dr. keith ablow'un 2008 tarihli pegasus yayınlarından çıkan psikolojik gerilim/polisiye romanı.
bazı kısımları katilin gözünden yazılmış bazı kısımları ise polisin.*
bir seri katilin öldürme güdüsünü, öldürmeden önce, öldürürken, öldürdükten sonra neler hissettiğini ve cinayeti işlerken nasıl bir teknik kullandığını ayrıntılı bir şekilde anlatması bakımından da bir şaheser.
kitaptaki psikolojik tahliller ve ruh çözümlemeleri ise sizi de olayın içine katarak kitabı daha bir ilgiyle okumanızı sağlıyor.
her ne kadar klasik bir fbı ajanı ve seri katil koşturmacası olsa da yazarın uslubu, okuyucuyu konunun klişeliğinden arındırarak bir merak ve serüven duygusuna kaptırıyor ve konu mu üslup mu atışmasında üslup burun farkıyla öne geçiyor.
ayrıca romanda grange'nin yaptığını düşündüğüm gibi bir tek gereksiz betimleme yok. bu sebeble ki tempo hiç düşmeden kitap bitiveriyor.
lakin (çevirisini okudum ben) çevirisinde biraz anlaşılmazlık var gibi geldi. hani meşhur anlatım bozukluklarımızdan biri vardır ya "zamir eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozukluğu". sanki biraz bu yapılmış. bunu da çevirisindeki zorluğa veriyorum.
örneğin; "ehliyetini polis almış" derken eksik var.
senin ehliyetini mi onun ehliyetini mi..
işte aynen buradaki gibi romanı okurken bazı cümlelerde ben de şaşkınlığa düştüm.( çeviri;duygu gündeş
, seval birdal)
romanda katilin kim olduğunu bulmuyorsunuz. katil baştan belli. ilginç bir şekilde katili anlıyorsunuz ve ister istemez ona karşı sevgi-acıma karışımı minik bir hissiyatınız bile olabiliyor. bir seri katilin iç dünyasını bu kadar güzel sergilemesi bakımından da bir başyapıt diyerekten ve de abartaraktan girime son veriyorum.muck.
ve kitabın arka kapağından;
on iki ceset, on iki eyalet. kimsenin bilmediği şey ise, "otoban katili"nin, sahte bir güvenlik duygusu yaratarak, kurbanlarının aklını çelen ve onların en karanlık ve en gizli sırlarını, mucizevî bir şekilde kavrayan yetenekli bir psikiyatrist olduğudur. o, aynı zamanda hem kurbanlarının günah çıkardıkları bir papaz, hem de onların cellâdı rolünü üstlenir. katil, the new york times'a bir mektup yazarak, ünlü adli psikiyatrist frank clevenger'ı, gazetenin ilk sayfasında yayımlanacak ve sadece gerçekleri anlatan mektuplarının takası aracılığıyla, kendisini tedavi etmeye çağırır ve zihninin yarattığı insanlık dışı duygularını clevenger'a, onu iyileştirecek cesarete sahip –ya da bunu denerken ölecek– tek kişiye açar.
son olarak da kitap hakkındaki yorumlar;
"ablow psikolojik gerilim romanlarının kralı. dikkatli olun, çünkü bu sayfalar ellerinizi yakabilir.
dennis lehane
"son derecede ilgi çekici... keskin viraj ve kıvrımlarıyla, insanı şok eden ve hayrete düşüren, gizemle dolu bir lunapark treni. keith ablow dışında hiçbir yazar, insan kalbinin en gizli ve karanlık bölgelerine ulaşan, bu denli derin bir tünel kazamaz."
tess gerritsen
"ustaca, canlı ve dinamik yazı biçimiyle ablow, hasar görmüş hayatlardaki dehşet ve umutsuzluğu adeta resmediyor.
jonathan kellerman
"insan zihnini yönlendiren, muhteşem bir psikolojik gerilim romanı.
publishers weekly
"keith ablow, thomas harris'in içgüdülerine sahip."
james ellroy
"seks, cinayet, delilik ve tıp bilimi. gerilim tarzı romanların okuyucuları daha fazla ne isteyebilir? tedirgin edici, sürükleyici bir roman."