|
|
- burada max weber kapitalizmin, karl marx'in dediğinin aksine, her yerde oluşabilecek bir evre olmadığını, avrupa'nin tarihselliği içinde açılanabilecek avrupa'ya has birşey olduğunu açıklamaya çalışır. yani avrupa'daki protestanlık ve bunun kültürel bağlamı anlaşılmalıdır ilk önce, kapitalizmi anlamak için. ilk kapitalizmin geliştiği yerler protestanların çoğunluk olduğu yerdir mesela.
protestanlığın en büyük özelliği, sermaye birikimini hedeflemese de kültürüyle buna sebep veriyor olmasıdır. mesela, evet kimse bilemez kimin cennete gideceğini, rahipler günah filan da affedemez. ama dünya ahiretin aynasıdır lafı buradan gelir. bu dünyada hali vakti yerinde olanlar allahın sevdiği kullardır. o zamaaaaaan der protestanlık, çok çalış sen de zengin ol, o zaman anlarız ki sen de cennete gidecen. ama lüks hayat, har vurup harman savurmak yasaktır. işte bu yüzden protestanlık sermaye birikimini mümkün kılmıştır, der max weber
- almancası "die protestantische ethik und der geist des kapitalismus" olan max weber kitabıdır. weber'in bu kitabı bugün için oldukça tartışmalıdır. protestan etiğin avrupa kalkınmasında başat bir rol oynadığını söylemektedir, buna karşılık protestanlığın aynı zamanda bir sekülerleşme modeli olması ve bizatihi kendisinin kalkınmanın bir sonucu olması daha muhtemel gözükmektedir. ilerleme, kalkınma ve ticaretin artması gibi olgular dinsel yorumlardan bazılarını dışlar ve başka bazılarını onların yerine koyar, çünkü insanlar "böyle olmuyor, demek ki din bunu emrediyor olamaz" derler genelde. katolik ve kapalı hatta yer yer çileci yaşam tarzı bu anlamda kalkınan ülkelerde protesto edilmeye başlamıştır, ve ticareti, zenginliği de makul bulan yeni bir hristiyanlık yorumu güç kazanmıştır demek çok daha doğru olacaktır. weber'in yorumu ise tam tersinedir, yani sanki protestan olmasalardı kalkınamayacaklardı gibi bir düşüncedir weber'inki ve oldukça lineer ve avrupa merkezli kalmaktadır, nitekim kalkınan hemen her coğrafyada din, ticareti ve zenginliği onaylayan şekillerde yorumlanmaya başlamaktadır. bu ne hristiyanlığa ne protestanlığa özgüdür. oysa bilinçli (intended) ya da bilinçsiz (unintended) anlamda bir nedensellik olduğu tartışmalıdır, ilk değişen din yorumu değil ilk değişen kalkınmışlıktır.
liberal demokrasiler de gene aynı şekilde kalkınmanın ve refah'ın bizatihi sebebi değillerdir, para kazanan ve harcayan güçlü bir burjuvazi ortaya çıkar, sonra bu kişiler harcama ve kazanma anlamında daha da çok serbestlik ister, çünkü işlerine gelen budur. o zaman o ülke liberal demokrasi olur. kendisi ve halkı fakir bir ülkede liberal demokrasi isteseniz de sesinizi duyurmaya gücünüz yetmez. kendisi ve halkı zengin bir ülkede de vatandaşları bastırabilecek hiç bir diktatör çıkamaz veya yerinde kalamaz. ilişki tersinedir yani. başka türlüsü, ki weber'in söylediği bir anlamda budur, bir tür avrupa ırkçılığı olur.(earendill, 17.11.2008 17:40 ~ 18.11.2008 18:35)
- kısaca," cenneti garantilemek için, çok çalışmalısın hacı, tanrının cennetine sokacağı şanslı azınlığa mensupsan eğer, bunu zaten mesleğinde başarılı olarak gösteriyor olmalısın.." diye düşünen protestan mezheplerini inceler.
(bkz: asketizm)(euromos, 28.03.2009 00:46 ~ 00:46)
- ünlü alman düşünür max weber in teorisi. protestan ahlakına göre çalışıp çok daha iyisini yapmak yaratıcıya karşı ulvi görevimizdir. ona haksızlık etmemek için durmadan çalışmalı ve bir adım ileriye gitmeliyiz. mantıken kapitalizmde de aynı mantık var. daha çok çalıştırılan işçiler, daha az ödenen ücretler... sonuçta çok az bir giderle çok fazla daha adın atılmış oluyor. tabi işin etik kısmına hiç değinmemiş sağolsun weber...
|