zihinsel hastalığı olan kişilerin sahip olduğu anormal davranışlardır, hiçbir ironi taşımayan anlamı budur, hakeret şeklindeki eleştiri veya sadistliği yüksek eylemleri nitelemede kullanılması kelimenin çarpıtılmasıdır ve durumdan müzdarip gerçek hastalar varken bu şekilde dalga konusu olması, gurur duyar bir havada beyan edilmesi duyarsızlıktır,
benzer olay psikopat kelimesinin tek başına kullanımında ve spastik kelimesinde de görülür, biraz kafa yormak belki derin düşünmek gerekir
ilginç bir şeye karşı "abi, psikopat bir olaaay yeaaah" veya sinir bozucu kişye "spastik misin" demenin yaygınlığı mantıkla paralel olamaz, boşlukla olabilir
burada haklardan çok etik söz konusudur, sonuçta hastalıkların gerçek yüzü hiç de sevimli değildir
sizi aldatan , satan , acı çekmenize neden olan eski sevgiliye barışma amaçlı alınmış hediyenin içine asit koymak ve pakedi açtığında yüzüne sıçramasını sağlamak.
her hocayı kendi dersiyle vurmak gerekir mesela.
örneğin elektrik devre analizi hocasını önceden keban barajıyla ancak şarj edilebilmiş 1000 faradlık psikopat bir kapasitörün uçlarına bağlayıp kapasitörün deşarj olma süreci boyunca kızartmak kadar zevkli bir iş olmaz herhalde. şöyle çıtır çıtır sesler gelirken hocadan, karşısında ayaklarımı uzatıp kahvemi yudumlamak var.
(bkz: sadizm)
statikçiler çok şanssızlar. çelik kazıkların olduğu iki yürüyen duvar arasında sıkıştırılarak can vermek kötü olsa gerek.
ama termodinamikçiler çok şahane olur ha. 2 metre çapındaki borunun içine bir şekilde bağlarsın hocayı. sonra borunun dışından dev bir tank motorunun gücüne sahip bir motordan aniden nos ile ateşlenmiş alev topunu boruya bir saldın mı tamamdır.
4.sınıf metalurji öğrencileri için bulunmaz bir fırsat. korozyon dersinde hocayı yanan oksijen bombardımanına tutup eriyik çinko tuzuna atıp hocanızı paslanmaya karşı koruyabilirsiniz.
bu hareketin en öte kısmı ise dünyadaki bütün kötü, çirkin, kokuşmuş, ayıp, ahlaksız, dürüst olmayan vs. kısaca kötü her şeye topyekün savaş açmaktır. ama aşırı bir güçle; şöyle bir 5 katlı apartman büyüklüğünde dev bir tankla ezip geçerek.
bazen insan adaletsiz toplum yapısına, mutluluk karşısında çıkan akıllara zarar dümbükçe sudan sebepli temellere dayanan engellere o kadar isyan ediyor ki en beter yıkımla her şeyi dümdüz etse yine tatmin olası gelmiyor.
yıllar* önce bir fizik hocam vardı.ders anlatma tekniğine bilgisine hayrandık.tenefüste ortalıkda dolaşır birden etrafdaki bir öğrenciden kağıt ister kağıda o anda aklına gelen bir soruyu yazmaya başlardı.boş derslerinde oğretmenler odasında oturur test çözerdi.kimi zaman bize bir ders boyunca hayata dair nutuk atardı.fikirlerine pek katılmasamda kendisine saygı duyardım.idealist bir insandı.
bir gün sınıfa girdi,konumuz basınç idi,dersi anlatmaya başladı,herzamanki gibi kendinden birşeyler de katıyordu.dersin ortalarına doğru satır arası bir bilgi verdi ve o gün bugündür güneşin doğuşundan yerini yalancı ışınları ile aya bırakıp,tekrar onu kovaladığı zamana dek tek bir amac uğruna nefes almama neden oldu.dünyanın tam merkezine delik açıldığı takdirde dünya patlarmış.küçücük,bir toplu iğne ucu kadar bile olsa patlarmış.bir balonu iğneyle patlatmak gibi,bir su kabarcığını üflemek gibi,sivilce sıkmak gibi dünyayı patlatmak uzaya karışan ve orada kaybolacak olan toprak,su ve hava...tüm bunların vereceği haz,amacına ulaşmanın insanda yaratacağı orgazm benzeri bir his ve yok edecek başka bir şey bırakmadan yok olabilme.