klasik deyip geçilmemesi gereken,okunmaması büyük kayıp olan dostoyevski romanı. başlangıcında yazar oldukça karamsar bir tablo çizer,dramatiktir, insanoğlunun gaddarlığına, bencilliğine küfredersiniz ki bu raskolnikovun rüyasında doruk noktasına ulaşır.bunlar raskolnikov için işleyeceği suça bir temel, bir meşrutiyet,bir motivasyon oluşturur. dostoyevskinin tasvirleri, tahlillleri okuyucuyu alır götürür, olayın içindesinizdir artık.raskolnikov baltayı indirdiğinde, sizde pişmanlık duyarsınız.
kapı çaldığında, ya da alt kata inip kapının arkasına saklandığınızda sizin de kalbiniz güm güm atar.
hülasa-i kelam okunması elzemdir.
amerika'da bazı okullarda hukuk bölümlerinde başlıbaşına ders olarak okutulan dostoyevski romanı. edebiyat dünyasında çok özel bir yere sahiptir.sanılanın aksine ağır bir dili olmadığı gibi sürükleyicidir de.
bir insanın işlediği korkunç cinayetler... ardından başlayan bunalımlı yaşam, geçmişiyle yaptığı isteksiz yüzleşmeler, işlediği suçun ıstırabından kurtulma çabaları... ve en sonunda aşkın akıl almaz gücüyle kurtuluşu bulması. çıktığında rusya'da gençleri ayaklandıran bir dünya klasiği...
dostoyevski'nin realizm akımının etkisinde yazdığı ve dünya klasikleri arasına girmiş romanı.ana karakter raskolnikov dostoyevski'nin kendi ruh halini ve yaşam biçmini gösterir.razumihin ise yazarın çocukluğundan beri içinde taşıdığı iyi duyguları, insancıllığı ve neşeyi temsil eder.
okuyucuyu okurken etkisi altına alan ve psikolojik durumları çarpıcı bir biçimde anlatıyor olması yönüyle okuyucunun belleğinde yıllar geçse de özel yerini koruyan bir eser. bu sebeplerdendir ki "klasik" adlandırmasını sonuna kadar hakediyor. tavsiyem şudur ki; bu kitabı ortaokul veya lise çağlarında okumuş iseniz bile olgun çağlarınızda bir defa daha okuyunuz. size vereceği haz daha fazla olacak, kimi olaylara bakış açınız daha da genişleyecektir.
her hayat döneminde en az bir kere okunması gereken on onbeş kitaptan bir tanesi. hem edebi bir başyapıt hemde mükemmel bir roman olmayı başaran nadir kitaplardan sadece raskolnikov kimmiş öğrenmek için bile okunmalıdır.
roman kesmemiş bir de tiyatrosuna gitmiştim. fakat yönetmen çok sevmiş olacak ki cenaze törenini o kadar uzun tutmuştu ki artık 25. dakikayı görünce saatimde sanırım çıkıyordum ki diğer sahneye geçtiler.
orhan pamık'un benim adım kırmızı romanını yazarken ilham aldığı kitap. zira öykü aynı, tahliller aynı, sadece mekan ve insan farklı. başka isim bulamamış, kırmızı koymuş katilin adını.
raskolnikov'un cinayet anında baltayı kullanışı o kadar detaylı anlatılır ki, balta üreticileri romanın bu sayfalarını copy - paste yöntemiyle "balta kullanma kılavuzu" olarak rahatlıkla yayınlayabilirler. balta üreticileri için ab'ye uyum sürecinde bu da gerekecek o bakimdan..
bir kişinin işlediği suç sonrası ne toplumun, ne devletin ne de hukukun sesini dinlemesi; daha öte, çok daha derin olan “vicdan sesi”nin yükseldiği romandır. bir kişinin işlediği suç sonrası vicdanıyla hesaplaşmasının mahkemesidir bu eser. hukuk bir kenara itilmiştir, insanlık adına suç kelimesi vicdan denilen mahkeme salonunda yargılanır.
