizma olabilir ki..
masa tenisinde kocaman beyaz bir balonum şimdi rakete çarpan..
bu ruhu yaşatabildiğin için.. her şey için teşekkürler pink floyd..
birşeylerin bana ileriden işaret parmağıyla "gel gel" yaptığı günlerde izlediğim dvd. geçenlerde buğulu gözlerle taktım bilgisayara yeniden.. çatı katının kavisine denk getirdiğim devasa pink floyd posteri * altında başladım izlemeye. ilk değildi. yine de shine on you crazy diamond ile hareketlenen bünyem aynı kasılmaları yaşıyordu. beynime dayadığım 3-5 bira etkisiyle ve sabahın sersemliğiyle gözlerimi kırpmadan izliyordum. haz. tam olarak karşılığı. annelerin sandıklarındaki danteller onlar için neyse benim içinde bu cdler, bu müzikler, bu hazlar en az onlar kadar değerli işte. neyse. devam ediyorum. ardarda patlıyor fişekler beynimde. high hopes giriyor. arada bir dalgalanıyor gözlerim. bir yandan kliplerin döndüğü devasa aynaya kilitleniyor gözüm bir yandan david'in gitarına. bir yandan kaybedilen rick wright'ı arıyor gözlerim koskoca sahnede. bir kez canlı izlemek için neler verilmezdi ki diyorum içimden. yanlış zamanda doğmuş olmanın kasveti bastırıyor birden. ezanda son buluyor. derken gün daha da aydınlanıyor. the great gig in the sky giriyor. kusursuz ritmiyle dağıtıyor bünyeyi. gözler doluyor. o kısım hiç sekmeden 2 3 defa başa alınıyor her seferinde. biraz daha biraz daha derken gün ağarıyor. saatler geçmiş oluyor çoktan. bünye koltukta uykusuna dalıyor.