|
|
- iki geç mühendisin kendi garajlarında şans eseri geliştirdikleri bir makinanın zaman üzerinde etkili olması ile başlayan film. zamanın göreliğine dayanan değişimlerin ahlaki irdelemesini inceden inceden yapan diğer taraftan da insanın kendi kaderini eline alması ile almaması arasındaki tarihsel süreci etkileyecek sorumluluğun insan iradesine verilmesi ile başlayan bunalımların birikimini konu alan 7000$lık film. (bkz: ilginç)
(giberling, 21.02.2005 11:49 ~ 25.02.2005 18:55)
- dna sentezinin başlayabilmesi için gerekli olan küçük (~20 nükleotid) dna veya rna dizisi. dna yı sentezleyen enzim olan dna polimeraz, senteze sıfırdan başlayamadığı için bu küçük dna dizisine ihtiyaç duyar. vücutta genelde primer olarak küçük bir rna dizisi kullanılırken yapay dna sentezinde (bkz: pcr) ticari olarak üretilen dna dizileri kullanılır.
ayrıca daha büyük bir patlayıcıyı patlatmak icin kullanılan küçük bir miktar patlayıcıya da primer denir...
- if film festivali çercevesinde gösterimde olan, ama çok çok bağımsız olduğu için (!) çoğu kimsenin ilk sefer izlemledikleri kadarıyla bir şey anlamadığı film..
zaman makinesi ve felsefesini konu alan bir film ama nedense "daha ne yapsak da millet hiçbir şey anlamasın" diye kasılmış..bu bariz bir şekilde ortadadır..nitekim zaten konu çok karmaşık, insanoğlunun asırlardın kafasında yer edinmiş bir sorundur zamanda yolculuk ama böyle bir film ile de iyice çözümsüz kalıyor..hiçbir şey anlaşılmıyor..
filmin forumlarında konuşulanlar arasından şunu gördüm; "7 kere izledim hala anlamadım bazı noktaları"..
zaten film kısık bir bütçe ile çekilmiş *..bağımsız ya, lakin bir tripod alamayacak kadar bütçe kısıtlandırılmış..kamera sürekli hareketli, sağa sola, insan filmi izlerken midesi bulanır mı ya??!!?..hadi onu geçtim bari biraz güzel bir kamera ile çekimler yapılsaydı..bildiğimiz sony'nin eski tarz * o kameraları ile çekilmiş, ses düzeni ile ilgili filmin başında uyarı var; "bu filmdeki ses bozuklukları filmin orijinal kayıtlarından kaynaklanmaktadır"..harbiden de filmin arka atmosfer sesleri çok rahatsız edici; bir sahnede havuzlu bir bahçede filmin 2 ana karakteri muhabbet ediyorlar, ama arkadaki su sesi çok kötü yansımış filmin çekimine ve adamların ne konuştuğunu duymamıza engel olmuş..bu tarz hatalar çoğu sahnede tekrarlanıyor..
şahsi kanaatim bu filmi başarısız olarak nitelendirdi; konusunu anlasaydım biraz daha detaylı bir tema çıkarabilirdim ama o konuda da eksik kalınca, boşa giden zaman olarak değerlendirdim..
- kısa tutulduğu söylenen fakat bence tam olarak anlayabilmek için 180 dakika olması gereken film. madem bre yönetmen kardeşim bütçeyi bu kadar kısıtlı tutuyorsun, bu filmden bir cacık da bekleme diyorum sana. ne kadar ekmek, o kadar köfte. bir de beğenmedim oynayanların tiplerini, aktörlüklerini. mühendis adam böyle resmedilmemeli. çalıştıkları sahnelerde fight club havası vermeye çalışmışlar biraz da hafiften. çok sıradışı, çok sürrealist bir film.
- shane curreth tarafından yazılan ve yönetilen, 2004 yılında sundance'da jüri büyük ödülü kazanmış olan film. türkiyede kapsül adıyla gösterime girmiştir.
- transformatörlerin giriş (birincil) sargısı.
ayrıca elektrikçi dükkanı açan bir tanıdığım dükkanı için isim sorduğunda bu ismi önermiştim. (bkz: isim babası)
- 2004 yapımı senaryosunu ve yönetmenligini bir mühendisin yaptığı 7000 dolar gibi bir bütçeyle çekilmiş bir film.
----yorum yüksek dozda spoiler içerir----
film ilginç bir şekilde başliyor adamın kafasından acaba bir yeri falan mı havaya uçuracaklar olgusu geçiyor ya da başka bir şey *. ama daha sonra olaylar biraz daha farklı oluyor ve zaman yolculugu gibi bir kavramı işliyor aslında zaman yolculugundan daha çok zamanın belirli bir mekanda donmasını ve o mekan dışında işlemesini sağlıyorlar ya da tam tersi o mekan içerisinde zamanın daha hizli hareket etmesi gibi bir olgu. böylelikle kendileri içerideyken dışarıda onların bir klonu da bulunmuş oluyor. ve bir şekilde zaman yolculugu gibi bir şeyler gerçekleşiyor. aslında zaman yolculugunun paradoksallığı olayı yeterince anlaşılmaz kılmaya elverişli iken, yönetmenin de olayları iyi yansıtamamasından kaynaklı bazı kopukluklarda var. en basitinden filmi izlerken ben birşeyler anladım ama acaba doğru mu anladım kuşkusu içerisindesiniz öyle ki o kuşkuyu hissetmekten zaten anlamanız ve kafa yormanız gereken bir filme konsantre olamiyorsunuz. hele bir de konu zaman yolculuğu gibi bol yan etkili paradokslarla dolu ise bu biraz daha zahmetli olabiliyor. somut bir örnekle a ve b noktaları arasındaki döngüsel hızdan bahsediliyor deney esnasında saat tutulduğundan bahsediliyor ama ortada görebildigim bir saat falan yok yönetmen bunu özellikle mi yapmıştır bilemem ama orada saatin başlangıçta ve bitişinde 1-2 saniyeligine izleyicilere yansıtılması olayları algılama açısından hem kolaylık hemde bütçe açısından yönetmene tasarruftur ki yönetmen sık sık filmdeki eleştirilere bu bütçeyle bu kadar cevabı veren bir tiplemedir. sonuç olarak her ruh halinde izlenmeyecek biraz değişiklik olsun diye izlemek istiyorsanız izlemenizi tavsiye edeceğim, yok ama paradoksları sevip kafa yormak hoşunuza gidiyorsa tavsiye edebileceğim kafada yer yer soru işaretleri bırakan kafa yoran bir film izleyicinin öyle ekrana mal mal bakmasını engelliyor zira bakarsanız filmden bir halt anlamıyorsunuz.!!!
----yorum yüksek dozda spoiler içerir----
- bobin ve trafolarda giriş sargısı
(bkz: sekonder)
- gecenin bir yarısı uykusuz bir beyinle izlendiğinde hiç bir şey anlaşılmıyor bu filmden. hoş, %100 konsantre olup izleseydim de anlayacağımı pek sanmıyorum. tek çözebildiğim şeyler konunun zamanda yolculuk ve bunun getirdiği sorumluluklar olduğu.
primer'i değerlendirmem gerekirse şöyle derim: zerre bir şey anlamadığıma göre süper bir yapım. helal olsun çocuklar, kafa bırakmadınız!
|