|
|
- ing. telaffuz, söylem, telaffuz etmek.
- doğrusu pronounciation olan kelime
- doğrusu "pronounciation" olmayan kelime. "pronounce" eyleminden isim türetilirken "o" harfi düşer ve "pronunciation" olarak yazılır. sık yapılan bir hatadır; yine de, yapanın canı sağolsundur.
- pronanşieyjın'ı* zor olabilen ingilizce sözcüktür.
- üçüncü nesil yazardır. ya kendisine hoşgeldin diyen olmamış ya da hoşgeldin diyenler uçmuş göçmüş bu diyarlardan. lanetli olabilir hatta bana da sirayet edebilir ama uğur yapıyorum du bakalım
- (bkz: repeat after me)
- eskişehir de içindeki filozofu keşfet zirvesi vesilesiyle tanıdığım bir güzel adam.
valla, taa ankara'dan kalktım geldim bu zirveye; ama sadece bu adamı tanımış olmak için bile değerdi buna. hasbi tavrını ve o cool duruşunu da ayrıca yazıyorum bir kenara.
evinde misafir etti sağolsun. bu vesileyle, o acaip renkli iki ev arkadaşını da anmadan geçmek istemem. hepsine teşekkürler.
bu adamda acaip bir de ressamlık yeteneği var. sen işi gücü bırak, otur, saddam hüseyin portresi çiz. acaip de olmuş yani, fotoğraf gibi. küçük dilimi ısıracaktım, bulamadım mamafih.
bi de gecenin bi yarısı polise ifade vermek zorunda kaldı bu adam, ama nasıl kıvırdı, nasıl kıvırdı, tanyeli halt yesin* polisi içeri alıp bi bira ikram etmediği kaldı yani.
lilapause'a verdiği geceliklere değinmezsem de allah taş yapar. abicim o küçücük şeye, o kocaman elbiseler verilir mi yaa. kayboldu içinde çocuk. zaten sempatik, bi de öyle olunca ısıracağı geliyor adamın.
kardeş, kahvaltı enfesti. bi dahaki sefere börekleri patatesli istiyoruz ama, bilesin *
son olarak, aysa ile birlikte, geldi otobüsümün hareketine kadar bekledi, el salladı arkamdan. valla teşekkür nasıl edilir bütün bunlara ama, teşekkür ediyorum pronunciation. sayende, ne zaman eskişehir'de zirve olsa, potansiyel katılımcı oldum. böyle de bir bağımlılıkmış bu güzel şehir.
- çaylak edildiğinin farkına vardığım değerli ve heybetli insan.
ek: maalesef böyle bir yazar aslında yok.
|