hukuk eğitimini yoksulluğu nedeniyle bırakmak zorunda kalan raskolnikov, borçlu olduğu, insanları yediğini düşündüğü ve en önemlisi ‘yaşama dair bir amacı’ olmayan tefeci bir kadını öldürmek için kendine kurban seçer. ona göre eğitimini tamamlayıp topluma faydalı olmak tefeci, toplumu sömüren ve işe yaramaz bir kadının yaşamasından daha iyidir: toplumun yararına olacaksa yasalar çiğnenmelidir…
suç işleyen insanı, toplumun değil aslında kendisinin, vicdanının yargıladığı gerçeği sindirilmiştir tüm satırlara. raskolnikov’un cinayetin işlendiği yere dönmesi ve itirafı bunun en büyük delilidir. bir dava vardır ortada ve bu kişinin sadece içinde yaşanan davadır.
romanın en sevdiğim yönü psikoloji kokması, insan psikolojisinin analizini tüm boyutlarıyla sergilemesidir.
“idego ve süper ego” kavramları ilk kez bu romanla can bulmuştur.
raskolnikov’un işlediği suç onun “id”i, pişmanlığı ve vicdanın sesi ise “süper ego”sunu temsil eder.
vicdanının suçlusun hükmünü vediği raskolnikov aslında bambaşka bir kişidir. parası olmamasına rağmen annesinin çok zorlanarak gönderdiği parayı dahi yoksul bir kadının ölen, sarhoş kocasının masrafları için harcar.
ailesi tarafından fuhuşa itilen sonia’ya aşkı da vardır….
suç ve ceza, fyodor mihayloviç dostoyevskinin olgunluk dönemi eseridir. onun yaşadığı epilepsi hastalığı diğer eserlerinde olduğu gibi bu eserde de ortaya çıkmıştır.
herkesin mutlaka okuması gerektiğine ve bize, vicdanımıza ait sızılar bulacağımıza inandığım bir şaheserdir.
çok psikolojik bir roman.adam roman boyunca sıtma nöbeti geçiriyor, bir odanın içindeki objeler 3 sayfada anlatılıyor, her satır tasvirlerle dolu ama bu roman yinede insanı sıkmadan kendini okutmayı başarıyor.
edebiyat tarihinin en önemli kitaplarından biri. roskolnikoff karakteri her ne kadar; toplumun yararına cinayet işlemekte zarar görmese de, yaptığı aslında bireysel bir çıkıştır. cinayetten sonra toplumsal kaygı yerini bireysel kaygılara bırakır ve roskolnikoff vicdani değerlerini sorgulamaya başlar. toplumsallık konusu alt metin olarak okunabilir. romandaki her karakter neredeyse etkendir ve romanın içeriğine etki eder. asıl merak edilen romanın nasıl devam edeceğidir. zira, yazar da bu yeni bir hikayenin başlangıcıdır diye eklemiştir romanın sonunda.
edebiyat tarihinin en önemli yazarlarından biri olan dostoyevski'nin en önemli romanlarından biri..bir klasik..okumamış eksik yaşıyor denebilir..
kitapla birlikte ana karakter raskolnikov'un bütün duygularına ortak olursunuz.kitaptaki olayları okudukça bir bir yaşamay başlarsınız.onun pişmanlığında pişmanlık duyar,sevinciyle sevinirsiniz.dolayısıyla insan psikolojisini insanı içene çekerek son derece ustaca inceleyen kitaptır...
fyodor mihailovic dostoyevski nin en güzel romanı.. son zamanlarda kolpaları ve korsanları (bkz: alkım) olmasına rağmen orjinali hala oldukça fazla satılmaktadır..
iki cilt olmasına rağmen bir solukta okunan bir romandır.. ( fazla atmayayım bir solukta değil)..
dostoyevski'nin olağan üstü yapıtı. okunması gereken enfes bir baş yapıt, çaresizlik anında insanın neler yapabileceğini raskolnikov karakteriyle muhteşem bir şekilde anlatmıştır yazar. okunmaması büyük bir kayıptır. her kötülüğün içinde bir iyilik vardır demek gelir içimden bu yapıt aklıma geldikçe.
okuyucuyu direk saran ve etkisi altına alan bir roman, detaylara ayrıntılara çok önem verilmesininde bunda etkisi büyük... kendinizi okadar kaptırıyosunuz ki kendi hayatınızda bunalımda gibi olabiliyosunuz....
mutlaka okunması gereken bir başyapıt.