- everybody be cool this is a robbery!
- any of you fuckin pricks move and i'll execute every mother fuckin last one of ya!!!
başlangıç repliğiyle kafalara kazınan müthiş tarantino filmi.
quentin tarantino'nun "1995 altın palmiye ödülü" kazanan pulp fiction'ın konusunu amerikada 30lu yıllarda başlayan ucuz cep kitapları piyasasında yaşananları kapsıyor. yaklaşık bir düzine insanı yakından izleyen pulp fiction ucuz kağıtlara, kötü teknikte basılan sıradan aşk, macera ve polisiye romaları dönemi amerikada yaşanan ve birbirine kenetlenen birkaç olayı aktarıyor.
kişliksiz boksörü: bruce willis fransız sevgilisini: maria de medeiros
gangsterlerin patronunu: ving rhaumes
uyuşturucu bağımlısı eşini: uma thurman oynuyor.
yaşamlarını soygun yaparak kazanan katilleri de john travolta ile samuel l. jackson canlandırıyor.
qt'nin biri, bir kuyuya taş atmış. film güzel ve geyikleri olağanüstü. kabul, hiç bir filme benzemeyen kurgusu var ama bu kadar ilgiye layık değil. john travolta'nın dansından tut, mr. wolf'a kadar, bruce willis'in olayına kadar çok güzel, ama bunun için biraz şişirme bi film de denebilir.
edit ve özür: 4 yıl önce bu giriyi yazdığımdan bu yana sinema hakkında fikirlerim o kadar değişti ki, bu girinin de değişmesi gerekti. ibret-i alem olsun diye de üstteki giriyi silmiyorum.
quentin tarantino'nun zirve yaptığı filmdir. efsanedir ve her türlü övgüyü ve ilgiyi haketmektedir. sadece jenerik müziği * yıllardır orada burada çala çala beynimize kazınmıştır. diğer müzikleri de tek tek dinlenir, bıkılmaz.
konu olarak, birkaç kötü adamın gündelik yaşamını ve bu insanların yaşamlarıdaki kesişmeyi ele almakta. filmde dönen geyik süperdir ve benzerine ben başka filmde rastlamadım. samuel jackson, bruce wills, john travolta, uma thurman, rosanna arquette gibi pek çok ünlü oyuncu rol almıştır. bu insanların böyle bir filmde toplanmasını anlamak için paradan başka şeyleri de düşünen bir bünye gerekir.
john travolta'nın kötü giden kariyerini, tarantino'yla beraber yazdığı vincent vega karakteriyle ikinci oscar adaylığını (ilk oscar adaylığını saturday night fever filmiyle kazanmıştı) alarak düzlüğe çıkardığı, enfes diyalogları ve müthiş kurgusuyla mükemmel bir film.
jules winfield-which country do you come from?
brett+what?..
-'what' is ain't a country i have even heard of.do you speak english in 'what'?
+whatt?...
-english motherfucker, do you speak it?
+yes.
-so you know what i'm saying.describe what does marsellus wallace look like!
+what?
-say what again!ı dare you ı double dare you motherfucker say what one more god damn time!
+he's...he's black..
-go on!
+he's bald..
-does he look like a bitch?
+what?
(ve jules* brett'i vurur.)
not:dün gece hala izlemeyenler olduğunu öğrenince attım eve bu insan grubunu, dedim aha. dediler oha. dedim tabi yani, 15 kereden fazla olduğu izlediğim. dediler sallama. dedim tamam lan anca 13-14.. ehe kehir...
hastasınım.
her izlenişinde farklı tat bulunan tarz film. filmin başında honny bunny ve pumpkin konuşurken, yanlarından vincent vega'nın geçmesi böyle ufak çoşturucu bir ayrıntıdır.
bana kalırsa bu film tarantino'yu tarantino yapan filmdir.o meşhur dialogları bu film ile birlikte kendini bulmuştur.oyuncular açısında bakacak olursak uma thurman'ın en iyi oyunculuk çıkardığı film,diğer yandanda travolta'nın hayatının filmi bence.film müzikleri çok iyi.bence kült bir film.
tarantino bir televizyon reportajında o çantanın içinde ne var sorusuna verdigi yanıt birçok insanı şaşırtmıştır. "bilmiyorum, proje aşamasında mücevher ve altın olacaktı ama sonradan biraz daha gizemli bişey olsun dedik ne olduğunu göstermedik ama düşündüğümüz özel birşey yok. ınsanların değişik teorileri hep hoşuma gitmiştir" tarzında birşey demiştir. güzel filmdir, ama abartılmıştır.
sadece uma thurman'ın ve travolta'nın dans sahnesinin bile izlemeye değer olduğu film.jules'in "kutsal kitabı okur musun?" sorusunun ardından okumaya başladığı pasajı ve "... ve o zaman benim tanrı olduğumu anlayacaksın" şeklinde sonlandırdığı cümlesinin ardından adamların beynini uçurması, cinayete bile bir erdem katmış.
mükemmel bir açılış ve mükemmel bir kapanış sahnesine sahip olan son 2 gecede 3 defa izlediğim mükemmel tarantino filmi...samuel jackanson ın canlandırdığı karakterin felsefik repliklerini izlerken bir anda muhabbete dalasınız geliyor..hele bir de samuel l. jackson'ın üzerine 1 şarjör boşaltıldığı sahne vardır ki insana " vuuuuuuuuuuuuuuu" çektirir..tarantinoya saygımın 100000lerce kat daha da arttığı film olarak yeri vardır bende..şu film tarantinonun filmlerde yüzlerce şarkı kullanma geleneğinin de bir örneğidir....
filmde en sevdiğim karakter(bence ne güçlü karakter de oydu) butch(bruce willis)..saatini almak için evine geri döndüğünde bir anda kendimi ekran karşısında butch için endişeleniyorken buldum..umarım gangsterler onu öldürmez diye..neyse adamım kıçını kurtardı...
filmde 3 tane çarpıcı ölüm sahnesi vardı:
1)travoltanın tuvalete girerken silahını tezgahta bırakışı ve butch'un travoltayı kendi silahıyla vurması..
2)travoltanın yanlışlıkla arabanın arkasındaki zencinin kafasını patlatması...
3)samuel l. jackson'ın üzerine 1 şarjör boşaltıp 1 tane bile isabet ettiremeyen beceriksiz angutun ölüşü...
kısacası bu türü sevmeyen insanların bile izleyip filmde müzik kullanımı, diyalogların doyurucu bir şekilde verilmesi, çok fazla başarılı karakter yazımı konusunda birçok ipucuna ulaşabilirler...tarantinoya ellerine sağlık diyoruz yeni filmlerini 4 göz 4 kulak 2 burun la bekliyoruz...evet şizofreniz biz...
bu filmi farklı ve güzel kılan sahnelerinden birisi de, butch'un m.wallace'dan kaçarken girdiği dükkan ve götçü polis zed'in ortaya çıkışı. genelde ya kaçan kurtulur, ya da vurulur ölür. klişelerin ötesine geçiyor. izleyiciye en akla gelmeyeni sunuyor. bu da tarantino'nun bir dahi olduğunu daha da vurguluyor.
edit: bi zamanlar paralel bi görüş vardı da onu belirtmiştik, gitmiş o giri.. uyarısı için van den budenmayer'e sonsuz teşekkürler.