belki ilginizi çeker
  1. · haberler bitince sunucunun dosyalarla oynaması
  2. · 30 nisan 2007 erdoğan ın ulusa sesleniş konuşması
  3. · sarı sıcak
  4. · bir istanbul masalı
  5. · madde 98: hiç olmayacak birine dünyanın en inanılmaz konuşmasını yap (reklam)
gündem
  1. · günün tek cümlelik özeti
  2. · erkekte ses tonu
  3. · zongul ducks
  4. · kurban bayramı vahşeti
  5. · yeşim salkım
  6. · 100 opera
  7. · tunceli alevileri dinsizdir
  8. · yaşanılan şehre duyulan aşk
  9. · okuyor musun sorusuna alternatif cevaplar

prompter  

  1. genelde spikerlerin, program sunucularının söylemesi gerektiği lafları okuduğu cihaz..kameraya yakın bir mevkide durur ve sanki ezberlemişcesine sunucu ordan yazıları okur..

    edit: usta yönetmen panavision'dan gelen açıklamalar ışığında kameraya bağlı bir cihaz olduğunu söylemek zorundayım..öyleymiş..
    (zeus, 02.05.2005 23:19 ~ 03.12.2007 16:08)
  2. prompter, kameraman dışında stüdyoda bulunan bir başka görevli tarafından "akıtılır." televizyonda kimi kez sunucuların duraklaması, hatalı okuması büyük ölçüde bu "akıtma" sırasındaki hız ya da yavaşlıktan kaynaklanır.
    (sinefilolog, 29.11.2007 22:33)
  3. operada şarkıcılara sözleri unutmamaları için yardımcı olan kişi. televizyondaki cihaz versiyonu için (bkz: teleprompter) ya da (bkz: autocue)
    (panavision, 29.11.2007 22:48)
  4. bir gün imamların, hutbeyi ona bakarak okuyacağını düşündüğüm cihaz. minberin girişindeki hocaya bakan alınlık kısmına bağlanabilir.

    hutbeyi elindeki kağıda yazıp da, sayfa sırasını karıştıran, dakikalarca cümlenin devamını arayıp bulamayan, koskoca camide çıt çıkmadan herkesin birbirine bakıp hocanın yerine mahçup olup tebessümle başını söğüt dalları gibi yerlere kadar eğdiği, benimse kendilerine çok gülüp bir türlü kızamadığım bu imamlar için, çağın buluşu olabilir. minberin tırabzanındaki kontrol butonlarıyla promterin sayfalarını aşağı yukarı da yapabilsinler lütfen.

    hatta mümkünse; hutbe arama seçeneği olsun. hutbe veritabanından, favori hutbelerden istediğini okusun.

    yemeğini yeni yemiş ve henüz dişindeki maydonozu bile temizleme imkanı bulamadan hutbeye çıkan imamlarımız için, ikide bir geğirme riskine karşı, playback seçeneği olsun. playback yapılacak imamın kalıbına göre ses seçenekleri olsun: bas, bariton, tenor, buğulu, davudi imam sesi. minyon bir imama, metin milli sesi uymaz diye; ileri versiyonlarda, optik göz imamı tarayıp, seçtiğiniz ses kalıbınıza uygun değil, lütfen ses tipini değiştirin desin.

    hutbeden önce; prompter ekranından imam efendiye moral verici bir kaç cümle verilsin (bkz: diyanet'in olay butonu); "hocam, cumanız mübarek olsun" ya da "hocam, bu hafta gündem çok gergin olduğu için, yumuşak geçelim, islam'da kalp kırmama konusunu ya da devlet başkanının sözünden çıkmamak gibi konuları işleyelim" denebilsin.

    (bkz: minberin yürüyen merdiven olması)
    (ankilozan spondilit, 26.06.2009 23:33 ~ 23:36)
  5. şu anda yayınlana show tv haberlerinde spikerlerin göz hizasında değilde biraz aşağıda tutulan ve spikerlerin şaşı gözükmesini sağlayan alet. bundan önce haberleri sunan kadın spikerde aynı durumla karşı karşıya kalmışt. üzülerek seyrediyoruz.
    (asymmetry, 21.07.2009 13:33 ~ 13:34)
  6. "“prompter”, televizyoncuların nicedir aşina olduğu bir alet...
    okuyacakları metin, kendilerini çeken kamera önüne yerleştirilen bir cama yansıtılıyor. böylece kameraya bakarken doğaçlama konuşuyormuş gibi yapma imkânı buluyorlar.
    zamanla bu cihazı siyasetçiler de keşfetti.
    örneğin başbakan, kapalı salon toplantılarında, grup konuşmalarında hep prompter kullanıyor. kürsünün hemen sağına ve soluna yerleştirilen camlar, karşıdan bakınca şeffaf görünüyor; ama erdoğan, orada yapacağı konuşmanın metnini kendi konuşma hızına göre akarken görüyor.
    ve gerçekten çok yetkin bir şekilde bir sağa bir sola dönerek, ezbere konuşuyormuş süsü vererek ve “hiç çaktırmadan” okuyor.
    * * *
    niye hep prompter istediğimize gelince...
    çünkü o cihaz olunca başbakan’ın ağzından bal damlıyor.
    cihazın bir özelliği midir, nedir; arada o cam levha olduğunda erdoğan’ı dinlemelere doyamıyoruz.
    sağa dönüyor necip fazıl’ı, said nursi’yi sahipleniyor, sola dönüyor nâzım hikmet’i, ahmet kaya’yı anıyor.
    bir arada yaşama iradesinden, farklılıklara hoşgörüden dem vuruyor:
    “bizim hamurumuzda dışlamak, ötekileştirmek yok” diyor.
    bu ülkeye vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkesin meselesini kendi meselesi sayıyor.
    * * *
    sonra prompter sökülüyor.
    camlar aradan çıkıyor.
    o munis erdoğan gidiyor, başka bir erdoğan konuşmaya başlıyor:
    sevmediği yazarlar için “bunlar köpeğiyle yatar, köpeğiyle kalkarlar” deyiveriyor.
    sevmediği muhabirlere akreditasyon yasağı getiriyor.
    hoşuna gitmeyen gazeteler için boykot çağrısı yapıyor; “bunları evinize sokmayın” talimatı veriyor.
    sevmediği karikatürleri çizenlere, bugüne dek hiçbir başbakan’ın açmadığı kadar çok tazminat ve ceza davası açıyor.
    kendisine itiraz eden bir çiftçiye -o anda arada prompter olmadığı için tabii- hamurda dışlamak olduğunu unutup “ananı da al git” diye çıkışıyor.
    üniversite yasasını beğenmeyen rektörlere “edepsizler” diyor.
    dış politikayı eleştiren diplomatlara “gevşek, yumuşak monşerler...” sıfatını yapıştırıyor.
    “tek bayrak, tek milleti kabul etmeyenler çekip gitsin” derken hoşgörüsünün sınırlarını çiziyor.
    * * *
    yani bir bakıyorsunuz, genel seçim gecesi balkondan birlik mesajları veren, “herkesin başbakanı” oluyor.
    sonra bir anda balkondan düşüp “almayayım ayağımın altına” moduna geçiyor.
    o yüzden başbakanlık görevlilerinden rica ediyoruz:
    şu prompteri sürekli yanlarında taşısınlar.
    erdoğan nerede konuşacaksa, hangi uluslararası panele katılacaksa, kime kızacak, kime çıkışacaksa, bi zahmet önüne kuruversinler.
    biz karşımızda hep bir “prompter başbakanı” görmek istiyoruz."

    can dündar
    (ahead full, 05.10.2009 12:57)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil