propaganda 

adana çık aradan

  1. sepulturanın chaos a.d. adlı 1993 çıkışlı albümünden bir parça. en bilinen parçalarından biridir. bu ay verecekleri konserde seslendireceklerini umuyoruz.
    (nightwish, 07.03.2005 00:24)


  2. sinan çetin'in yönetmenliğini yaptığı, kemal sunal, metin akpınar, rafet el roman, meltem cumbul ve ali sunal gibi oyunculara sahip bir türk filmi.
    (bkz: ankara ankara güzel ankara)
    (dedi ki normal, 07.03.2005 00:29 ~ 00:31)
  3. birisine bir fikri veya inancı benimsetmek için yapılan çaılşmalar bütünüdür.
    (bkz: imece usulü)
    (gülümsün, 07.03.2005 00:34)
  4. propaganda kavramı, gerek içerik gerek biçim ve gerek uygulama bakımından farklı biçimlerde tanımlanır ve yorumlanır. propagandanın temel işlevi, insan davranışlarını belirli bir fikir çerçevesinde güdüleme ve yönlendirmedir. tarihi insan kadar eski plan propaganda, başlangıçta, herhangi bir doktrini yaymak için kurulan örgütleri ifade etmek amacıyla kullanırken, zamanla doktrinin kendisini ifade etmek amacıyla kullanılmaya başlamış, daha sonra ise doktrini yaymak için kullanılan teknikleri ifade eder duruma gelmiştir.
    (neverwinter nights, 13.06.2005 13:48)
  5. propaganda, sözcük anlamında latince tohum ekmek, dağıtmak, yaymak anlamlarına gelen propagare kökünden türetilmiştir.
    (neverwinter nights, 13.06.2005 13:49 ~ 13:50)
  6. sinan çetin in yönetmenliğini yaptığı film. yaşanmış bir olaydan esinlenerek oluşturulan bir senaryosu vardır. türkiyenin savaştan sonra yeni yeni sınırları çizilirken, bir köyün yarısının sınırın bi tarafında, diğerinin de sınırın diğer tarafında kaldığı durumlar çok fazla görülürmüş. hatta bir evin bile birkaç odası sınırın ötesinda kalırken, bir kaç odası diğer tarafta kalırmış. velhasıl, akrabalar, komşular bu durumda, bir süre sonra ayrı ülkelerde yaşayan kişiler olmaya başlarmış.
    filme dönecek olursak, kemiğini bu öykünü oluşturduğu film, sınırın ayrı taraflarında yaşayan iki arkadaşın (metin akpınar ve kemal sunal) çocuklarının birbirine aşık olması üzerine kurulu. kemal sunal ın oğlu ali sunal da tesadüfen ekibe dahil olup, görev düşkünü bir memuru oynamıştır. film bir çok ödül almıştır çeşitli festivallerde.
    (emma, 20.03.2006 19:00 ~ 19:00)
  7. kuzey kore'de reklam panosu* yerine sık sık görülen şey.
    (3in1, 01.01.2007 20:25)
  8. adolf hitler demiş ki :

    " propagandanın ustaca ve sürekli uygulanması sonucunda insanların cenneti cehennem veya tam tersi bir şekilde sefil bir hayatı da cennet olarak görmeleri sağlanabilir. "
    (soldier in the army, 10.03.2007 00:11 ~ 00:12)
  9. sepultura 'nın bir parçası. sözleri;

    why dont you get a life and grow up
    why dont you realize that youre fucked up
    why criticize what you dont understand
    why change my words, youre so afraid

    you think you have the right to
    put me down
    propaganda hides your scum
    face to face you dont have a word to say
    you got in my way, now youll have to pay

    dont, dont believe what you
    see
    dont, dont believe what you read
    no!

    ı know my ways, ım here to stay
    ı didnt start all this yesterday
    ıll prove you wrong all the way
    life teaches me youre always alone

    dont, dont believe what you
    see
    dont, dont believe what you read
    no!
    (soldier in the army, 21.03.2007 21:05)
  10. eğitim bilimcilere göre zoraki kültürlemedir.
    (papazzz, 04.04.2007 16:43)
  11. bir ismet özel şiiridir..

    köleler gördüm, karavaslar
    hayaları burulmus bir adamın ayaklarını yıkamaktalardı
    artık kelimeleri kalmamış fiyatları sormaktan
    saçları taranılmaktan usanmışlar
    sinemalarda saklanıyor kışın
    yaz olunca denizin yalayışlarına
    kaldırımlarda demokrat
    otobüslerde dindar

    geceyi
    saatlerine bakarak anlıyorlar
    ve sabah
    gökyüzünün karnını gerdiği zaman
    dağların kokusundan fabrikalar
    acıkınca
    köleler!
    gözleri camekânlarda.
    silâhlar gördüm
    namlusu akla çevrilmis sahra topları
    mürekkebin utandığını gördüm basılı kâgıtlarda
    tetiğe basan parmaklarda çare yok, gördüm mürekkebi:
    çare yok, radyoları kapatsam
    çare yok, secde etsem anılarıma
    bu bozulmus yeminlerin bayrakları altında
    olacak şeymi duymak portakal bahçelerini
    mermiler araya girmeden anlayabilir miyiz artık
    hangi kızlar hangi serin yerlerimize değdi:
    sanırdik saçlarımız kumrularla kaplanır
    bir çocuk, işte ırmak! diyerek haykırınca
    o zaman belki çocuklar zabıtalardan daha çoktu
    belki biz daha çok ağlardık bir ask pıhtılanınca:
    gördüm
    gözlerinde zindanlarla bana baktıklarını
    düşündüm yaslanarak şehrin kasıklarına
    düşündüm kafa kemiklerimi eritinceye kadar
    nedir bu kölelerin olanca silâhlari
    silahların köleleri olmaktan başka
    bıkmadım
    koyu renkler kullanıyorum hayatımda
    koyu mavi, acıyı anlatırken
    sessizce öperken, koyu beyaz
    ve saçlarım hakaretlerle okşanırken
    koyu bir itiraf sarıyor beni
    susmak elbette zehirlidir
    ve rahatlık getirir yazıklanmak da
    ey tenimde uzak yolculukların lekeleri!
    ey çocuklarda uyuyan intizamsız güneşler!
    gelin ve boğdurun bu köleleri
    (magdelena, 05.06.2007 17:08 ~ 07.06.2007 19:09)
  12. her izlediğimde gülmekten ağladığım şahane film.oyunculuk süper,yönetmenlik süper daha ne olsun.ölmeden önce izlenmesi gerekir.
    (marv, 30.06.2007 20:50)
  13. kandırma, aldatma, ikna etme, dezenforme etme, yönetme, yönlendirme, manipulasyon vs. aracı. işaret ettiği ise manidardır. kim kimi kandırır. kanan kandırana nanik mi yapmaktadır bıyık altından. kanmak isteyen kandırmak isteyeni mi mahmuzlamıştır. bilinmez kati bir şekilde. galiba böylesi bir çıkarma daha makul ve mantıklı gibi: propaganda insanları aldatmaz; sadece kendilerini aldatmalarını kolaylaştırır. esas vurgu kanmak isteyenedir burda. bilincinin hazır oluşu. pavlovun meşhur iti gibi..
    (lord of the words, 11.07.2007 23:25)