neden protein dediklerini anlayamadığım ve belki de beni saçmalamanın eşiğine getiren bu sözcükte bi önceki versiyon gibilerinden anlama gelen pro ve tein birleştirilmiş... enteresan olmuş.. yağ ve karbonhidratlarla birlikte anılır çoğu zaman. yapıtaşları da aminoasitlerdir.
temel olarak karbon, hidrojen, oksijen, azot ve bazen de sülfür içeren, aminoasit zincirlerinden oluşan, vücutta fonksiyonel olan her bokla alakası olan makromoleküller...
latince birinci demek olan 'protos'tan türemiştir. birinci sıradaki, ilk element anlamına gelir. (adını unuttuğum) isveçli bir bilimadamı fibrin ve albüminin hayvansal gıdalardaki temel bileşeneler olduğunu keşfedip bu ismi önermiş.
fonksiyonel olabilmesi için genelde 4 bölümden oluşan bir paketlenme süreci geçirir, kısaca özetlersek: primer hali birkaç amino asitin bir araya gelerek polipeptit şeklini almasıdır, sekonder halinde ise bu zincir daha uzun olur, tersiyer halinde uzamış olan zincirlerin belli bölgelerinde katlanmalar olur,kuvarterner halinde ise bu katlanmalara ek olarak belli bölgeler arasında bağlar oluşur ki bunlar genelde disülfit bağlarıdır.
uzayıp giden sıkıcı dna molekülünün aksine yaşamın yük beygirleridir proteinler... az laf çok iş mantığıyla canlı organizmaların işlevsel süreçlerinin devamlılığını sağlarlar. en küçük kıvrımlarına kadar sevilip okşanmalıdırlar. allah başımızdan eksik etmesin ne diyim...
yapısında karbonhidratlara nazaran daha fazla enerji depolamasına rağmen, vücutta diğer yerlerde görev alması nedeniyle 3.dereceden enerji kaynağı olarak kullanılırlar.
70 kglık bir insanın vücudunda yaklaşık 6000g kas dokusu proteini bulunur ve bütün bu kas proteinlerinin yakılması halinde 24 000 kcal enerji elde edilebilir. potansiyel enerji rezervi yüksek olmasına rağmen normal koşullarda enerji oluşturma amaçlı kullanılmaz(esansiyel alınan proteinler yıkılıp aminoasitleri sentez işleri için kullanıldıktan sonra geri kalan kısmı enerji üretme veya glukoneogeneze katılmak için kullanılır.)
insanın yapısındaki en önemli yapıtaşıdır.insanların birbirine benzememesi,karakteristik özelliklerinin farklı olması(bağışıklık,metabolizma hızı vs.)protein yapısının farklı olmasından kaynaklanır.örneğin;aynı boyda aynı kiloda aynı renkte kısacası herşeyi ama herşeyi aynı olan iki insan 20 km.boyunca koşsalar önce hangisinin yorulacağını belirleyen faktörler arasında protein yapılarının farklı oluşu ilk sıradadır.
primer yapısı genetik bilgiyi taşıyan dna molekülleri tarafından denetlenen amino asitlerden oluşan polipeptitlerdir. ilk kez 19.yy ortalarında gerardus muller izole etmiştir. proteios: ilk, önemli anlamına gelen protein adını berzelius adlı bilimadamının tavsiyesi ile koymuştur.
amino asitlerin birleşmesi sonucunda oluşan moleküllerdir. yirmi çeşit amino asidin farklı şekillerde dizilimi ile çok çok fazla yüz binlerce farklı çeşit amino aist oluşabilir. bir proteindeki amino asit sayısı oldukça değişkendir. mesela insandaki orta büyüklüktebir proteinde yaklaşık 300 tane amino asit varmış ya da kandaki oksijen taşınmasında rol alan hemoglobin proteininde 547 amino asit bulunmaktaymış. ayrıca birçok hayati görev proteinler ile sağlanır.
genel olarak iki büyük gruba ayrılırlar: globüler ve fibröz . globüler proteinler küresel halde olup enzimlerin çoğu bu yapıdadır. fibröz proteinler ise ipliksi yapıdadırlar. saçta bulunan keratin fibröz protein yapısına örnektir.
sahip oldukları bağlara göre ise dört tiptir: primer , sekonder , tersiyer ve kuarterner.
primer yapı : aa'lerin n ucundan c ucuna olan sekasnsı primer yapıdır.
sekonder yapı: hidrojen bağları polipeptit zincirlerini katlayarak sekonder yapıyı oluşturur. en iyi bilinen sekonder yapı alfa helikstir.
tersiyer yapı : üç boyutlu yapı. van der waals bağları hidrojen bağları tersiyer yapının oluşumunu sağlar.
kuarterner yapı: disülfit bapları gibi bağlar kuarterner yapıyı meydana getirir.
proteinlerin görevleri: kataliz (enzimler) , haberleşme (hormonlar) , taşıma ve depo (hemoglobin vs) , yapı ve hareket (kollajen, keratin vs) , beslenme (kazein) , bağışıklık (antikorlar) , regülasyon (transkripsiyon faktörleri)