malum 9 gündür yokum. bana malum tabii. sayın sarhoş beni aradı, sana bir iş çıktı dedi. tamam dedim. bir iş olduğunda bana bir video kaset(eski görevimiz tehlike filmlerinde kaset olurdu, şimdilerde dvd filan herhalde) yollamazdı, belirlediğimiz bir yerde otururduk. konuya girmeden önce daha kolay anlayabilmem için terimlerin ne manaya geldiğini anlatır, akabinde yanında getirdiği
havalı zarf'ı uzatır, görev budur der, iyi çalış der, seni daha sonra arayacağım der ve ayrılırdık. 9 gün önce aradığında da aynı şey oldu.
ilk başta bana pseudo nedir açıklama istedi, ama kendisine hemen mani oldum, büyük bir üstadla bu yönde bir çalışmamız olduğunu adının pseudoku olduğunu ve terimi bildiğimi ifade ettim. şaşırdı, sen ha dedi, vay be, demek bir insanın gelişmesi bu olsa gerek dedi, sanırım biraz duygulandı. sever kendisi beni.
ama ona şu celebrity'inin tam olarak ne demek olduğunu bilmediğimi, buna yakın bir kelime olan
serengetidiye bir şey bildiğimi, bunu da belgesellerden öğrendiğimi söyledim. hafifçe gülümsedi ve buna yakın bir şey dedi. hafifçe gülümseyip, bana kardeşçe baktığında onu çok seviyorum.
ayrıldıktan sonra karşıma çıkan ilk otobüs durağında oturdum ve havalı zarfı açtım. bu havalı zarflar iyi, böyle sanki içinde silikon var gibi, elastikliği gayet yerinde. sık, tekmele, her türlü şiddeti tatbik et bana mısın demiyor. sarhoş böyle şeylere dikkat eder. bir liste çıktı. benim bir şeyi kolay anlayamayacağımı bildiğinden listenin üstüne kalın ve büyük harflerle
sözlükteki papaz olamayan bacaklar yazmıştı. isimler ve karşılarında bu isimlerinde ait olduğu şehirler, adresler vardı. böyle şeyleri nasıl tedarik eder hiç anlamam.
görevim belliydi: bu şehirlere gidecektim(harf sıralamasına göre yazılmıştı) bu kişiler hakkında araştırma yapacaktım, çevrelerinde nasıl bilindiklerini, nasıl insanlar olduklarını öğrenecektim. 9 günlük araştırmamın sonunda neye ulaşacağımı az çok biliyordu sarhoş ama ben bilmiyordum tabii. o sadece haklı olduğunu görecekti, ama bunu araştırma olmadan yapmak onu tam olarak tatmin etmeyeceği için beni görevlendirmişti.
9 gün boyunca her birinin araştırdım diyemeyeceğim. belki ilk baştaki fikrim o yönde idi, ama akabinde 5. kişiden sonra lan bu adamların hepsi birbirlerine benziyorlar, ne çok ortak şeyleri var şeklinde bir tespit yapınca, atlayarak 9.,onyedinci,26. adamlara baktım, onlar da diğerlerine benzer çıktılar. şimdi burada bu gizli bilgileri paylaşacak değilim. zaten bana düşmez. sarhoş raporumu inceledikten sonra gerekli şeyleri anlatacaktır burada.
belki merak edenler olabilir. her türlü masrafım sözlük tarafından karşılanmıştır. sözlüğümüz araştırmaya ehemmiyet verdiğinden, benim gibi araştırmaya meyilli insanların temin edilmesi ve görevlendirilmesi onun için vazgeçilmez bir düsturdur. aslında kendimi açık etmemem gerek; ama zannedersem pek bir şey değişmeyecektir.
tüm bunları ne için mi yapıyorum? tabii ki benim gibi kıyıda köşede kalmış bir yazar bozuntusunun(sözlük yazarlığından bahsediyorum) sarhoş ve hemcinslerinin grubuna dahil olabilme isteği yüzünden. başta koştuğum şart buydu. bana verilen görevleri yerine getirmek ve sonunda da ismimin parlatılması, shrek'teki eşşek gibi ben burdayım ben burdayım hezayanlarına düşmeden asil bir şekilde yukarıya, kolpa olmayan celebretyler arasına kabul edilmek...
inşallah bir gün ben de celebrity olacağım. serengeti'deki celebrityler gibi
bildiren
aşkabat muhabiri
tahir cılızses